• $7,3488
  • €8,9449
  • 437.539
  • 1536.11
15 Ağustos 2011 Pazartesi

Roubini biraz şaşırmış krizin sebebini değil semptomunu öne çıkarmış

Sosyetik ekonomist Nouriel'in Marx tipi kriz tezi doğru değil... Yaşananların sorumlusu politikacıların beceriksizliği. Türkiye  devletçiliği bırakıp dışa ve piyasa rekabetine açıldığı zaman kendini  toparlamıştı...

Nouriel Roubini İran'da doğmuş, Türkiye'de, İtalya'da ve ABD'de okuyup akademisyen olmuş, kötümser bir iktisatçı. 2008 krizini erken teşhis ettiği söyleniyor ama ondan önce bir düzine insan bu tür tahminler yapmıştı. Roubini 2008 yılından bu yana  iki dip  tahmini  yaptı, tutturamadı. Şimdi gene deniyor ve  yeni analizinde  'Marx üstat haklı, kapitalizm üstadın dediği gibi kendi kendini tahrip ediyor' diyor. Nasıl?  Roubini'ye göre ABD'de şirketler sadece bekliyorlar ve işten işçi çıkarıyorlar ve ekstra üretim kapasitesi var, talep yok diyorlar. Ama insanları işe almazsan emek gelir kazanamaz, tüketicilerin güveni kaybolur, tüketim ve nihai talep düşer diyor (Keynes demişti ya tüketim gelirin fonksiyonudur). Rubi'ye göre son iki yıldır  ABD'de fonlar emek sektöründen sermaye sektörüne akmakta, ücretten kara gitmekte, bu nedenle gelir dağılımı eşitsizliği artıyor, hane halkının tasarruf ve talebi şirketlerden daha fazladır, yani gelir ve servet dağılımının bozulması, yetersiz toplam talebi, daha da kötüleştirir. Emeğe ödenen ücretler kişiler için gelirdir, gelir de tüketilir. Şirketler  ayakta kalmak için ücret maliyetini düşürdükçe kendi iplerini çeker, gelir talep düşer ve ekstra üretim kapasitesi atıl kalır. Doğru ama bu durum sonsuza kadar gider mi?
ABD ve AB'de politikacılar ayak sürüyüp, zamanında önlem almayıp rating kaybetmediler ve İtalya ve İspanya'yı da ateşe atmadılar mı?  Sorun ekonomik sistem sorunu değil, siyasetçi beceriksizliği ve bencilliği!
Biz de Türkiye'de yıllarca popülizm ve  karar veremeyen koalisyonlarla yaşadık ve sonuç olarak da krizler gerçekleşti. 1978'de ABD'den Türkiye'ye kısa süreli geldiğimde anneme dışarıdan ne istiyorsun diye sorduğumda ampul ve kibrit istemişti. İhracat 2,5 milyar, ithalat ise 7.5 milyar dolardı. Siyasi kavga içindeydik. Ama 1980 sonrası devletçiliği bırakıp piyasaya döndük, dışa ve rekabete açıldık. Bugün ihracat 130, ithalat 200 milyar doları aştı.
Bakın tasarruf geleneği olan eski Mao'cu Çin ise, ücretleri düşük tutarak, emeği sömürerek milli gelirin yüzde 49 oranında (rakam yanlış değil yüzde 49) yatırım yapan bir ülke. Tüketim yok gibi. Orada yaşamak ister misiniz?

Asıl sorunu yaratan siyasetin saçmalaması
ÖRNEĞİN 1980 öncesi siyaset ve  petrol kökenli global kriz vardı ama ondan sonra yirmi yıl ise büyüme gelmişti. Sonra ABD'de devlet erkanı saçmalamaya başladı, ekonomi yönetimi bürokrasi ve siyasetçisiyle popülizme boğuldu, ilkelerden vazgeçildi, siyasetçiler oy uğruna vatandaşların hepsine ucuz ev vaat ettiler, kandırdılar, kredileri alın dediler, soyguna da gözlerini  yumdular,  konut sektörü ve finans kesimi cinayetlerine izin verdiler, bu da balonları ve krizi yarattı, kriz dev hale geldi. Sorunu yaratan ekonomik sistem değil, siyasetin saçmalaması ve oy  popülizmi idi.

BİZ NE ZAMAN TOPARLADIK?
Bizde yatırım oranı ortalama yüzde 20 üzerinde (Brezilya'da yüzde 18), çoğunu da özel sektör yapmakta! Sonuçta ne diyorum?
Nouriel'in Marx tipi kriz tezi doğru değil! Krizin sebebini değil, geçici semptomunu ön plana çıkarmış. Türkiye de, devletçiliği bırakıp, dışa ve piyasa rekabetine açıldığı ve piyasaya döndüğü için kendini toparladı!

<h3>Başkan Erdoğan'da aşı açıklaması</h3><h3>'50 MİLYON DOZ AŞI GELECEK'</h3><p>Başkan Erdoğan, Kovi

26 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

''Eren-4 Karlıova-Varto'' ve ''Eren-5 Bagok'' operasyonları başlatıldı! İşte ilk kareler

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor