• $8,1252
  • €9,7841
  • 462.176
  • 1379.89
23 Haziran 2011 Perşembe

Almanya ve Fransa'nın hiç günahı yok mu?

Geçmişte ülkelerin ekonomik verilerinin Eurostat tarafından denetlenmesine karşı çıkan Almanya ve Fransa, bugün bunun yarattığı sorundan şikayet ediyor
Bugün bütün dünya, ABD'nin kuralsız tutumu ile doğan ve Avrupa'nın da ilkesiz tutumu ile Avrupa krizine dönen global krizde, tehdit altında!
Mario Monti İtalyanın şöhretli Bocconi Üniversitesinin Başkanı ve daha önce de AB Komisyon üyesi idi. Avrupa'nın sorunları konusunda çok anlamlı bir eleştiri yazmış. Ne diyor?
Bugün Avrupa'nın sorunu başta Yunanistan olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin disiplinsizliği.
Ancak biraz daha derin düşünelim. Yunanistan yıllardır kendisinin resmi olarak  ilan ettiği sayıların üstünde bütçe açıkları vermekte idi. Yunanistan 2009 yılında gerçek ile ilan edilen arasındaki farkı gün ışığına çıkarmak zorunda kaldı. Güzel de Eurostat ülke devletler tarafından açıklanan verileri olduğu gibi kabul etmek zorunda mı? Tabii ki değil! Ama neden etti?
Birkaç yıl evvel Avrupa Komisyonunca, üye ülkelerin verilerini yerinde incelemsi için Eurostat'a yetki verilmesi teklif edildiğinde, üye ülkelerin çoğu bunun fazla müdahale olduğu gerekçesi ile red etmişler ve engellemişlerdi. Ve bu süreçte engellemenin başını çeken ise Almanya ve Fransa idi. Bugün ise bu iki ülke faturanın yüksekliğinden şikayet ediyor ve ayak sürüyorlar.
Kaldı ki AB kanun ve kurallarının uygulanmasında eşitlik ilkesi denen bir konu var. Ancak 2003 yılında Ecofin Konseyi toplantısında Komisyon Fransa ve Almanya'ya Stabilite ve Büyüme Paktı denen ve bütçe açıklarını yüzde 3 ile sınırlayan düzenlemeye uymamaları nedeniyle  ve daha evvelki yıl İrlanda ve Portekize yaptıkları gibi ihtar vermek ve durumu açıklamak yerine, Başkan konumunda olan İtalya'nın da katılımı ile, bütçe açıklarının yüzde 3 değerinin çok üstünde gerçekleştiğini  saklamak ve konu yapılmamasını zorlamak tutumu içine girmişlerdi. Bu üç  ülke bugün Yunanistan'a fırça üstüne fırça atarken, sistemin kredibilitesini bozanın kendileri olduğunu unutuyorlar.
Kaldı ki  2000 yılının Lizbon stratejisi, 5 yıl sonra gündeme geldiğinde, komisyonun ülkelerin ekonomik durumunu incelemesi ve açıklaması teklif edilmiş, o günlerde Almanya Şansölyesi olan Gerhard Schroeder şiddetle karşı çıkmış ve komisyon ülkeleri işaret etmekten vazgeçmişti. Şimdi geçmişte reddedilen şeyler 2020 stratejisine dahil edilmiş bulunuyor. A.Komisyonu'nun mahcup davranmayacağı ümit ediliyor.

İtalya batarsa perişan oluruz!
BUGÜN çok geç kalınmış olmasının faturası ödenme durumuna geldi. 21 Haziran İtalyan Cumhuriyeti'nin 150'inci kuruluş yılı idi ve tam bu  sırada geçtiğimiz cuma günü de  İtalya'nın ratinginin düşürülmeye yakın olduğu Moody's tarafından ilan edildi. Ülkenin borç stokunun GSYİH oranı, rekor düzeyde yüzde '118' civarında idi. İtalya yıllardır kötü yönetilen, yavaş büyüyen ve riskli bir ülke idi. Buna rağmen Moody's İtalya'yı 1996 ve 2002 yıllarında rating yükselmesi ile ödüllendirmişti.
İtalya, Yunanistan'a değil ama İspanya'ya benziyor. İtalya 2011 ilk çeyreğinde yüzde 0.1 büyüdü. Yeniden büyümeye başlaması için yapısal reformlar yapması gerekiyor ama bunun olasılığı da yüksek değil. Avrupa Komisyonu'nun bunu da gündeme getirmesi gerek! Çünkü İtalya bir devrilirse Avrupa Ekonomisi 'beş yıl' kaybeder! Biz de perişan oluruz!

<p><span>Ankara'da polisin 2 yıllık teknik ve fiziki takibi sonucunda, kamu arazilerinin satışını ya

Ankara'da 'Arsa Avcısı' operasyonu: 106 kişi gözaltına alındı

Ankara Şehir Hastanesi pandemi bölümü servisi genişletildi

Yusufeli yeni yerleşim yeri inşasında sona yaklaşılıyor

Yumurtadan uyanan ipek böcekleri, sarı kozasını örmeye başladı