• $7,3654
  • €8,9439
  • 439.251
  • 1540.69
11 Aralık 2012 Salı

Futbol yönetimi ve finansmanı nasıl olmalı?

Dün lig TV'de Manchester City-Manchester United maçını seyrettim. Bir yanda  kaprisli, her gün teknik adam değiştiren, paralı ve yabancı bir patronun döktüğü milyon dolarlarla toplanmış bir takım. Diğer yanda C. Ronaldo gibi süper  oyuncularını satarak mali açıdan ayakta kalmaya çalışan ve üstün teknik adam  A. Ferguson'un bile zorla ayakta tuttuğu, kulübün futboldan hiç anlamayan ABD'li patronlarının, vergiden kaçmak için milyar dolar mertebesinde borç taktığı müflis durumdaki Manchester United. İşin içine para girince ortaya rekabet dolu maçlar da çıkabiliyor. United 2-0 galipken, maç 2-2 beraberliğe geliyor, sonunda da hakemin golünü vermediği United, frikikten çarpan top ve tesadüf yardımıyla City'nin sahasında son anda 3-2 kazanıyor. Futbol açısından belki çok tatmin edici, heyecanlı bir maç. Ama tribünlerde aşırı doz 'rezillik' de var. Oyuncuların birbirlerine yaptıkları düşmanca kasdi fauller! Seyircilerin tribünden attıkları maddelerle kaşı yarılan R.Ferdinand! Bol kepçe hakem hataları! Sporda parayla saadet olur mu? Bu maç olmaz diyor! 

ALMANLAR İŞİ BİLİYOR
Diğer yandan paranın sporda fayda ve mutluluk yarattığı bir başka örneği de görmek mümkün. Alman Bundesliga yöneticileri, kulüpleri altyapıya yöneltti. Kulüpler de borçlarını kontrol altına almışlar. Kulüpler tabii taraftarlarının tatminini de unutmuyorlar. Ama esas olan değirmenin suyunun yani paranın nereden geldiği ve nasıl yönetildiği! Alman kulüpleri temelde patrondan değil, TV yayınlarından gelen parayla, zengin patron yönetimi yerine, uzun vadeli hedefleri ön plana çıkartan profesyonel yönetimleri koymuşlar ve şimdi de üç takımla Şampiyonlar Ligi'ndeler, akıllı icraatlarının meyvelerini topluyorlar. Borussia Dortmund; Ajax, Manchester City ve Real Madrid arasından zirveye çıkmış. Dortmund bu hamleyi nasıl yapmış? Spor yazarı S.Bienkowski'ye göre Shinji Kagawa satılarak sağlanan önemli finansman kaynağına, açık vermeyen kendi mali gücü eklenerek kapasiteli gençlere yapılan yatırımlar, kulübe Şampiyonlar Ligi başarısı getirmiş. 

112 YILIN EN İYİ BÜTÇESİ
Benzer bir başarı da Schalke'nin mütevazı takımının Arsenal, Olympiakos ve Monpellier'i teknik adam Huub Stevens yönetiminde aşması! Genç yıldız Lewis Holbty'nin ve Julian Draxler'in gelişimleri ve katkıları, takımı başarılı kılmış. Schalke, oyuncu satmıyor, takıma oyuncu ekleyerek yavaş yavaş kuvvetleniyor. Dünya çapında bir yıldız olan Klaas Jan Huntelaar gidebilirdi ama takımda tutuldu. Leverkusen'den alınan Barnetta, Barcelona'dan alınan İbrahim Afellay ve savunmaya dönük orta saha oyuncusu Roman Neustadter de takımın genel seviyesini çok yükseltti.
Bundesliga'nın yayın gelirleriyle yükselmesinden en çok faydalanan kulüp Bayern Münih oldu. Kulüp mali durumun geçen ay açıkladı. 373 milyon euro gelir, 11.1 milyon euro karla Bayern, 112 yıllık tarihinin en iyi sonuçlarını elde etti. Dikkat edilmesi gereken 91 milyon euro transfer parası sonrası hala kar var!
Şampiyonlar Ligi'nde son 16'da üç Alman takımı var ve hiçbirinin mali yapısı İngiliz takımlarının berbat haline benzemiyor. Zaten Şampiyonlar Ligi'nde aslında müflis olan Manchester United dışında da başka bir İngiliz takımı kalmadı!

<h3>Başkan Erdoğan'dan esnafa kredi müjdesi</h3><h3>6 AY ERTELENECEK</h3><p>Başkan Erdoğan, Halkbank

25 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Muğla'da tarım alanları su altında kaldı