• $7,408
  • €9,0239
  • 441.284
  • 1542.45
27 Kasım 2011 Pazar

Lütfen okuyun ve izleyin!

Dünyada piyasalar çıldırmış durumda, siyasiler de şaşkın. Bir türlü karar alınamıyor. Bu arada artık hemen her konuda birbirine zıt birçok teorik ve pratik önlem önerisi medyada, işyerlerinde, kurumlarda, akademik çerçevede, sokakta, evde ve siyasi ortamlarda ortaya atılıyor. Kimse kimin bazı şeyleri neden yapmadığını veya neden yaptığını anlayamıyor.
Çaresizlik ve kötümserlik salgını risk algılamasını ve bunun sonucu olarak da nakit üzerinde oturma yaklaşımını arttırarak piyasaları kilitlemiş durumda. Bu kötümserlik bazı şeyleri farklı yapmaya çalışanların da itham edilmesini gündeme getiriyor. Bu yaklaşım ülkemizde de aşırı doz mevcut.
Ülkemizde Merkez Bankası, 1980 sonrasında büyük atılım yaptı. Bugün gelinen noktada Merkez Bankası hem bilgi birikimi, hem de bilgili insan birikimi açısından uzak ara ülke önderi haline geldi. TCMB akademik camiayı da uzak ara geçmiş durumda. Bu nedenle de anlaşılamaz hale geldi.
Ülkemizdeki medya da aynen yurtdışındaki medya gibi, büyük çapta şaşkın. Bankalar ve menkul kıymet şirketleri de şaşkın. Bu durumda Merkez Bankaları hedef haline gelmiş durumda.
Diğer bir yandan da bir konsensüs da yavaş yavaş ortaya çıkmakta. Bu konsensüs henüz tam pişmiş değil. Yeni yaklaşım aslında birçok yerde tartışılmakta. Yeni konsensüs para politikası ve maliye politikasına ek olarak makro ve mikro 'prudential' denen veya 'finansal istikrar politikası' denebilecek yaklaşımın nasıl olması gerektiği konusunda teori, uygulama ve politika yaklaşımları üretmekte.
Türk vatandaşı ve medyası bu politikalarla, bu konudaki tartışmalarla, aslında yedi sekiz yıldır Merkez Bankası'nın yayınlamakta olduğu finansal istikrar raporları çerçevesinde tanışmış olmalı idi.
Ama finansal istikrar politikalarının ülkemizde en açık uygulandığı dönem,  kamuoyuna anlatılmaya çalışıldığı, 2010 yılı son çeyreğinde Durmuş Yılmaz tarafından yapılan ikazlar ve karşılık arttırma şeklinde kamuoyuna akseden politikalar oldu. Bu politikaların nedenini anlamaya pek az kimse çalıştı. D.Yılmaz sonrası işbaşına gelen Erdem Başçı döneminde ise bu tür 'prudential' politikalar Ağustos ayında ABD'nin reyting düşüşü ve AB içinde de karar alınamayacağı ortaya çıktıktan sonra, güçlü şekilde uygulandı ve anlatıldı.
Ama vurgulayarak söylüyorum. Wall Street Journal, Financial Times, The Economist gibi ekonomi ve finans konusunda uzman olduğunu düşünerek yıllardır okuduğumuz medya da sürekli yapılanları anlayamadığından 'Türkiye faiz arttırmalı' diyerek saçmalıyordu. Bu dış negatif yaklaşım, Londra ve diğer finans merkezlerindeki yatırımcı ve finansal aracılarda, reyting kuruluşlarında ve ülkemizdeki finansal kuruluşlarda da yaygın bir şekilde gerçekleşti. Ülkemiz medyasında çoğunluk da anlamadığı konularda ezberini tekrarladı durdu. TCMB ise çeşitli iletişim araçları ile kamuoyunu, medyayı finans sektörünü ve bu arada akademik camiayı da bilgilendirmeye çalıştı. 
Bu tür TCMB çabalarının en sonuncusu 25-26 kasım tarihlerinde İstanbul'da düzenlemiş oldukları 'Enflasyon Hedeflemesi ile Finansal İstikrar Nasıl Bir Araya Getirilecek ?' şeklindeki soruya cevap arayan geniş katılımlı uluslararası konferans. Ben de iki gün Dünyadan koparak Konferansın bütün bildirilerini izledim. (Düşünün maça bile gitmedim!)
Konferansta açılış konuşması 'Kriz Sonrası Merkez Bankacılığı: Enflasyon Hedeflemesi Yaklaşımı Sonrası Ne Yapılacak? ' konulu, Basel'deki BIS denen Bank For International Settlements adlı kurumun Araştırma Direktörü Cladio Borio tarafından yapılan sunum oldu. Borio bu konunun dünyadaki bir numaralı uzmanı. Konuyu bütün çıplaklığı ile ve son derece gerçekçi ve ilginç şekilde ortaya koydu. Önümüzdeki günlerde kur ve faiz tartışmalarından kopup bu konferanstan anladıklarımı sizlere aktaracağım.
Konferansta IMF, TCMB, BIS, AB Merkez Bankası, Kanada Merkez Bankası, Fransa Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası, Şili Merkez Bankası, Meksika Merkez Bankası, Brezilya Merkez Bankasından uzmanlar ve ABD Nortwestern ve Maryland Üniversiteleri, İngiltere'den London School of Economics ve ülkemizden çeşitli akademisyenler, Merkez Bankacılar ve uzmanlar görüşlerini aktardılar.
Yarın Cladio Borio'nun sunumu ile başlayarak tartışılan konuyu birkaç gün bu sütuna taşıyacağım. İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Çünkü dünya hakikaten bir arayış içinde ve teori ve uygulama sorunlarını öğrenmek zorundayız! Yarın başlıyoruz!

<p>Samsun'da arazide ağzı tel ile bağlı başıboş eşek kurtarıldı. Eşeğin ağzındaki teli kırarak çıkar

Ağzına demir teli bağlayıp ölüme terk ettiler... Zavallı eşeği, baba ve kızı kurtardı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı

Bakanlar Gül ve Karaismailoğlu, Gaziray Projesi'nde incelemelerde bulundu