• $9,2482
  • €10,797
  • 530.476
  • 1432.8
6 Ekim 2015 Salı

ABD ekonomisi güvenenleri üzdü!

The Economist ABD ve dünya geneli hakkındaki bazı kritik ekonomik verileri özetlemiş.

ABD global üretimin (GDP ) yüzde 23 kadarını yapmakta. ABD dünya mal ticaretinin yüzde 12 kadarını da yapmakta. Ama dünyanın yüzde 60 kadar üretimi ve planetin toplam nüfusunun da yüzde 60 kadarı, “de facto” dolar bölgesinde bulunuyor. Bu nedenle de ülke paraları ya tamamen dolara endeksli ya da doları oldukça takip etmeyi seçer durumdalar. 1999 yılında ABD firmaları uluslararası toplam şirket yatırımının yüzde 39 kadarını gerçekleştiriyordu. Şimdi de hâlâ yüzde 24 kadarını gerçekleştiriyorlar. Diğer taraftan Wall Street dünyanın piyasalarının gidişatını her zamankinden daha fazla etkilemekte. Amerikan fon yöneticileri de dünyanın yönetilen varlıklarının yüzde 55 kadarını yönetmekteler. Amerika global ortamda sadece 32 ülkenin en büyük ihracat pazarı (1994 yılında 44 ülkenin en büyük ihracat pazarı idi). Çin için ise bu rakam 1994 yılında sadece iki ülke iken şimdi 43 ülkeye çıkmış.

Ama diğer taraftan da doların hükümranlığı birçok ülke için artık fayda sağladığı kadar sorun da çıkartıyor. ABD sorun yaşadığında ABD’ye mahkûm veya endeksli ülkeler için bir alternatif pek yok.

Örnek vermek gerekirse, son iki yılda Amerika’da 0.25 kadar küçücük bir faiz artışı olasılığının yükselmesi, gelişen ülkelerden çok büyük çapta sermaye çıkışı yaratmaya başladı. Yapılan hesaplara göre FED’in kararları global çapta 9 trilyon dolar kadar dış âlemdeki dolar borcu veya dolar mevduatını etkiliyor ve ülkelerin Merkez Bankaları da FED’e ayak uydurmak zorunda kalıyorlar. Yabancıların Endonezya, Malezya, Meksika, Güney Afrika ve Türkiye gibi ülkelerdeki yerel para cinsinden kamu bonolarının yüzde 20-50 arasında bir oranına sahip olması, ABD küçük de olsa faiz artırımı yaptığında bu gelişen ülkelerden fon kaçışı yaratıyor.

Geçtiğimiz günlerde FED bir dalgalanma yaşadı, önce faiz artırmayacağım dedi. Sonra faiz artıracağım dedi. Faizi artıracağım sözünün ertesi gün ise açıklanan reel büyümesi yukarı zıplamıştı ama hemen ertesi hafta açıklanan emek piyasası raporunda birden ortaya çıktı ki, ABD’nin büyümesi sanıldığı kadar güçlü değil. Eylül ayında tahminlere göre 201 bin istihdam yaratılması beklenirken sadece 142 bin iş yaratılmıştı. Ağustos iş sayısı da 173 binden 136 bine inmişti. Ücretler de artmıyordu, bu da enflasyonun artmamasına neden oluyordu. Ağustos ve eylülde ücretler hiç artmamış ve bir yıl evveline göre artış sadece yüzde 2.2 olarak kalmıştı.

Bu durumda geçen haftanın sonunda dolar değer kaybetti, euro, yen ve pound değer kazandı. Bu artışlar kalıcı mı kimse bilmiyor. Diğer taraftan altın ve gümüş de değer kazandı. ABD Hazine bonolarının getirisi ise son beş ayın en düşük düzeyine indi. Ama genel hisse senedi sahipleri de gerilim içinde.

FED ekim ayında mı, yoksa aralık ayında mı, yoksa da 2016 yılında mı faiz artırır, henüz bilmiyoruz. Ekim ve kasım ayının ABD ekonomik verileri biraz bilgi verebilir.

Ben, faiz artışı en erken aralık ayında olabilir ama olasılığı da biraz düştü diye düşünüyorum.

<p>Bu görüntüler Dışişleri Bakanı  Çavuşoğlu'nun ailesine ait değil gazeteci Barış Yarkadaş'ın buna

CHP'nin çamur at stratejisi

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor