• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
26 Ocak 2013 Cumartesi

Nakit aşkının kaynağı ne?

Uzun zamandır, yani  global krizin başlangıcından bu yana geçen beş yılda büyük ekonomilerin merkez bankalarının 'eşek yükü ile' para basmalarına rağmen piyasada ciddi boyutta nakit sıkıntısı hissedildiği konuşuluyor ve bu konuda da, durumları iyileşen büyük şirketler ile büyük bankaların nakit üzerinde oturduğu tezi çok taraftar buluyordu. Şirketlerin normalden yüzde 40 kadar daha fazla nakit tuttukları da incelemelerde açıkça gözüküyordu. Bunun da büyüme ve istihdamı sabote ettiği düşünülüyordu.
24 Ocak tarihli Wall Street Journal'de Kate Linebaugh tarafından açıklanan inceleme çok ilginç bir durumu ortaya çıkartıyor. Avrupa Merkez Bankası Avrupa bankalarına milyar euro mertebesinde yüzde 1.5 faizli  nakit transferi yaptığında bankalar nakiti alıp yüzde yarım faizle Avrupa Merkez Bankası'na mevduat olarak yatırmışlardı. Çok da hayret edilmişti o zaman! 

APPLE'IN NAKDİ 121 MİLYAR $
Ancak bugün farklı bir analiz gündemede. Örneğin araştırmacıların bulgularına göre Apple tam 121.3 milyar dolarlık nakit üstünde oturuyor ve bu nakitin yüzde 68 kadarı da ülke dışında kazanılan ve yatırılmak için bekleyen nakit olarak kayıtlarda bekliyordu. Benzer şekilde Microsoft 66.6 milyar dolar nakit tutuyor ve bunun yüzde 87 kadarı da yurtdışındaki şirketlerinde yatırımda gözüküyordu. Başka örnekler vermek gerekirse Qualcomm adlı teknoloji şirketi 26.8 milyar dolar nakit tutuyor ve bunun yüzde 63 kadarı yurtdışında park ediliyordu. Şirketler bu fonları ABD'deki ana şirkete göndermek yerine 'dış şirketlerinde kalıcı yatırım halinde tutuluyor' diyorlardı. Bu durumda bu nakit olarak ve dışarıda elde edilmiş kazançlar, ABD kanunlarına göre vergilendirilmiyormuş. Ama şirketler bu fonları daha sonra Cayman adaları veya Singapur veya İrlanda gibi vergisi düşük ülkelerin bankaları üzerinden dolar bazlı ABD hazine bonoları veya ABD banka tahvillerine yatırıyorlar ve kazanç da elde ederken, fonları dolar olarak tuttuklarından kur riski de taşımıyorlarmış. İstendiği veya gerektiği zaman da nakit ana şirkete kar olarak transfer ediliyormuş. Amerika'daki nakit aşkı böyle açıklanıyor. Paralar sonuçta ABD'ye park edilse de, şirketlerin hissedarlarının paraların durumunu bilip bilmedikleri de pek belli değil. Ve sonuçta kazançların bir kısmı da vergi dışında kalmış oluyor. Nakit olarak tutulması ve harcanmaması ise krizden daha yavaş çıkılmasının nedeni oluyormuş meğer.

METHOD: 'JUST IN TIME'

Financial Times'da Gillian Tett tarafından 18 Ocak tarihinde yayınlanan araştırmanın sonuçlarına göre nakit tutmanın bir kısmı ise doğal ticari nedenlerden kaynaklanmakta imiş.
Kanada şirketlerinin bilançosundaki yüksek boyuttaki nakitin, uzun zamandır artmakta olduğu ve 2003 yılından sonra zirveye çıktığı görülüyor. Çünkü bugünün üretimi 'just in time' denen metotla yapılmakta, çok az stok tutulmakta ve sofistike arz zinciri yapıları kurulmakta. Böyle bir ortamda da bilançolarda stok ve alacak tutulmamakta ve ödemeler de derhal ve nakden yapılmakta. Bu da bilançolarda bol nakit tutulması anlamına gelmeye başlamış. Bu tabii masum bir neden! Ama Merkez Bankalarının çabalarının bir kısmının da boşa gitmesi anlamına gelebiliyor.

<p>Haber: Ayşe Gültekin </p><p>'İSTANBUL BİR OKULSA BEYOĞLU BUNUN MERKEZİ' </p><p>Beyo

Kültür ve sanatın kalbi Beyoğlu

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor