• $7,4803
  • €9,0114
  • 408.28
  • 1538.04
11 Nisan 2011 Pazartesi

2011 yılın için büyüme tahminleri

2011 yılı kötü başladı. Üç adet de büyük risk kaynağı ortaya çıkıverdi. Birincisi, zaten beklenen, özellikle Güney Avrupa'daki ülkelerin bütçe ve borç sorunlarının yaratacağı daralma, ikincisi, Japonya'da gerçekleşen  ekonomik ve sosyal felaketler sonucu daralma, üçüncüsü de son dönemde ortaya çıkan ve Kuzey Afrika ve Ortadoğu İslam Dünyası'nda gerçekleşme sürecindeki sosyal ve siyasi değişim rüzgarının olası tahribatı sonucu daralma.
Ülkemizde çeşitli insanlar bu risk faktörlerinin ne boyutta makroekonomik tahribat yapacağı konusunda tahminler üretmekteler. Ancak bir de yurtdışına bakalım. OMFIF kısa adı ile tanınan ve genelde Londra temelli çeşitli kurumların en üst yöneticilerinin ve uzmanlarının oluşturduğu derneğin üyeleri için DZ Bank tarafından nisan ayı başında hesaplanarak genel kullanıma sunulan 2011 yılı için büyüme tahminlerini okurlarımıza sayfaya taşıdık.
Japonya felaketi henüz açık bir resim ortaya çıkarmış bulunmuyor. Ancak Japonya çok büyük bir ekonomi ve dünya geneline etki yapacağı kesin. Kaldı ki şu anda bile Japonya için tahmin  büyümede güçlü düşüş gösteriyor ama, Japonya kolaylıkla resesyona bile girebilir ve tüm dünyayı da tahminlerden çok etkileyebilir. Japonya'nın özellikle Asya'daki etkisinin boyutunun ne olacağını tahmin etmek şu anda çok zor. Ama Japonya'nın hemen herkesin tedarikçisi olduğu da biliniyor.
Kısa vadede Japonya gelişmelerinin kesin bilançosu beklenirken, global endişeler petrol fiyatları üzerinden yani daha çok Libya çerçevesinde şekilleniyor. Her kişi biliyor ki, petrol fiyatlarında yüksek dozda ve kalıcı bir etki hem gelişmiş hem de gelişen ülkeleri çok etkiler ve global ekonomik toparlanmayı da şiddetli şekilde baltalar. Çünkü petrol fiyatı kaynaklı ve genel fiyat seviyesinde gerçekleşecek artışlar her yerde  tüketim talebini kısar, bu da zaten oldukça zayıf olan toparlanmayı etkiler. Diğer taraftan petrol fiyatları riski her yerde cari açık artışı ve Merkez bankalarının kemer sıkması ile sonuçlanır.

"denizgokce.png"
Kaldı ki bugünlerde Portekiz'in yaşadığı sorunlar, Başbakan'ın istifası, yeni hükümetin haziran ayından önce kurulamayacak olması ve sonunda geçtiğimiz günlerde Portekiz'in Avrupa'dan resmen kurtarma operasyonu talep etmesi de kafaları iyice karıştırdı.  Portekiz'in 2007 yılında yüzde 2.8 olan bütçe açığı/ GSYİH oranı ve yüzde 63 civarında olan kamu borcu oranı çok kötü değildi. Ama sonrası yani 'cankurtaran simidi' talebi zor. Mayıs 2010 tarihinde kurulmuş olan kısa vadeli yardım fonu Portekiz'in sorunlarını halleder de ESM yani Avrupa Stabilite Mekanizması çerçevesinde 2013 yılında devreye girecek olan 700 milyar euroya yakın fon da, söz verilmiş olsa da nakit olarak henüz ortaya çıkmadığından ve hele İspanya ve İtalya gibi ülkelerin de kervana katılması halinde, tamamen yetersiz kalacaktır. 2013 için fona siyasi karar verilmiş de olsa, bir atasözü der ki ' Tanrı'ya inanıyoruz, o hesaba yazdırabilir ama diğerleri peşin ödemek zorunda'! 
Türkiye 2009 yılında Almanya gibi daraldıktan sonra 2010 yılında Avrupa büyüme şampiyonu oldu, şimdi ise normal büyümesine yani yüzde 5-6 aralığına geri dönecek. Tabii Merkez Bankası'nın freni bankaların inadına rağmen rağmen tutarsa!

<p>Süper Lig'in 28. haftasında Ankaragücü sahasında Galatasaray'ı konuk etti. Bu zorlu karşılaşmada

Galatasaray-Ankaragücü Maç Yorumu

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi