• $9,6701
  • €11,2197
  • 560.345
  • 1485.03
28 Ekim 2013 Pazartesi

Euronun değer kazanması Avrupa’yı frenliyor!

Ekim ayında euro bölgesinde ekonomik faaliyet beklenmedik bir şekilde zayıflamış sinyali vermeye başladı. Markit firması tarafından hesaplanan PMI denen, yani satın alma yöneticilerinin elindeki bilgilerden hesaplanan üretim endeksi ekim 2013 tarihinde 0.7 puan düşerek 51.5 düzeyine geriledi. Markit uzmanlarına göre bu gelişme beklentilerin çok altında zayıf bir durum. PMI verisi 50 değerinin altında olduğu zaman daralma ifade eder. Şu anda hâlâ 50 değerinin üstünde ama düşmekte. 
Euro bölgesinin zaten önemli sorunları vardı. Yüksek işsizlik, şirketlere kredilerde azalma ve zayıf tüketici harcamaları temel negatif faktörler olarak vurgulanmakta idi. Ancak şimdi bir de euronun değer kazanmasının eklediği ve ihracatı baltalayan kur etkisi sorunları büyütüyor deniyor. 

Cılız toparlanma etkilemez

Euro dolara karşı temmuz ayından bu yana yüzde 8 değer kazanmış bulunuyor. Geçtiğimiz haftanın sonunda da çapraz kur son iki yılın en yüksek değeri olan 1.38 düzeyine yükselmişti. 
Euro bölgesi ihracatına bir ivme kazandıramadığı takdirde euro bölgesinin cılız toparlanma hızını yükseltemez.  
Euronun değerlenmesi Avrupa Merkez Bankası için de önemli bir sorun. Banka zaten çok düşük olan faiz hadlerini daha da düşürecek bir olanağa sahip de değil. Diğer taraftan da düşük faiz ve artan kur değeri ülkelerdeki enflasyonu daha aşağı iterek Avrupa Merkez Bankası’nın hedefinin yarısı bir düzeyde kilitlenmiş bir enflasyon üretiyor. Bu da şirketlerin kâr ve cirolarını etkiliyor, azaltıyor! 
Bir diğer taraftan da Fransız Hükümeti euronun değer kazanmasından son derece rahatsız, bağırıp duruyor. “Euro hem pahalı, hem çok kuvvetli hem de çok Alman!” şeklinde bir ifade kullanan Fransızlar Avrupa Merkez Bankası’nın kurun değerlenmesini frenlemesini talep ediyorlar. 
Euronun değerlenmesi başka bir açıdan da Avrupa’daki kuzey-güney farklılaşmasını da körüklüyor. Güney ülkeleri fiyatlarını artıramaz ve maliyetlerini düşüremez durumda. Kuzey ve özellikle Almanya da daha yüksek katma değerli ve daha lüks ürünler sattığından (mesela otomobil) euro değerlenmesinden daha az etkilenmekte ve güney ile ayrışmakta. 

Döviz kuru hedefleri yok

Yıllık tüketici fiyat artışları eylül ayında yüzde 1.1 idi ve Avrupa Merkez Bankası da tüketici fiyat artışlarını yüzde 2 değerine yakın tutmaya çalışıyor. Avrupa Merkez Bankası yöneticileri döviz kuru hedefleri olmadığını ama döviz kurunun stabilite açısından bir risk unsuru olduğunu sık sık vurgulamaktalar. Tabii Avrupa Merkez Bankası faizleri yüzde 0.5 düzeyinde tutarak euronun değer kaybetmesini sağlamaya çalışsa da, ABD Merkez Bankası’nın hâlâ artırmaya devam ettiği likidite doların değerini düşürmeye devam ediyor.  
Halbuki FED likditeyi kısmaya kalksa, dolar değerlenecek, bu Türkiye gibi sermaye çıkışı riski olan ülkelere kötü etki yaparken, euronun değerini düşürerek Avrupa’nın sorunlu ülkelerine yararlı olacaktı.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

''Gıda Denetim Seferberliği'' kapsamında Trakya'da denetimler başladı

İstilacısı aslan balığı Ege'de de yayılıyor

Her sabah poğaça yiyenler dikkat! Bakın vücuda nasıl bir etkisi var