• $9,3071
  • €10,8381
  • 529.526
  • 1429.85
22 Mayıs 2015 Cuma

ABD’nin askeri güç yaklaşımı çok tartışılıyor

Dün bu sütunda ABD ve Avrupa’nın askeri güce yatırımının hızla azaldığını, buna karşılık Rusya ve Çin’in ise askeri güç yatırımını hızla arttırdığını sayısal verilerle ortaya koyan Mark Urban’ın kitabının bir özetini Gideon Rachman’ın makalesinden aktarmıştık.
Bu konu son haftada ABD’nin Başkan adayları tarafından 2016 seçimi öncesinde tartışılan en önemli konulardan biri. Dün Wall Street Journal’de Gerald Seib ABD’deki bugünlerde, daha seçime çok vakit varken çeşitli siyasetçilerin görüşleri özetlemişti, yazısının özetini aşağıya alıyoruz.
Geçen hafta Jeb Bush kendisine sorulduğunda , işbaşında olsa Irak’ı işgal etme emrini verip vermeyeceğini mırın kırın edip söyleyememişti.
Ama kesin bir görüş bu hafta şu andaki en güçlü Başkan adaylarından Marco Rubio tarafından bir “Council of Foreign Relations” toplantısında ortaya atıldı. Rubio “Başkan olursam ABD’nin bütün askeri gücünü uluslararası deniz, kara ve havada, veya uzayda yapılabilecek tüm hukuk dışı saldırılara karşı kullanacağım! Bir ülke bir diğer ülkeyi işgal ettiği taktirde, veya Kuzey Çin denizinde veya Hürmüz’de çıkacak askeri kaos sorunlarında da bu şekilde hareket edeceğim! ” dedi.
Diğer taraftan Başkan adaylarından Senatör Rand Paul da Iowa’da yapılan Cumhuriyetçi Başkan adayları toplantısında biraz daha az sert olsa da, benzer bir ifadede bulundu. “Bugün Irak daha stabil mi yoksa daha az stabil mi?” diye sorarak, Saddam Hüseyin’in uzaklaştırılmasının iyi bir yaklaşım olup olmadığını tartışmaya çalıştı.
Demokrat Başkan adayı Hillary Clinton ise ülke dışında Barack Obama’dan çok daha agresif davranacağını zaten gündeme getirmişti. Yani 2016 yılı seçimlerinde bu konu en çok tartışılacak konulardan biri olacak.
Ancak galiba ABD’nin her iki partisinde de bu konuda tek ve kesin bir görüş hakim değil. Daha önce Beyaz Saray’da ve Dışişleri Bakanlığı’nda görev almış ve şimdi de Council on Foreign Relations Başkanı olan Richard Haas “Her iki partinin de birden fazla görüşü var!” diyerek bu konuda partilerin içinde ve ülkede kesin bir görüş olmadığının altını çizmişti.
Hillary Clinton ise aslında en zorlanabilecek olan Başkan adayı. Hillary Dışişleri Bakanı olarak Suriye’deki duruma askeri müdahaleyi savunmuştu. Daha sonra da Libya’da Kaddafi’yi işbaşından uzaklaştırmak için uluslararası bir kuvvet kurularak yapılacak bir askeri müdahale taraftarı da olmuştu. İran’ın nükleer silah konusundaki yaklaşımlarına karşı da, askeri alternatifin göz önünde bulundurulması taraftarı idi.
Ancak bugünün dünyasında ekonomik güç en az askeri güç kadar önemli. Irak ve Afganistan’daki uzun süreli kaosun ABD’yi hem ekonomik hem de askeri açıdan sarstığı da düşünülmek zorunda!
ABD’de kesin görüş yok ama bu konu ABD içinde, 2016 seçim yılında ülke çapında en çok tartışılan konu haline bile gelebilir.

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yoğun  bakım yatak kapasitesi 3 kat arttı. 11 yataklı erişkin yoğun b

Cerrahpaşa'ya yeni yoğun bakım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu