• $7,3662
  • €8,9586
  • 437.092
  • 1536.11
25 Nisan 2012 Çarşamba

Venezüella: Varlık içinde yokluk!

Dün bu sütunda kriz ortamında Latin Amerika'da bazı acemi ve popülist yönetimlerinin ekonomi yönetiminde saçmaladıklarını, Arjantin örneğinden hareket ederek gündeme getirmiştim. Daha önce 80 milyar dolar dış borcun üstüne yatan bu ülke şimdi iyice sapıttı. Arjantin Başkanı Bayan Kirchner'in, son gerçekleştirdiği politikalarla çıkış yolunu (?) önce Merkez Bankası'nın dövizlerine, sonra bankalardaki mevduata, sonra özel emekli sandıklarının birikmiş fonlarına ve şimdi de en sonunda, yıllar önce özelleştirilmiş olan ve hisseleri şimdi İspanya gibi uzun süreli ticaret ve iş ilşkisi olan dış ülkelere ait olan şirketlerin hisselerine el koyma ile aradığını vurgulamıştık. Arjantin artan soya fiyatları sonucu ve komşusu Brezilya'nın ciddi ekeonomik hamlesiyle artan ihracatla, ekonomide iyi duruma gelmişti ama şu anda ülkeden ciddi boyutta sermaye kaçmakta. 2007 yılında işbaşına gelen Bayan C. Kirchner kocası 2010 yılında öldükten sonra ideolojik oğluyla beraber yönettikleri ülkeyi felakete sürüklüyor. Kirchner Ailesi'nin örnek aldığı da artık popülist Peron bile, devrimci Chavez ve Venezüella!
Peki bugün Venezüella ne durumda?
Dünyanın ilk beş büyük petrol ülkesinden biri olan Venezüella petrol zenginliğine ve artan petrol fiyatlarına rağmen felaket yaşamakta. 2011 yılında ülkenin enflasyonu, artan petrol parası hasılatına rağmen, dünya rekoru olabilecek yüzde 28 düzeyine çıkmıştı. Şimdi de ülke Latin Amerika'da son çeyrekte sıfır büyüme yaşayan nadir ülkelerden. En kötüsü de ülkede, berbat bir şekilde, günlük yaşam için en gerekli şeyleri, örneğin süt, süt tozu, et, kahve, tuvalet kağıdı gibi şeyleri bulamama sorunu yaşanıyor. Adeta 1980 öncesi Türkiye gibi bir durumdalar ama petrol nedeniyle 27 milyar dolar cari denge fazlası da var. Vatandaşlar geceden bakkal dükkanlarının önünde kuyruğa yatıp, en basit gereksinmelerini temin etmek için beklemekteler. Bu kıtlıklar hem fakir hem de daha iyi durumdaki halkı, yani her kişiyi etkilemekte. Tabii her ekonomik felaketin bir de ekonomik nedeni var.
Chavez gelir dağılımını düzeltme vaadiyle oy kazanabildiği için, hemen her şeyin fiyatını sabitleyen bir fiyat kontrol sistemi yerleştirmiş bulunuyor. Devlet bakkaliye dükkanları da açmış. Komiktir ki fiyatları gariban vatandaş ürünleri daha kolay alabilsin diye kontrol ediyor ama tam tersi bir etki geçerli. Fiyat kontrolü aynen Gorbachev öncesi Rusya'da olduğu gibi ortada ürün bulunamamasına neden oluyor.
Venezüella yıllar önce sanayileşmiş bir ülkeydi. Güçlü imalat sanayii, güçlü tarımı ve hareketli bir iç ve dış ticaret hayatı vardı. Bugün ise kıtlık var. Kıtlığa rağmen bu ay meyve suyu, diş macunu, bebek alt bezi gibi ürünler de fiyatları kontrol edilecek ürünler listesine eklenmiş. Tabii esas sorun fiyatları dünya realitesinden koparıp aşağıya bastırdığınız zaman, kar edemeyen üreticilerin üretimi durdurur olması. Gerçekleşen bu! Bu durumda devlet bakkal dükkanlarını bile kendi işletmeye ve her şeyi de kendi üretmeye çalışıyor. Sonuçta bu çabalara rağmen bir anket firması tarafından yapılan araştırma gezilen bakkal dükkanlarının yüzde 42 kadarında en basit ama en çok satılan ürün olan süt tozu ve taze sütün bulunamadığını ortaya koymuş. Et, tavuk, yağ ve şeker bulmanın da çok zor olduğunu da istatistikler gösteriyor. Ekim ayında da seçim var ve diktatör Chavez de kanserle boğuşmakta. Tabii fiyat kontrolünün bir diğer yan etkisi dükkanlara gelmeyen ürünlerin karaborsadan daha yüksek fiyatla bulunabilmesi oluyor. Bu da birçok kişiyi daha da öfkelendiriyor. Örneğin Venezüella'da un bulamamak, ABD'de bakkalda Coca Cola bulamamak gibi bir şey! Çünkü 'arapas' adlı en çok tüketilen yerel yemekleri, unla yapılıyor.
Perakende fiyatlarını üretim maliyetine çok yakın tutma politikası ülkede kahve kıtlığı da yaratmış, çünkü kar olmayınca çiftçiler de kahve üretmiyor. Halbuki Venezüella üç yıl evveline kadar net kahve ihracatçısı imiş.
Kızartma yemek pişirmek için yağ bulamayan bir kişi işi gırgıra dökerek, 'Yağ bulamadım, sonunda çorba içmeye geri döndüm ama iyi oldu, kızartma yemeyi bırakarak kilo vermeye başladım!' demiş.
Latin Amerika gene 1960'lı yıllarda olduğu gibi yoldan çıkmaya başladı. Tanrı onları korusun!

<p>İstanbul'da kaçak yollarla ülkeye sokulan oyuncakların bulunduğu depoya baskın düzenlendi. Bağcıl

Kaçak oyuncak deposuna baskın anı görüntülendi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları