• $13,5292
  • €15,331
  • 772.246
  • 1809.65
1 Temmuz 2013 Pazartesi

Kaçan yatırımcılar kaç parayla tüydü

ABD Merkez Bankası’nın son birbuçuk ayda yaptığı açıklamalar piyasalar tarafından tamamen yanlış anlaşıldı. FED bu durum karşısında, basketbol tabiriyle “tam saha pres” uygulamak zorunda kaldı. 19 FED yöneticisinden 15 tanesi son günlerde yanlış yorum yapıldığını gündeme getiren açıklamalar yaptı.
Bu arada piyasalarda ne oldu?
Özet verelim: Gelişen ülke hisse senetleri toplamda yüzde 12.7 değer kaybettikten sonra, son dört günde yeniden yüzde 6.4 değerlendi. Diğer taraftan gelişen ülkelerin bonoları da yüzde 8 civarında değer kaybettikten sonra, geçtiğimiz haftada toplamda yüzde 3 kadar yeniden değerlendi. 

BORSALAR ÖNE ÇIKTI

Geçmişte, kabaca 2002 yılına kadar, gelişen ülke hisse senetleri ile gelişmiş ülke hisse senet piyasaları arasında bir korelasyon görülmezdi. Ancak 2002 sonrasında gelişen ülkeler başta Çin ve Brezilya gibi BRIC ülkeleri olmak üzere, global büyümenin büyük kısmını gerçekleştirmeye başladı. 
Global ortamda düşen faizler ve düşen enflasyon da gelişen ülke menkul kıymetlerinin yeniden değerlendirilmesine ve değer artışı yaşamasına yol açtı. 2007 yılından başlayarak gelişen ülke hisse senetleri gelişmişlere göre prim yapmaya başaldı.
Fakat bu yıl şubat ayından başlayarak durum tersine döndü. Çünkü piyasalar her yerde ABD’de ekonominin iyi gitmesi sonucu FED’in likiditeyi kısıp, menkul kımet satışına başlayıp, faizleri yükseltip, doları da değerlendireceğinden korkmaya başladı. İşte sonunda bu korku Bernanke’nin değerlendirmelerinin yanlış yorumlanmasına dönüştü ve gelişen ülkelerden çıkış başladı. Ne kadar çıkış? 2012 yılında Çin’in döviz rezervleri sadece yüzde 4.1 artmıştı ve bu da 2000 yılından bu yana ilk defa Çin döviz rezervlerinin tek sayıda artması olmuştu. Geçtiğimiz haftalarda diğer gelişen ülke borsaları ve gelişen ülke bonoları da yüklü satış gördü.

YÜKSEK FAİZ ZARARI

Bir de ilginç durum var. Gelişen ülkelerdeki satış ile eşanlı ABD’nin bono ve hisse senedi piyasaları da yükselen faiz ortamından zarar gördü. 
Ancak bir de medyada pek düşünülmeyen bir değişiklik gerçekleşti. Gelişen ülkelerin döviz rezervlerinin çoğunluğu faiz kazanması için gelişmiş ülke merkez bankalarında ABD Hazine bonoları olarak tutulmakta idi. Uluslararası yatırımcılar gelişen ülkelerden çıkarken yerel parayı satıp döviz alıyorlardı. Buna karşılık yerel merkez bankaları da likit döviz ödemesi yapabilmek için özellikle ABD’de tuttukları ABD Hazine bonolarını satarak likit döviz elde ediyorlardı. Yabancı merkez bankaları adına ABD Merkez Bankası’nda tutulan ABD Hazine bonoları toplamı bu furyada 32.4 milyar dolardan şimdi sadece 2.3 milyar dolara düşmüş bulunuyor. Bu sayı gelişen ülkelerin, çıkan yatırımcılara ödemek için aldıkları likit döviz toplamının aslında çok fazla olmadığını gösteriyor. Ama yabancı merkez bankalarının ABD Hazine bonosu satıp dolar almaları da ABD’de faizleri daha yükseltiyor ve doları da değerlendiriyor. Dolar değer kazandıkça da bizim paralarımız dğer kaybediyor. 
Son beş haftada gelişen ülkelerden çıkan hisse senedi yatırımının toplamı 22.5 milyar dolar iken, gelişen ülke piyasalarında bonolardan kaçan yabancı yatırımı toplamı ise 12.5 milyar dolar kadar tahmin ediliyor. Yani gelişen ülkelerden son “panikli beş hafta çıkışı” 35 milyar dolar kadar.
Sonuçta bu toplam sayılar çok büyük değil ama kabaca bu sayıların yarısının Brezilya ve Türkiye’den çıkış olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Merkez Bankası’nın elini fiaz nedeniyle bağlamasak iyi olur.

<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor