• $7,3948
  • €9,0104
  • 440.831
  • 1542.45
23 Ocak 2011 Pazar

Merkez Bankası ne yapıyor?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, bu ayki toplantısında piyasaların beklemediği şekilde politika faizlerini (bir hafta vadeli repo ihale faizi) 25 baz puan daha indirdi. Aynı zamanda zorunlu karşılık oranlarında da artırım olacağının sinyalini verdi.
Geçen ay başladığı yeni para politikası uygulamaları çerçevesinde Merkez Bankası'nın attığı adımlar aslında hiç beklenmiyor değildi. Ancak, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın son dönemde yaptığı konuşmalardan sanki politika faiz oranlarının sabit tutulacağı şeklinde bir izlenim oluşmuştu. Diğer yandan özellikle aralık ayı enflasyon oranının beklenenden düşük gelmesi ve önümüzdeki dönemde de enflasyondaki düşüşün devam edeceği beklentisi Merkez Bankası'nın elini rahatlatmıştı. Enflasyondaki olumlu tablo olmasaydı, bankanın yeni politikasında bu kadar rahat adım atması zor olurdu.

Merkez Bankası'nın son birkaç aydır uygulamaya koyduğu politikanın genel çerçevesi bu ayki toplantı tutanağında da açık bir şekilde özetlenmiş:

'Geçen ay uygulamaya koyulan; politika faizinin sınırlı düzeyde düşürülmesi, buna karşılık zorunlu karşılık oranlarının artırılması şeklindeki politika bileşimi, içinde bulunduğumuz konjonktürde finansal istikrarı ve fiyat istikrarını birlikte gözetebilmek açısından en uygun seçenek olarak ortaya çıkmaktadır.'

Bankanın uyguladığı yeni politika çerçevesinde, faiz indirimlerini parasal genişleme olarak yorumlamak bize göre yanlış bir analiz olur. Banka bir yandan politika faizlerini indirirken zorunlu karşılık oranlarında sıkılaştırmaya giderek net etkinin enflasyonist olmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Enflasyondaki trend düşüş yönünde olduğu sürece, bu politikayı yerli ve yabancı basın organlarında yer aldığı gibi 'riskli bir kumar' olarak eleştirmek de doğru bir yaklaşım değil.

İngilizce'de bu tarz durumlarda dile getirilen güzel bir özdeyiş vardır: 'The proof of the pudding is in the eating.' Kabaca tercüme edersek, 'muhallebinin ispatı yenince ortaya çıkar' yani 'ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz'. Merkez Bankası yaptığı açıklamada 'yeni politika çerçevesinde alınan ve alınması öngörülen tedbirlerin net etkisinin sıkılaştırıcı yönde olacağını' vurgulayarak asıl hedefinin parasal genişleme olmadığını ortaya koyuyor.

Merkez Bankası aslında, üstü kapalı da olsa, ABD Merkez Bankası FED'in uyguladığı genişlemeci para politikaları sonucunda küresel bazda ortaya saçılan dolarların enflasyonist etkilerini sınırlamayı hedefliyor. Çünkü Amerikan dolarındaki gevşek para politikasına karşı, sermaye hareketlerini kısıtlamak, dalgalı döviz kuru politikasından vazgeçmek, portföy hareketlerini vergilendirmek gibi opsiyonlar Türkiye açısından pek de geçerli alternatifler değil.

Bu noktada, politika faiz indirimi ve zorunluluk karşılık oranlarını artırımından oluşan bileşik strateji makul görünüyor. Bu politikanın etkilerini üç ila altı ay içerisinde görmeye başlayacağız. Aynı zamanda Merkez Bankası'nın önümüzdeki hafta zorunlu karşılık oranlarını 100 ila 200 puan arasında artıracağını ve enflasyonist bir genişlemeye izin vermeyeceğini düşünüyoruz.

Son olarak, Merkez Bankası'nın açıklamasının ilk planda sürpriz şekilde algılanıp, faiz ve döviz piyasalarında görülen hareketliliğin anlık bir tepki olduğunu, uzun dönemli trende bakmak için bir miktar daha beklememiz gerektiğini düşünüyoruz. Aşağıdaki grafikte Merkez Bankası'nın son iki senede uyguladığı faiz politikası özetleniyor. İkincil piyasa faizlerinde son dönemde görülen kısmi yükselişe rağmen, tarihi olarak en düşük seviyelerin hala geçerli olduğunu vurgulamamız gerekiyor.

<p>Peki, reform paketlerinde gelinen son durum ne? Hukuk ve  ekonomide hangi başlıkları konuşacağız?

Reform paketlerinde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı