• $7,4624
  • €9,0607
  • 441.194
  • 1565.01
04 Şubat 2011 Cuma

İletişimin getirdiği değişim!

Bugün otoriter bir rejim veya bu heveste olan bir rejim, iletişim olanaklarını kullanarak toplumu etkileyebilir. Ama özgürlük tutkunu insanlar da aynı olanakları kullanabilirler ve kendilerine yıllardır egemen, baskı kullanmış rejimlere baş kaldırabilirler. Bugün iletişim dev bir güçtür.

1956'dan beri 'demir pençe' ile yönetilen Tunus, kurucu Cumhurbaşkanı Habib Bourgiba'nın ölümünden sonra tam bir despot yönetimle karşılaşmıştı. Hep Türkiye Cumhuriyeti'ni örnek aldığını söyleyen Bourgiba rejiminin tutumu da otoriterdi, ancak ülkenin kurtuluşunu gerçekleştiren güçlü kişiliği nedeniyle, otoriterliği belki mazur görülebilirdi. Fakat Bourgiba'nın sonrasında ülkeyi 23 yıldır yöneten Zeynelabidin Ben Ali'nin despotluğu ve Tunus'u alenen soyması, eşinin kaçarken 1,5 ton altını da birlikte götürmesiyle açığa çıktı. Mısır ise, 80 milyondan fazla nüfuslu bir ülke olarak, ABD ve İsrail'in Ortadoğu politikalarının mihenk taşıdır. 80 yaşın üzerindeki eski asker Cumhurbaşkanı H. Mübarek de ülkeyi 30 yıldır 'kelepçe' ile yönetmekteydi. Kişi başına birkaç bin dolar seviyesindeki milli gelir ve berbat gelir dağılımı, komşu ülkelerle karşılaştırıldığında engellenmesi zor bir isyan duygusu doğurmaktadır. Mısır nüfusunun yarısından fazlası günde 2 (iki) dolardan daha düşük bir gelirle yetinmektedir. 23 milyon kişinin yaşadığı Başşehir Kahire bir çöplük halindedir, yaygın sefalet yaşanmaktadır! Ülkenin toplam satın alma gücü paritesiyle GSYİH sayısı 2010 yılında 501 milyar dolar kadardı (nominal kur ile ise 2009 yılında 217 milyar dolardı). Kişi başına satın alma gücü paritesi ile gelir 6200 dolar kadardır. Son yıllarda Mısır, Maliye Bakanı Y. Boutros Ghali ile ekonomik hamle yapmış ve 2003 yılından bu yana yüzde 5.5 ortalama hızla büyümekteydi. Ama nüfusun yüzde 30 kadarının da hiç okuma yazması yoktu. Ülkenin bütçe açığı yüzde 8, kamu borç oranı yüzde 80'di. Bu karmaşada en önemli döviz kaynağı turizm büyük darbe alacak ve enflasyon da 2010 yılındaki yüzde 12 düzeyinin çok üstüne çıkacak. Yaygın işsizlik var ve 80 milyon nüfusun sadece 24 milyonu iş sahibi. İşsizlik 2010 yılında yüzde 11 oranının üstünde. 2010 ihracatı 25 milyar dolar, ithalatı 46 milyar dolar. 15 milyar dolarlık turizm cari açığı denkleştirmekteydi. 30 milyar dolar dış borçlu ülkenin 35 milyar dolar kadar döviz rezervi var.  

Kuzey Afrika'da isyanı teşvik eden önemli bir faktör tüm ülkelerdeki nüfusun genç ve işsiz olmasıdır. 2010 verilerine göre Mısır'da 25 yaş altı nüfus %52,3, Tunus'ta %42,2'dir. Fas, Cezayir ve Libya'da bu oran %47,5 üzerindedir. Ürdün ve Suriye'de ise sırasıyla %54,4 ve %55,2'dir. Önce Batı'dan sömürge baskısı, sonra da nerede ise 55 yıllık iç baskı rejimi Tunus'ta devrilen yöneticilerin yerine gelecek bir alternatif oluşmasına izin vermemişti. İslamcı Ghannuşi 22 yıllık sürgün yaşamından sonra geçtiğimiz günlerde Tunus'a döndü ve Tunus'taki tek organize güce sahip kişi o. Ghannuşi'nin ABD ve Avrupa yönetimlerine ilginç mesajı kendisine Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi yapısını örnek aldığını söylemesidir. Mısır'da ise durum biraz değişiktir. Yıllardır yasaklı olan Müslüman Kardeşler yüzde 30 oy sahibidir ve son günlerde sokağa dökülmüşlerdir. Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu (IAEA) Başkanı Baradey desteği olan ve saygın bir şahsiyet olarak öne çıkmakta fakat gerçek gücü de belli değil. Baradey kan akmasını önlemek için ordunun duruma el koymasını talep etmekte. Solcular ve Nasser taraftarları Tagammu (Birlik) partisinde bir araya gelmişlerdir. Kolonyalizm karşıtı Wafd Partisi taraftarlarının çoğunluğunu ise nüfusun yüzde 9 kadarını oluşturan Kıpti kökenli Hıristiyanlar olup başkanları Sacid Badawi hemen özgür bir seçim istemektedir. Müslüman Kardeşler muhalefetin en güçlü bölümüdür ve serbest seçimde  %30 oy alacakları tahmin edilmektedir. Avukat Aymar Nuour liderliğindeki liberal Al-Ghad Partisi muhalefetin en zayıf kanadı. Muhalefetin etrafında birleşebileceği Muhammed El Baradey ise ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından desteklenmektedir. Baradey son 'sözde' seçimlerde M. Kardeşler'le ittifak yaparak seçimlerin boykot edilmesini istemiş, ancak Müslüman Kardeşler'in Al-Ikhwan partisinin bu çağrıya uymaması sonucu başarısız olmuştu.

Bugün gerek ABD hükümeti, gerekse Avrupa hükümetleri bir yandan, tereddütle de olsa,  halk hareketini desteklemekte, ancak Mübarek rejimini tümüyle reddeden bir tavır da almamaktadırlar. Dışarıdan gelen 'elle tutulur' tek mesaj, Mübarek'e halkı dinleyip serbest seçim yapması çağrısı olmuştur (Tayyip Erdoğan ve ABD). Mısır gibi Ortadoğu'nun mihenk taşlarından birinin Batı doğrultusundaki siyasetten ayrılması ise, ABD ve AB ülkeleri ve İsrail için büyük bir şok olur.

<p><strong>'Reformlar kamuoyuna sunma aşamasına geldi'</strong></p><p><strong>BAŞKAN ERDOĞAN'DAN ÖNE

19 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor

Yurt genelindeki 90 yaş ve üstü evlerinde aşılanıyor