• $7,3632
  • €8,9685
  • 442.561
  • 1569.01
24 Ağustos 2011 Çarşamba

Risk algılaması ve istikrar politikaları

Bugün para ve maliye politikaları sonuna kadar kullanıldı fakat 'korku'ya hala
bir çözüm bulunamadı. Bunun çözümü de 'finansal istikrar politikaları'nda...
Global krizin başlangıcından bu yana dünya hala süren bir belirsizliğe boğulmuş bulunuyor. Hatırlanması gereken şey, 1933 yılında yeni seçilmiş bulunan Başkan Roosevelt'in göreve geldiği gün yaptığı konuşmada 'Korkmamız gereken tek şey korkudur!' demesi. Bugün de dünya aynı durumda, korku içinde. Risk iştahı bir artıyor, bir düşüyor. Bugün ise risk iştahı sıfırlanmış bulunuyor, piyasa ajanları riskten kaçıyor.  
Bugünkü durum, bir nokta hariç, 1930 dönemindekinden çok daha iyi. Zayıf nokta da gelişmiş ülke hükümetlerinin finansal yapısı. IMF bu yıl G-7 ekonomilerinde borç-GSYİH oranlarının, İkinci Dünya Savaşından bu yana ilk defa yüzde 100 oranını geçeceğini hesaplıyor.         
Psikoloji bilançolar kadar önemli!
Tabii bu bilanço yaraları reel şeyler ama finansal piyasalarda, psikoloji, yani beklentiler de, en az reel durum kadar önemlidir. Finansal krizler risk alma davranışı üzerinde kalıcı ve kötü etkiler yapar.
Bugün sorun 2008 krizinin oldukça yakın bir tarih olması. Bu nedenle, yani yakın tarihli kriz hatıraları nedeniyle, bugün riskten kaçış ortamı var. Geleceğe dönük belirsizlik olduğu zaman da insanlar çok basit ve korku temelli tahmin senaryoları üretirler. Özetle felaket miyopluğu, belirsizlik algılaması, ve derin travma hissetme gibi şeyler, risk alıcıların bir gaza, bir frene basmalarına neden olurlar.
Korkuya Karşı Politika? 
1930'lu yılların Büyük Depresyon'u insanlığa ekonomide maliye ve para politikalarının neler yapabileceğini iyice öğretmişti. Bugün para ve maliye politikaları aşırı doz kullanılmış durumda. Ama korkuya karşı ne yapılabilir konusunda bilgimiz pek yoktu! Üstelik dünya binlerce 'amatör Roubini' ile dolu! Bu nedenle ekonomileri yönetenlerin yeni bir politika aracı üretmesi gerekti.
Bundan sonraki ders kitaplarında yer alacak olan bu yeni politika aracının adı 'macro prudential policy ' veya finansal istikrar politikaları.
Bugün bakıldığında gelişmiş ülkelerde aşırı doz, kredi kullanmama yaklaşımı var. (Türkiye'de ise tersine fazla kredi kullanma vardı). Birçok ülkede de sektörler bazında aşırı borçlanma mevcut. Bazı kesimler ise krediye hiç ulaşamıyor. Uluslararası sermaye hareketleri de daralmaya başlamış durumda (Türkiye bunu son ayda hissetmiş ve politika değiştirmiş, politika faizini indirmişti). Gelişmiş ülkelerde bankalara bu yıl temettü dağıtmamaları ve likit kalmaları tavsiye edilmişti.

ROOSEVELT'İN DEDİĞİ GİBİ!
'İstikrar politikaları' yaklaşımında, sistemi riske sokan konuları vatandaşlarla konuşarak, risklerin doğru fiyatlanmasına yol açmak, etkili bir yaklaşım olabilir. Roosevelt'in 1933'teki 'Korkmamız gereken tek şey korkudur!' sözü bu tür bir yaklaşımdı. Bu sözler psikolojik tahribatı azaltmayı hedefliyordu.
Para ve maliye politikaları korkuyu ortadan kaldırmıyor, beklentileri tamir edemiyor. Böyle bir ortamda 'macro prudential' denen istikrar politikalarının devreye sokulması gerekli.
Sonuçta ülkemizde, Kasım 2010 ayında Durmuş Yılmaz'ın kredi konusundaki ikaz yaklaşımını ve son dönemde Erdem Başçının politika değişikliği olgularını, klasik para politikası gözlüğü ile değil, yukarıda anlatılanlar çerçevesinde değerlendirmek gerekli.

<p>Irak hükümetine bağlı Bağdat Operasyonlar Komutanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre,

Bağdat'ta şiddetli patlama

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da deniz suyu 20 metre çekildi

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı