• $13,579
  • €15,3691
  • 771.518
  • 1809.65
15 Ocak 2013 Salı

Bağımsızlık hep iyi midir?

Bugün dünyada merkez bankacılığı yaklaşımlarını değiştirecek rüzgarlar esmekte. Merkez bankaları politize olmakta ve bağımsızlıkları ellerinden alınabilir. Neden?
Özel sektör bazen 'leveraging' yani kredi ile finansman ve borçlanma iyidir havasında bulunur. Bazen de kamu sektörü borçlanma iyidir havasına girer. Ama hem özel sektör ve hem de kamu sektörü, her ikisi de birden ekonomide güzel günlerin geldiğini düşünüyorsa çok hızlı ve aşırı bir kredi artışı gerçekleşir. Bu durumda Merkez Bankası kredi artışına yani borçlanmaya, enflasyona engel olmak için (veya bizde olduğu gibi dış denge açıklarına engel olmak için) fren koymak, katı ve bağımsız davranmak zorundadır.
Diğer taraftan da bazen hem özel sektör hem de kamu sektörü 'deleveraging' yani borçluluk durumunu azaltmak tercihi veya gereksinmesi içinde olabilir. Her iki sektör de 'deleveraging' yani borçluluğu azaltma durumuna geçtiği zaman ise ortaya durgunluk, resesyon, deflasyon ve hatta likidite tuzağı çıkabilir. Likidite tuzağı demek borçlanıcılar faiz ne kadar ucuz olursa olsun borçlanmak istemiyorlar demektir. Bu durumda ise Merkez Bankası'nın para politikası büyük çapta etkisiz kalır! Bugün gelişmiş dünya önemli ölçüde bu durumda.
Bu ikinci durumda merkez bankalarının bağımsızlığı iyi bir şey olarak görülmeyebilir. Çünkü böyle bir durumdan çıkş ancak hem Merkez Bankası'nın para politikasının hem de hükümetin maliye politikasının eşanlı genişlemeci olmasıyla gerçekleşebilir.
Birçok Batı ekonomisinde Merkez Bankası zaten bu tür yaklaşımlar içine çoktan girmiş bulunuyor. ABD'de Fed uzun zamandan beri kamu borç senetlerini piyasadan satın almaktadır. Ben Bernanke Merkez Bankası'nın başına geçmeden evvel, yani 2008 yılında şöyle demiş: 'Bağımsız Merkez Bankası'nın rolü enflasyon ortamı ile deflasyon ortamında çok farklıdır. Enflasyon durumu varsa, ancak bağımsız bir Merkez Bankası kamu maliyesine 'hayır' diyebilir ve özel sektörün 'deleveraging' yapmasını yani borç azaltmasını zorlayabilir. Ama deflasyon durumunda iş değişir! Siyasi tercihler de önem kazanır!'
Bugün Batı'daki birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi hükümetler kemer sıkmaya kararlı veya mecbur iseler ve Euro Bölgesi'nde bugün olduğu gibi ekonomi politikasında politik bölünme ve farklı düşünceler de hakimse, işler zorlaşır. Merkez Bankası'nın bağımsızlığı 'aşırı lüks' görülmeye başlanır.
Böyle bir durumda Merkez Bankası'nın hükümet ve maliye politikasıyla yakın işbirliği içinde olması bağımsızlığı ortadan kaldırır, yaralar diye düşünülemez. Bu işbirliği gerekli ve zorunlu hale gelir.
Hatta Japonya'da yaşandığı gibi uzun vadeli deflasyon riski yaşanıyorsa, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ciddi şekilde tartışılır hale gelecektir.
Özetle enflasyonist ortamlarda merkez bankalarının bağımsızlığı tercih edilen bir durum olsa da, deflasyon ortamında Merkez Bankası bağımsızlığı değil, tersine, maliye politikası ile para politikasının koordinasyonu gerektiği zaman, bugün Japonya'da gerçekleştiği gibi iplerin politikacıların yani hükümetin elinde olması 'yeni normal' olarak kabul edilmek zorundadır tezi çok taraftar kazanıyor! Zaten Japonya Merkez Bankası da yeni seçilen hükümetin taleplerine derhal biat etti, uydu!
<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor