• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
23 Aralık 2015 Çarşamba

Endonezya’da durum değerlendirmesi!

Bugünlerde bazı emtia satıcısı gelişen ülkelerin kriz yaşaması gündemde. Bu daha çok FED faizi ve dolar değerlenmesi nedeniyle değil, Çin’in ihracat ve yatırımı kısıp, iç tüketime dönmesi ve gelişen ülkelerden emtia almayı bırakması sonucu gariban emtia satıcılarının dış dengelerinin bozulması ile ilgili aslında. Dengeler bozulup dış açık verilince de paralarının dolara karşı değer kaybetmesi gündeme geldi. Bu da bu ülkeleri, faizlerini de yükseltmeye itti. Bu Türkiye’nin durumundan farklı bir durum!

Bu vurguladığım konuda en güzel ve en önemli örnek Endonezya. 700 ayrı dil konuşulan, her türlü etnik bölünmesi olan, ama yüzde 87 kadarı da Müslüman olan bu ülkenin toplam 256 milyon bizden çok fazla bir nüfusu var. Önce Hollanda tarafından sömürülen, sonra İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya tarafından işgal edilip, 4 yıl savaş sonrası bağımsız olmuş olan Endonezya, resmi kurla 888 milyar dolar üretim yapan ve 10.700 dolar civarında kişi başına geliri olan, yani Türkiye kadar bir ülke. Ama ülkenin tasarruf/GSYİH oranı yüzde 32 ve sanayi sektörü/GSYİH oranı da yüzde 43, yani her iki veri de Türkiye’nin iki misli kadar! 121 milyon kişi ise işgücünde. Ülkede fakirler yüzde 11.3 kadar. Bütçe açığı/GSYİH yüzde eksi 2.1, kamu borcu / GSYİH oranı yüzde 26, 20 milyar dolar kadar da cari açık var (yüzde olarak % 2 ) . İhracatı 175, ithalatı da 168 milyar dolar, 277 milyar dolar da dış borç mevcut. Ülke parası son bir yılda yüzde 11 değer kaybetmişti.
Endonezya uzun yıllar, kolayca emtia ve ham madde ihracatı ile bol kepçe para kazanmıştı. Endonezya’da, madenciler, deniz nakliyatçıları, tarımcılar gibi birçok firma da ucuz borç ile yatırım yapıp, büyüme sağlamışlardı. Bu nedenle de Endonezya mesela Malezya’yı palmiye yağı gibi ham maddelerde de geçmişti. Ham madde ve emtia fiyatlarının da yüksek Çin talebi nedeniyle artmış olması da, ülke gelirini çok artırmıştı.

Dış talep içeriyi de daralttı

2015 ortamında ABD faizi artışı ve Çin duraklaması sonrası ise işler değişti. İçeride araba satışları 2014 yılına göre 2015 yılında yüzde 20 düşmüştü. Akıllı telefon satışları da ilk defa düştü. Dış talebin daralması iç talebi de daraltıyordu. Bu da borçları ödenemez veya zor ödenir hale getiriyordu. Önemli bir ürünleri olan kâğıt hamuru (Pulp) ve kâğıt fiyatları da düşmeye başlamıştı. Her ne kadar Endonezya 1990’lı yıllardaki Güney Asya çöküşü gibi bir durum yaşamıyor olsa da, ciddi mali problemler de vardı. Mesela deniz nakliyat şirketleri de büyük borç altında kalmıştı. Çin’e kömür ihracatı durmuş ve sonra da nakliyeciler sorun yaşamaya başlamıştı. Telekom şirketleri de probleme girenler arasında idi. Bu durumda Endonezya Telekom şirketleri de döviz borcu yerine yerel para cinsi borca dönmeye başlamıştı.
Ama sonunda Çin’de faizlerin artması ve büyümenin yavaşlaması ise Endonezya’nın temel problemi haline gelmişti. Sonunda Endonezya’da şu sözler sık sık söyleniyor : “Çin ile iş yapmak kahve içmeye benziyor. Kahveye uzun süredir üç kaşık şeker koyardık. Birden şeker üç değil, bir buçuk kaşığa inince, acı tat ağzımıza gelmeye başladı. Eskiden şekerli kahve ne güzeldi!”
Hiçbir şeyin sonsuza kadar aynı gitmediğini düşünmek ve tedbir almak gerekiyordu. Almamış olmak kötü!
Türkiye Endonezya’ya benzemiyor, durumumuz oldukça farklı. Petrol ve emtia satıcısı da değiliz. Emtia fiyatlarının düşmesi bize bir ölçüde yarıyor. Ama gelişen ülkeler de global ekonominin nerede ise yüzde 60 kadarı olmuşlardı. Şimdi yüzde altmışın talebi de biraz daralacak! Biz de endirekt olarak etkileneceğiz.

<p>Mete Gazoz, Tokyo 2020'de altın madalyayı kazanarak tarih yazdı. Genç sporcumuzun henüz 17 yaşınd

Mete Gazoz sözünü tuttu! Henüz 18 yaşındayken bakın ne demişti

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı