• $9,5913
  • €11,1186
  • 555.657
  • 1521.72
15 Ekim 2015 Perşembe

İşte Deaton'ın gerçek dünya için önemi

Dün 2015 yılı Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Angus Deaton’a ödülün neden verildiğini teknik bir özet ile aktarmıştım. Bugün ise David Henderson adındaki bir iktisatçı meslektaşımız Deaton’un çalışmalarının gerçek dünya için neden önemli olduğunu aktaran bir yazı yazmış. Aşağıya özetleyerek alıyorum.

69 yaşındaki Deaton İskoçya doğumlu ama hem ABD hem de İngiltere vatandaşı ve ABD Princeton Üniversitesi’nde de öğretim üyesi. Deaton aynı zamanda endex sayıları ve satın alma gücü paritesi gibi uluslararası karşılaştırmalara fırsat veren konularda da önemli katkılar yapmış biri. Ama esas çabası fakirlik konusunda ölçmenin nasıl yapılması gerektiği konusundaki katkıları.
Deaton’ın mikro verilere dayanan çalışmalarına göre global çapta bakıldığında fakirlik azalmakta. Detayları Deaton’ın 2013 yılında basılan “The Great Escape: Health, Wealth and the Origins of Inequality” kitabından görmek mümkün. Kitabın başında Deaton “Yaşam bugün geçmiş tarihin herhangi bir zamanından daha iyi ve kolay! Çünkü bugün hem daha fazla insan daha zengin ve hem de daha az insan da fakirlik yaşamakta! Bugün hayatlar daha uzun ve anne babalar çocuklarının dörtte biri kadarının ölümünü görmek durumunda değiller. Gene de tabii sefalet çeken ve zamanından önce ölen milyonlarca insan da var.”
Peki bu “health and wealth” yani sağlık ve servet patlamasının arkasında ne var? Ona göre “Ondokuzuncu yüzyılda ekonomik büyüme artışı ve fakirlik azalmasınının arkasında, sanayi devrimi vardı. 20’nci yüzyılın başında ise su arzı artışı, aşıların bulunması ve artan aşı kullanımı ve hastalıkların önlenmesi konusunda bilimsel birikimin artışı, sağlığın artışının en önemli nedeni idi. Ama Deaton diğer taraftan da çok ortaya çıkan, çok zengin ve servet sahibi olanların siyasi sisteme oransız şekilde büyük etki etmelerinden şikayetçi idi.”

Yardım almaya da karşı!

100 kelimeyle özetlemek gerekirse şöyle bir özet yeterli. Kişi başına geliri en yüksek olan ülkeler aynı zamanda en yüksek yaşam beklentisi olan ülkeler. Ancak kişi başına geliri (2005 yılındaki dolar değeri ile) 8000 doların altına düşen ülkelerde gelir ve yaşam beklentisi ilişkisi bozuluyor. Bu 800 dolar gelir düzeyinin altında bulaşıcı hastalıklar ölümlerin nedeni olarak çok artmaya başlıyor ve hatta çocukların ölümünde en önemli faktör haline geliyor. En fakir ülkelerde çocukların ölümlerinin yarısı beş yaşın altında gerçekleşiyor. Bu rakamdan daha yüksek gelir düzeylerinde ise çocuk ölümü çok nadir. Bu nedenle de ölenlerin çoğu yaşlı insanlarda ve bulaşıcı değil, kronik denen türden hastalıklardan gerçekleşiyor.
Deaton bir başka örnek daha vermiş: insanlar tarafından yaratılan açlık! 1958 yılında Çin’de hayat beklentisi 50 yıl kadarmış. Ancak Başkan Mao’nun felaket getiren sosyal mühendislik ve kolektivism girişimi sonucu yaşam süresi ortalama 30 yaşa inmiş. Beş yıl sonra Mao insanları öldüren deneylerini durdurduğunda, yaşam süresi yeniden artmış ve hatta 55 yıla çıkmış.
Deaton diğer taraftan yabancı ülkelerden yardım almaya da karşı bir insan. Son 50 yılda zengin ülkelerin hükümetleri tarafından fakir ülkelere verilen 5 trilyon dolar yardımın sonucu olarak, fakir ülkelerin hükümetlerinin kendi vatandaşlarını unutup, onlara destek olmayı bıraktıklarını da iddia ediyor.
Şimdi Deaton’ın neden Nobel Ödülü aldığını anladık sanırım. O gerçek çözümler peşinde. Kanaat ve çözümleri de mikro bilgiye, araştırmalara, anketlere dayanıyor.

<p>Korku filminden bir sahne gibi. Binlerce karga gökyüzünü kapladı. Ortaya bu görüntüler çıktı.</p>

Binlerce karga gökyüzünde

Tarım arazilerine zarar veren kahverengi kokarca ile ''samuray arıları'' savaşacak

Uyuşturucunun ''kimyasal parmak izi'' suçun kaynağına ulaştırıyor

Dev kayayı balta ile parçaladı! Ortaya bakın ne çıktı?