• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
02 Mayıs 2012 Çarşamba

TFF kararları ilginç!

Antalya'da Futbol Federasyonu tarafından düzenlenen ve Federasyon Başkanı'nın kısa açıklamalarıyla ' rüzgar gibi geçen' basın toplantısında bazı gerçekler ortaya çıktı.
Federasyonun açıklamalarında, bahis oyunlarından çıkar elde etme peşinde olanlarla ilgili bir iddia olmadığı, şikenin sahaya yansımadığı gibi, futbol spikerlerinin  tabiri ile, 'müthiş' tezler vardı. Gene de 22 şaibeli maçla ilişkili 16 kulüp Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edildi.
Açıkça görünen 58'inci maddenin değiştirilmesi teklifini içeren ve  geçmişte reddedilmiş adım, şimdi değişikliği reddedenler tarafından kabul ediliyor.
Değişikliklerle 'sübjektif hukuk' yaklaşımı gündeme getiriliyor. 'Ceza verilebilir' demek, verilebilir de, verilmez de demektir. Yani durum 'muallak' ! Ağır ihlal ne demek acaba?
Hedef nedir? Hedef kulüpleri korumak ama kişilere ceza vermek! Fakat şike sahaya yansımadığına göre de kişilere teşebbüs için ceza 1-3 yıl hak mahrumiyeti, kulüplere de para veya puan silme şeklinde hafifleştirilmiş cezalar olacak . Ancak mesela söz konusu teşebbüsçü kişi bir hakemse de, tuhaf bir şekilde ömür boyu hak mahrumiyeti gündeme geliyor.  Ayrıca cezanın tehiri de mümkün. 
Kaldı ki gidişatın 'durumu idare' olacağı futbolcular Zokora ile Emre arasındaki hakaret veya ırkçı söylem tartışması olayında verilen ilk kararla zaten belli olmuştu. Karar sonradan değişse de niyet belli. Dolayısıyla sürpriz yok. Ama eğer hakaret eden Zokora olsa idi ve '........ Türkler ! ' şeklinde bir söz söylemiş olsa idi, Zokora'yı  dakikasında 'paramparça' edecek olduğumuzu zaten biliyoruz.
Tabii bu yeni yaklaşımın hukuken en mahzurlu tarafı devam etmekte olan bir hukuk sürecinde kuralların değiştirilmesi olgusudur. İnşallah UEFA ile baştan görüşülmüştür, çünkü korkumuz UEFA'nın sert bir reaksiyon göstermesidir.
Fenerbahçe'nin CAS davasından neden vazgeçtiği, Aziz Yıldırım'ın 'namus davası' diye adlandırdığı davanın geri çekilmesinden haberi olmadığı haberleri, şimdi daha anlaşılabilir hale geldi.
***
Ülkemizde bilgiye dayanmayan eleştiri, çıkar ve taraflılık içeren  yaklaşım , gerçekleri örtü altına süpürmek 'en  yaygın spordur'. Bu yaklaşım futbola olduğu kadar ekonomiye de bulaşmış durumdadır.
Geçen yıl Merkez Bankası açıkça faiz artırma yerine koridor sistemi ve karşılık artırma operasyonlarını gündeme getirdiğinde ne yapıldığını anlamayanlar Merkez Bankası'nı gırgıra sarmış, saçma sapan  tezler ortaya atılmıştı. Ülke içindeki ve siyasete ve çıkara endeksli değerlendirmeler öyle kötü idi ki, uluslararası medya ve aracı kurumlar da küstahlığa başlamış ve ' Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ya Nobel alır ya da rezil olur !' şeklinde 'sohbetler' yapılmış, yazılıp çizilmişti.
Ocak ayında Merkez Bankası Başkanı TL'nin dövizler karşısında değerleneceği tezini ortaya attığı zaman da nedenini hiç çakamayan bir sürü kişi Merkez Bankası ile dalga geçmeye kalkmıştı.
Ama bugün gelinen noktada kimin 'vezir' kimin 'rezil' olduğu ortada. Ülkemizde kredi balonu yavaş yavaş sönmekte, ülkemizde dış ticaret açığı da yavaş yavaş toparlanmakta. En son kredi ve ticaret verileri bunun böyle olduğunu gösteriyor. TL değerlenmekte. Büyüme de yavaşlamakta. Tabii enerji fiyatları kontrolumuz altında değil. Onların yüksek kalmasının olasılığı da yüksek. Ama ihracat ve ithalatın değişim hızları ümit vermekte. Cari denge açığının yıl sonunda yıl başındaki GSYİH oranı olan yüzde 10 değerinden birkaç puan aşağıya gelmesi süreci başlamış bulunuyor. Tabii toplum olarak hala tasarruf etmemiz gerek. Yüzde 20 oranı üzerinde bir hızla yatırım yapan bir ekonomide, tasarruf oranı yüzde 12 düzeyinde uzun süre gidemez !

<p>Gelişen piyasalara para akımının devam ettiği sürece Türkiye'nin önde olacağını söyleyen  Ekonomi

Merkez Bankası'nın faiz kararı piyasalara nasıl yansıyacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Karıncaların şaşırtan gücü

Karaciğeri yenileyen besinler