• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
07 Ocak 2012 Cumartesi

Merkez Bankası'nın dövizi biter mi?

Merkez Bankaları en çok eleştirilen kurumlardır. Batı'nın ekonomi literatüründe bunun nedeni bellidir: Merkez Bankası tam eğlence zirve noktasına varmışken içecek ve yiyecekleri kapıp kaçan kurumdur! Ancak ekonomide ne yaptığı en az anlaşılan kurumlar, genelde Merkez Bankalarıdır. Bugün ise ülkemizde 'anlamama' had safhadadır.
1987 sonrasında ülkemiz Merkez Bankası'nın başına gelen R. Saraçoğlu iki önemli değişiklik yapmıştı. Birincisi, para politikası yaklaşımını, gelişmeleri ve büyüklükleri açık ve seçik bir şekilde yayınlayarak, yapılanların anlaşılmasını sağlamaya çalışmış, ikincisi de piyasaların gelişmesine önderlik yapmıştı.  
Saraçoğlu, 1990 yılında ilk defa MB'nin döviz varlıklarıyla döviz borçları birbirine eşitlenince, Para Programı adı altında, uzun vadeli hedefler belirleyen bir yapısal değişim planı açıklamıştı. Plan açıklandığında bugün MB'nin 'hata yaptığı' iddiasıyla ortaya dökülen, döviz rezervlerinin biteceğini bas bas gündeme getiren, sürekli beklentileri bozan, tüm ekonomi politikasını 'düşük faiz yüksek kur' gibi komik tek bir cümleyle açıklayabileceğini sanan Güngör Uras Ağabeyimiz, MB'nin 'bastığı para' TL'yi Merkez Bankası bilançosunun aktifine koyunca, para politikası konusunu yorumlayamayacağı açıkça belli olmuştu (Yazısı 1990 yılında Dünya Gazetesi'nde yayınlanmıştı).
Tabii bilgi dışında ideoloji engeli olan çok kişi var. Öğretim üyesi E. Yeldan da MB rezervlerinin bloke olduğu tezini ortaya atmıştı. Savunma sanayi ile ilişkili olan konular nedeniyle Merkez Bankası rezervlerinin önemsiz bir kısmı blokedir. Tabii E. Yeldan gibi ideolojiklerin ikinci tavsiyesi de Tobin vergisi denen ve 'finansal işlemlere vergi ' konarak sıcak paranın frenlenmesiydi. Bu tür önlemler hiçbir ülkede başarılı olamadı. Bugün aslında başarılı bir BRIC ülkesi olan Brezilya sorunlu: Yüzde 6 -7 civarında enflasyonla, faizi yüzde 11-12 düzeyine çıkararak, Tobin vergisi de uygulayarak sıcak paraya hakim olamadığı gibi, ekonomisi de 2011 yılının üçüncü çeyreğinde hafifçe eksi büyümeye düştü. Sekiz çeyrektir de büyümesi daralmakta. Sanayi üretimi de iki aydır eksi büyümede.
M. B'nin döviz rezervleri konusunda anlaşılamayan bir de 'brüt rezerv' kavramı, o günlerden miras kalan. Brüt rezerv ne demekti? Eskiden elektronik para ve döviz transferi yoktu. Bu nedenle örneğin ülkemizden yurtdışına döviz transferi fiziki olarak taşımayla yapılırdı. Haliyle de bu taşıma günler boyu sürerdi. Yolda olan dövizler ne bizde ne de gönderildiği yerde olduğu, yani yolda olduğu için,  döviz rezervi kavramından düşülürdü. Bu da çok küçük bir rakamdır. Bugün her şey elektronik ama 'brüt' kelimesi sanki rezervlerin bir kısmı yokmuş anlamına hala kötümserler tarafından kullanılmakta. Güngör Ağabey bu brüt rezerv kavramını çok sevdi. O bir de MB'deki altınları da düşerek rezerv toplamı yayınlamaya başladı. Altınları yok saydı!
Şimdi de bilinen nedenlerle sürekli MB'yi eleştiren Erdal Sağlam, gündeme 'net döviz rezervi' kavramını getirdi. Bu kavram münafıkların yeni oyuncağı. MB'nin en son haftalık basın bültenindeki bilançosu  23.12.2011 tarihli. Bu bilançoda aktifteki dış varlıklar (yani döviz varlıkları) 178.3 milyar TL kadar. O günün ortalama dolar kuru da 1.882. Dolar değerini hesaplayabilirsiniz. M. Bankasının pasifindeki döviz borçları ise toplam döviz yükümlülükleri adı altında 93.7 milyar TL. Bu borçların içeriye olan kısmı iki kalem: Birincisi bankaların döviz mevduatları karşılığında ve diğer nedenlerle MB'de tuttukları çoğunluğu zorunlu karşılık olan şeyler. Bu kalemin toplamı 63.6 milyar TL. Bu dövizler MB'de tutulsa da veya banka sisteminde tutulsa da tüm sistemin dövizi. Bankalarımız da MB'ye hücuma hazırlanmıyor. İkinci döviz borcu kalemi ise 'Döviz olarak tutulan mevduat' adıyla yazılan, 8.3 milyar TL değerinde ve çoğu Hazineye, yani kamu kesimine döviz borcu olan kalemler. Kamu kesimi de sıcak paracı değil, o da MB'ye hücum etmeyecek. Üçüncü kısmı ise, 'dışa yükümlülükler' adı altında temelde yurtdışında çalışan Türklerin MB'de açtıkları vadeli döviz mevduatından oluşuyor. Bunlar da 21.7 milyar TL büyüklüğünde. Bu da sıcak paracı parası değil!

12 MİLYAR DOLAR ÖDEDİ
Görüldüğü gibi bu döviz yükümlülüklerinin tümü MB'ye yarın hücum edecek 'sıcak paracı' düşmanlarımızın silahı değil. Bu nedenle de ortalıkta zaten yurtdışındaki gelişmeler için kötü beklentiler varken, bir de teknik konuya uzak vatandaşların moralini bozmasak diye düşünüyorum. Türkiye son döviz türbülansında ne kadar döviz sattı, onu tam iki hafta sonra anlayabiliriz. Ama MB kayıtları 2011 yılının tümünde 12 milyar doları aşan kamu dış borç anapara ve faiz ödemesini de gerçekleştirdi. Buna rağmen ve müdahalelere rağmen, döviz rezervi 99 milyar dolar gibi bir değerden tahminen kabaca 90 milyar dolara gerilemiştir, ama bitmiyor. Bu dönemde beklentileri bozacak açıklamalar yapmanın mantığını ben doğrusu anlamıyorum. Tabii piyasadaki iç ve dış analistler de var ve onlar da tahribat yapıyorlar. Yarın da onları tartışırız!

<p>Peki, koronavirüste son durum ne? Aşılarla ilgili yapılan araştırmalar  bize ne söylüyor? Sürü ba

Aşı araştırmaları bize ne söylüyor?

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı