• $7,4757
  • €9,046
  • 441.629
  • 1556.77
26 Şubat 2012 Pazar

Unutma: Glasgow Rangers 1 sterlin fiyatla satılmıştı!

140 yıllık bir futbol takımı olan İskoçya'nın Glasgow Rangers kulübü geçtiğimiz hafta iflas işlemlerinin içine düştü. Zaten geçen yıl 1 sterline satılmıştı. Tabii dünyada kriz var ve İskoçya'nın parçası olduğu Britanya da krizden etkilendi. İskoçya, Britanya'nın bir parçasıdır ama saçmalamakta, İngiltere'den ayrılmaya çalışmaktadır. Hem de İskoçya'da da en büyük banka olan Royal Bank of Scotland bile kriz ortamında 45 milyar sterlinlik bir iflas çekmiş ve hisseleri kurtarma operasyonu İngiltere hükümetine devredilmek zorunda kalınmış, binlerce kişi işten çıkarılmaktayken! 
Futbola dönersek G. Rangers aslında dünya futbolunda yeri olan bir takımdır. Rangers geçmişte tüm dünya takımlarından daha fazla Şampiyonluk kazanmış bir takımdır, ama 9 milyon sterlinlik bir vergi borcu nedeniyle 14 Şubat 2012 günü iflas işlemlerine başlanmıştır, diğer taraftan da en azından 49 milyon sterlinlik bir diğer borç nedeniyle iflas davası da yoldadır.
Konu aslında 'Financial Fairplay' denen ve kulüplerin kazandığından daha fazla harcayarak iflasın eşiğine gelmesi ve sonunda FIFA, UEFA, federasyonlar ve diğer resmi otoritelerinin cezalarına ve devletin vergi tahsilat çabalarına muhatap olmasıdır. Rangers Kulübü 1988 yılında kulübü 6 milyon sterline satın alan ve 2011 yılına kadar tutan zengin çelik tüccarı David Murray tarafından yönetildi. Ancak sonunda iflas durumuna gelen kulüp parasızlıktan sadece 1 sterlin sembolik bedelle Craig Whyte adlı işadamına devredildi. Bu durumda vergi borçları da büyüyüp, iflas işlemleri de yürüyünce İskoçya Futbol Federasyonu yetkilileri takımdan 10 puan sildiler ve sezonun bitmesine üç ay kala şampiyon belirlenmiş oldu. Takımın finansal yönetimindeki becerisizlik ve futbol yönetimi hatalarının çöküşü getirdiği artık biliniyor.
Ligdeki iki büyük takım Rangers ve Celtic ülkede son 27 yıldır şampiyonlukları aralarında paylaşmış olsalar da Avrupa'da sıradan takım haline gelmişlerdi.  İskoç milli takımı da dünyada 48'inci sıraya düşmüş (İran'ın arkasında) ve milli takım son altı büyük uluslararası turnuvaya da katılma hakkı kazanamamıştı. Seyirci de ne takımları ne de milli takımı izlememeye başlamış ve ligde ortalama seyirci sayısı 13 bin kişi gibi ortalamaya düşmüştü. 
Glagow kentinde şöhretli iki takım var: Rangers ve Celtic. Bu iki takım 1888 yılından beri büyük rekabet içindelerdi. Rekabetleri bizdeki Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti gibidir.   
Ülkemizde yapılan anketlerde ortaya çıktığı gibi Galatasaraylıların 'mektepli' olmasıyla övündüğü, Fenerbahçe'nin ise halkı temsil ettiği iddiası, Beşiktaş taraftarlarının siyasi tutumu (Beşiktaş taraftarları, özellikle Çarşı grubunun yapısı hatırlanırsa, daha siyasi ve sol özellikler sergilerler) bizde farklılığı yaratır. Ancak İskoçya'daki rekabette ülkemizden çok farklı ve bir boyut vardır. Rangers temelde Protestanlara yakındır, Celtic ise Katoliklere! Böylece tarihsel rekabetin temelinde esas faktör din ve ayırımcılıktı ve zaman zaman bayağı düşmanlık yaşanmış, ölümler olmuştur. Ama bu düşmanlığa dayalı rekabet çözüm getirmiyor!
Ancak bugün tarihsel rekabetin ve ayırımcılığın anlamı da pek kalmadı, çünkü tüm İskoç futbolu mali sorun yaşamakta. İskoç Ligi geçen kasım ayında Sky Sports ve ESPN ile beş yıl süreli 80 milyon sterlinlik bir yayın anlaşması yapmış da olsa, tüm takımlar ayni mali durumda. Futbola para ve zenginler girdi mi, altyapı, sporculuk gibi kavramlar ölmekte, düşmanlık körüklenirken flaş transferler ile kısa vadecilik ön plana çıkmakta ve takımlar mali felakete sürüklenmekte.
İskoçya'dan ders almalıyız. Bugün bizim üç büyüklerin (ve diğerlerinin) borçları ve müflis yapısı her takımın taraftarınca biliniyor. Fenerbahçe son Genel Kurullarda verdiği Dernek mali verilerinde bile mali çöküşü taraftarından gizlemişti. Galatasaray ise bugün kendi hisselerini ucuza satıp, sonra da hisse sahiplerini dev sermaye artırımına davet ederek onları sömürüp mali yapıyı zorla düzeltmeye çalışıyor. Beşiktaş ise aynen diğerleri gibi UEFA 'Financial Fairplay' şartlarına uyamayacağı için zorda ve TFF Başkanlığı'na geçmesi beklenen Kulüp Başkanına dev borç altında ve Başkan da 'Paramı alırım!' diyor.
İskoçya Ligi 2001 yılında gidişatı görmüş, paralı yönetici, yabancı transferi ve küçük takımlardan oyuncuları toplamayla bir yere gelinemeyeceğini anlamış ve altyapı organizasyonuna gitmişti ama çöküş altyapının oyuncu yetiştirmesi sürecinin meyve vermesine kadar dayanamadı. Boşuna en önemli altyapıya sahip Barcelona zirvede değil! Altyapı reformu zaman alır ve bir an evvel başlasak iyi olur.
Bugün ülkemizde üstelik düşmanlığa dayanan rekabet körüklenmekte. İskoçya'da Rangers'i çökerten tüm faktörler bizde fazlasıyla mevcut. Hem de daha büyük iflaslar gündemde! Futbola ilgi de azalmakta. Naylon yöneticilik, kısa vadecilik, taraftarı kandırma ve düşmanlık yaratma kimseyi kurtaramaz. Kafayı kaldırıp dünyada olanları görmemiz gerekiyor. 'Bize bir şey olmaz, kimseyi takmayız!' mantığı felaket getirir.

<p>Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin genel başkanlığına seçilen A

Türk dostu Armin Laschet kimdir?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen İstanbul'dan kar manzaraları

Hobi olarak başladı şimdi taleplere yetişemiyor