• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
21 Şubat 2011 Pazartesi

FED büyüme beklentilerini yükseltti

Geçen hafta açıklanan toplantı tutanaklarına göre Amerikan Merkez Bankası Fed 2011 yılına ilişkin büyüme beklentilerini yukarı yönlü revize etti. Daha önce kasımda yapılan tahminlerde ABD ekonomisinin 2011'de yüzde 3 ila 3.6 arasında büyümesi bekleniyordu. Geçen hafta açıklanan tutanaklara göre, son yapılan para politikası toplantısında 2011 yılına ilişkin ABD büyüme oranı tahmini yüzde 3.4 ile 3.9 arasına yükseltildi. Fed'in uyguladığı QE2 dediğimiz 600 milyar dolarlık parasal genişleme programının uygulanmasının aksamadan sürdürülmesi de oybirliğiyle benimsendi.
Fed'in yükselen beklentilerinin gerisinde hem tüketici harcamalarının hem de ihracatın artıyor olmasının yanı sıra Bush dönemi vergi indirimlerinin devam etmesini sağlayan yasa paketi de etkili oldu. Tahminlerin daha yüksek büyümeye işaret etmesine rağmen, para politikasındaki gevşek tutumun sürdürülmesi işsizlik oranının hala yüksek olmasından kaynaklanıyor. Enflasyon beklentilerinin de düşük düzeyde seyrediyor olması Fed'in elini rahatlatıyor.

Küçük bir ayrıntıyı da hatırlatalım. Tutanaklar geçen hafta çarşamba günü açıklandı, ancak toplantı ocak ayında yapılmıştı. Yani yeni tahminler bir ay önceki değerlendirmeleri yansıtıyor. Yukarıdaki iki konuda, yani enflasyon ve işsizlikte tablo değişirse Fed, para politikasındaki tutumunu yeniden değerlendirebilir. Ancak Haziran ayına kadar devam etmesi beklenen QE2 konusunda değişiklik ihtimali şimdilik oldukça düşük.
Fed 2011'de enflasyonun yüzde 1.3 ila yüzde 1.7 arasında gerçekleşmesini bekliyor. Gıda ve enerji fiyatları hariç tutulduğunda, çekirdek enflasyonun yüzde 1 ila 1.3 arasında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu da Fed'in örtülü hedefi kabul edilen yüzde 2 seviyesinin altında. Yani enflasyon konusunda şimdilik bir endişe gözükmüyor. İşsizlikte ise en iyimser beklentiler 2011 yılının son çeyreğinde sadece yüzde 8.8 seviyesine düşüş öngörüyor.

Aslında ABD'de gıda, petrol, kıymetli madenler ve diğer hammaddelerde artmakta olan fiyatlar nedeniyle Fed'in bir süredir eleştirilerin hedefindeydi. Benzer şekilde, Fed politikalarının uluslararası çerçevede enflasyona neden olacağı da vurgulanıyordu. Hatırlanırsa Fed'in QE2 programı, Kasım ayında Güney Kore'de yapılan G20 zirvesiyle hemen hemen aynı zamanda uygulamaya sokulmuştu. Bunun sonucunda da başta Almanya ve Çin ABD'yi doların değerini düşürerek emtia fiyatlarında enflasyona neden olması nedeniyle ciddi şekilde eleştirmişlerdi.
Dünya Bankası verilerine göre küresel gıda fiyatları son bir yılda yüzde 30 oranında artmış durumda.

Geçen hafta Paris'te konuşan Fed Başkanı Ben Bernanke bu eleştirilere yanıt verdi. Bernanke uluslararası piyasalarda artan fiyatlara etkinin sadece ABD'nin politikalarından gelmediğini, gelişmekte olan ekonomilerdeki yüksek büyüme temposunun ve artan talebin de fiyatları yukarıya çektiğini iddia etti. Bernanke yükselen ekonomilerin ellerinde, vergilendirme ve kamu harcaması gibi maliye politikaları ve finansal regülasyon gibi seçenekleri olduğunu hatırlattı.
Ek olarak, merkez bankalarının döviz kuru ve faiz politikaları ile enflasyonist etkilere karşı önlem alabileceğini hatırlattı. Kur konusundaki önlemlerde Bernanke'nin Çin'i kastettiği biliniyordu, ancak o isim vermedi. Bu anlamda bizim Merkez Bankası'nın uygulamaya soktuğu yeni para politikasını Bernanke'nin bahsettiği önlemler çerçevesinde değerlendirebiliriz. Çünkü bizim Çin benzeri kur politikası seçeneğimiz yok. Çözümler mecburen faiz politikaları (ve tabii kanuni karşılık) politikaları çerçevesinde üretilmeli.

<p>Gelişen piyasalara para akımının devam ettiği sürece Türkiye'nin önde olacağını söyleyen  Ekonomi

Merkez Bankası'nın faiz kararı piyasalara nasıl yansıyacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

1 milyon kibritle öyle bir şey yaptı ki

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu