• $8,1521
  • €9,7211
  • 454.077
  • 1375.91
28 Mart 2011 Pazartesi

Haksızlık var, Merkez Bankası en doğru zamanda frene bastı

Merkez kriz ortamında faizi düşürdü. Sıcak parayı geri göndermeye çalışıyor. Şu anda içeride de mevduat reel getiri sağlamıyor. Vatandaş riskten kaçındığı için tüketim harcamaları artırıyor. Kredilerdeki artış bu yüzden... İç talebin artması iyidir ama bir ölçüye kadar. MB Başkanı eleştiri yağmuruna tutuluyor. Bu büyük bir haksızlık...

Dünyada bugün üç adet önemli risk kaynağı var. Bunlardan birincisi Japonya'da gerçekleşen deprem, tsunami ve nükleer bela sonrası gerçekleşebilecek kötü global senaryolar. İkincisi, Türkiye'nin ayni coğrafya içinde bulunduğu ve önemli ölçüde sosyolojik, siyasi ve ekonomik bağları bulunan Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerindeki siyasi gelişmelerin olası tahribatı. Üçüncüsü ise özellikle Güney Avrupa ülkelerinin krizden çok yaralanmış olarak çıkması  ve bütçe açıkları ve borç oranlarının uzun döneme yayılacak tahribata neden olacak görünmesi.
Japonya'da son günlerde risk daha da arttı. Bizim coğrafyada da, gelişmeler yanımıza kadar geldi, Suriye'deki  kargaşayla değişim hudutlarımıza yanaştı. Bizi bile her an etkileyebilir. İyi gözlemlenirse Suriye'de Sünni, Şii, Alevi ve Kürtler arasında gerilim yükseldi. Güney Avrupa ülkelerinde ise Portekiz'de hükümet düştü, çünkü Başbakan istifa etti. İspanya'nın da ratingi zaten düşürülmüştü. İspanya, İrlanda, Yunanistan ve Portekiz'in toplamından daha büyük bir ekonomi, İspanya'da fatura gündeme gelirse Avrupa altından zorla kalkar, İtalya gibi bile sarsılır.
Zaten kur volatilitesi artışı ve petrol, gıda, emtia gibi konularda fiyat artış trendi de var!
Bu arada Türkiye hem 2010 yılında bütçe açığını GSYİH oranı olarak yüzde 4 değerinin altında tuttu, maliye politikasını elden kaçırmadı, hem de 2011 yılının  ilk iki ayında bütçe fazla verdi. Merkez Bankası'nın 2010 yılının son çeyreğinde aldığı önlemler de olası bir global risk artışı durumuna karşı erken tedbir anlamına geliyor.  Krizin başında 2009 yılında hızla daralan, ama 2010 yılında tüm Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi durumuna gelmiş olan ülkemizde  bugün fren yapılırken, ekonomide frene neden gerek olduğunu anlamayan birçok kişi, frenin çekilmesine itiraz edip duruyor.
Halbuki gelişmeler basit. Ülkeye bol miktarda sıcak para giriyor, bu da iç likiditeyi hızla artıyor. Bu da kredi balonu yaratıyor. Bu da ithalatı artırarak dış ticaret açığını ve cari denge açığını büyütüyor.
Merkez Bankası kriz ortamında faizleri düşürdü. Sıcak parayı geri göndermeye çalışıyor. Şu anda içeride de, örneğin mevduat reel bir getiri sağlamıyor. Vatandaşın çoğunluğu da  borsa yatırımcısı değil. Riskten korkuyor. Bu durumda tüketim harcamaları artıyor, otomotiv, konut ve diğer tüketim kredileri bu nedenle hızla artmış bulunuyor.
İç talebin artması iyidir ama bir ölçüye kadar. Dış talep ise zayıf. Bu durumda iç talep ithalatı artırarak dış ticaret  açığı ve cari denge açığını arttıyor. Cari açık ve finanasmanı risk ama, diğer taraftan da artan ithalattan alına vergiler, bütçenin açık vermesini engelliyor, mali yapıyı düzeltiyor.

TÜRKİYE FRENSİZ OLAMAZ!
Bugün de fren tedbirleri tam zamanında alınmış bulunuyor. Parasal tedbirlerin etkisi zaman içinde görülür, hatta görülmeye başlandı. G-20 üyesi Türkiye, artık  geçmişte olduğu gibi kamikaze frensiz ekonomi  olamaz. Merkez Bankası'nın fren çekmesi doğru bir adımdır. Hele yazının başındaki global gelişmeleri göz önüne alırsanız, zamanlamanın da çok iyi olduğunu görebilirsiniz.

Kritik durumları başarılı yönettiler
Bu ortamda kamu oyunda hedef haline getirilen ve yakında görevden ayrılacak olan Merkez Bankası Başkanı eleştiri yağmuruna tutuluyor. Bu büyük bir haksızlık. Ülkemizde bir zamanlar Rüşdü Saraçoğlu döneminde Merkez Bankası önemli atılımlar  yapmıştı, daha sonra Süreyya Serdengeçti zor dönemlerde başarılı oldu. Şimdi ise Durmuş Yılmaz ve ekibi döneminde çok kritik global durumlarda Merkez Bankası son derece başarılı olarak yönetildi.

<p><span>Geçmiş duygusal yaraların sağlıklı bir onarım  süreci yoksa kaybetme korkusunun yeri sağlam

İlişkilerde kaybetme korkusunu aşmak

Sahur sofranızda bunlar olsun!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Dibeybe'yi resmi törenle karşıladı.

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü