• $8,5103
  • €10,2955
  • 498.726
  • 1441.33
04 Haziran 2013 Salı

Kültürümüzde demokrasi var mı?

Bodrum’da bir sitede bir evimiz var. Sitede küçük evler de var, büyük ve birkaç katlı evler de! Birden çok daire sahipleri de var, sitenin işleri için oylama yapılıyor. Ama birkaç tane iki büyük evi olan var. Hukuken herkesin bir oyu var ama iki büyük evi olan, iki oyunu kullanıp oturmak yerine, farklı düşünenleri susturmak için, insanlara “Herkes metrekaresi kadar konuşsun!” diyebiliyor! İşte bu örnek “Biz yüzde elli oy aldık, biz ne istersek o olacak!” yaklaşımyla aynı. Halbuki demokrasinin bazı temel ilkeleri vardır. Çoğunluk hükümeti oluşturur ama azınlık haklarını korumak zorundadır. Demokrasilerde resmi din olamaz! Ayrıca darbe de olmaz. Bu üç temel ilke ülkemizde hiç saygı görmedi! Acı gerçek şu: Toplumlar kendi üretmedikleri, ithal ettikleri bazı kavramları ve kurumları uygularken çok zorlanırlar. 

2001 KRİZİNİ HATIRLAYIN
Fazla örnek de gerekmez! Hatırlayın! 2001 krizini tetikleyen, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bir Bakan arasında havada uçan anayasa felaketi, en tipik delildir. Koalisyonlarda uzlaşamayan ülkelerde demokrasi de gerçekleşmez!   
Çok partili rejime 1950’den itibaren geçtik. Rekabet içeren ve çok partili ilk dönem, 50 sonrası Demokrat Parti (DP) dönemidir. DP sıkışınca, Menderes demokrasilerde bulunmaması gereken “Vatan Cephesi”ni muhalefeti susturmak için kurmuştu. Bu 27 Mayıs’a götüren önemli bir unsurdur. 63 yılında askeri yönetimden, tekrar demokrasi denemesine döndük. Demirel Başbakan oldu, birçok dönem gitti, geldi. Aklımdan hiç çıkmayan “İlksan” adlı kuruma devletten para transferi olayıdır. Demirel bu konuda “Verdimse ben verdim, kime ne?” demişti. Bu bir demokraside olabilir mi? 
     
ONLAR ORTAK BİZ KÖLE
O dönemlerde Ecevit de sıkça Başbakan oldu. En bölücü sloganı “Su kullananın, toprak işleyenindir!” idi. Ülke ideolojik olarak bölündü. Yıllar boyu emek verip, alınan evlerin, tarlaların tapuları iptal miydi? Demokraside böyle bir söylem kabul edilebilirdi? Daha sonra 1978 yılında Ecevit, Demirel ve Erbakan el ele Avrupa’nın ülkemize “Portekiz, İspanya, Yunanistan ile eşanlı AB’ye girin!” teklifini “Onlar ortak, biz köle!” sloganıyla reddetmişlerdi. Bir kere daha demokrasiye sırtımızı döndük. 
Turgut Özal 1983 yılında Başbakan oldu ve önemli bir adım atarak ülkeyi dışa açtı. Ama 1991 seçimlerinde partisinin kaybedeceğini görünce de 1989 yılında bir yenilik ile gündem değiştirmeye çalıştı ve seçim kazanmaya çalıştı: Türk parasını çok zamansız konvertibl yaptı ve bu da 1994 ve 2001 krizlerinin esas anası oldu. Üstelik de 1991 seçimlerini Demirel-E.İnönü koalisyonu kazandı. Demirel de seçim öncesi verdiği erken emeklilik sözü nedeniyle kadınlarda 50, erkeklerde 55 yıl olan emeklilik yaş limitini kaldırdı. Bugün ülkemizde ortalama emekli 44 yaşında, 44 yaşındakilerin ortalama hayat beklentisi de 78 yıl kadar. Bugün işe giren gençler de bu yan gelip yatan erken emeklilerin maşlarını ödemekte. Yılda 35 milyar dolar kadar mali yük de 2040’lı yıllara kadar ortadan kalkmayacak. Bu hukuksuzluğun Türkiye’ye kümülatif faturası da bir trilyon dolara varmış olur.  
Özel yaşama müdahaleyi hepimiz severiz, çünkü demokrasiyi pek anlamayız. Kimimiz başı kapalı kızın üniversiteye gitmesini engelleriz. Kimimiz de alkolü, metroyu bahane ederiz. Kesin olan kültürümüzde demokrasinin yokluğudur.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı