• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
07 Şubat 2011 Pazartesi

BJK ve FB kime benziyor?

Ligde sallanan Fenerbahçe ve Beşiktaş, ligin ikinci devresinde atak yaptılar. Beşiktaş bol kepçe pahalı transferleri patlattı ve Fenerbahçe ise nihayet maç kazanmaya başladı. 'Spor tıraşı' uzmanları hemen bastırdı: 'Bizim takım Barcelona gibi!' Allahtan bir akıllı yönetici ve 'Biz Barcelona gibi değiliz, Real Madrid'e benziyoruz!' diye düzeltti. Gerçekten, FB ve BJK Real Madrid'e mi benziyorlar? Barcelona'ya hiç benzemedikleri için (altyapı sorunu), incelenmesi gereken konu Real'e benzeyip benzemedikleri!  Bu soruya cevap verebilmek için Real Madrid bilgisi gerek. Ünlü spor yazarı S. Kuper, geçen ay R. Madrid kulübünün şu andaki futbol direktörü, eski sporcusu ve teknik adamı,  Arjantinli golcü ve entelektüel futbolcu Jorge Valdano ile (hukuk tahsili ve sol felsefeye olan merakı nedeniyle ona futbolcular arasında 'El Filosofo' adı takılmış) mülakat yapmış.
Valdano 1955 Arjantin doğumlu. 1975 yılında İspanya'ya taşınmış, Deportivo Alaves takımından sonra Real Madrid'e transfer olmuş. 1986 yılında Arjantin Milli Takımı ile dünya şampiyonu da olup, final maçında bir golü de atmış. Dünya Kupası'nın ertesinde hepatit olduğu için futbolu bırakmış, yazarlık, teknik adamlık yapmış ve 1994 yılında Real Madrid en kötü günlerini yaşarken ve Barcelona tarafından hırpalanırken, geri dönmüş. Valdano kulübe geri geldiğinde Real, 1966 yılından beri Avrupa Kupası kazanamamış durumdaymış. Valdano, 'Eğer Real'i anlamak istiyorsanız, benden çok önce R. Madrid'de oynamış olan diğer Arjantinli, ünlü di Stefano'yı tanımanız gerek' diyor. Çünkü ona göre Real Madrid'in ruhunu en iyi temsil eden kişi Alfredo di Stefano'ymuş. Real Madrid 1956-1960 arasında beş defa Avrupa Kupası kazandığında di Stefano takımın her şeyiymiş. Sahada işler kötü gittiği anda di Stefano güzel futbol mutbol anlamaz ve kazanmak için ne gerekirse onu yaparmış. Real Madrid'deki her şey, di Stefano'nun ruhunun sonucuymuş. Bu nedenle 'Real Madrid sadece mağlubiyeti hazmetmeyen bir kültürü temsil eder!' deniyor.
Tabii bir de sürekli tartışılan diktatör Franco'nun desteği var. Real Madrid'i sevmeyenler Franco'nun, Real maç kazansın diye her türlü hile ve şikeyi yaptırdığını da söylerler. Ancak Franco 1970'li yıllarda ölünce Real'in kaderi ve dengeler değişmiş. İspanya'da başkent Madrid'in ekonomisi zayıflamış, gücü de azalmış, taşranın gücü ise artmış. Valdano'nun inancına göre, dikta rejimlerinde başkent takımlarının, demokrasilerde ise taşra takımlarının şampiyon olması bir genel durummuş. Nitekim 1992'de Barcelona Avrupa Kupası'nı kazandığı gibi Real'i hırpalamaya başlamış. Bu dönemde Real, di Stefano döneminde olduğu gibi hücuma dönük futbolunu oynayamamış, sürekli oyuncu ve teknik adam değiştirmeye başlamış.
Sonunda Real'in parası gene iyi bir kadroya olanak vermiş ve Real 1998 ve 2000 yıllarında gene Ş.Ligi'ni kazanmış, UEFA da Real'i yüzyılın takımı ilan etmiş. 2000 yılında ise Madridli inşaatçı F. Perez kulüp başkanı seçilip, Valdano da di Stefano günlerine geri dönüş projesinin başına teknik adam olarak getirilmiş.  Perez'in hayali 'galacticos' takımı kurulmuş. Ancak 2002 yılında dokuzuncu defa İspanya şampiyonluğu kazanan Real, 2004-2006 arasında hiçbir şey kazanamayınca Perez gitmeye mecbur kalmış. Perez ve Valdano 2009-2010 sezonunda geri gelmişler ve gene hiçbir şey kazanamamışlar. Kulüp borca boğulmuş. 2008 yılında borç 504 milyon dolara çıkmış. Ama esas sorun artık altyapıya dayalı Barcelona'nın, di Stefano'nun Real'inden bile çok daha iyi bir futbol oynayan ve daha başarılı bir takım haline gelmesiymiş.
Valdanoya göre Real kazanmayı yeniden monopolüne almak için sonunda, geçen yıl 'kazanma uzmanı' Jose Mourinho'yu transfer etmiş. Valdano Mourinho'nun Chelsea'de oynattığı (ve İnter'de), daha çok savunma ağırlıklı futbolu sevmediğini itiraf ediyor. Bu tezata rağmen, kazanma uğruna iki yılda tüm takımın elemanlarının değiştirildiğini, ortalama yaşın 24 yaşa indiğini, tüm oyuncuların ellerinden geleni yapacak 'genç di Stefano'lar' olduğunu kuvvetle vurguluyor.
Bugün futbolcuların daha fazla bir sistem içinde oynamak arzusunda olduğunu, kendi döneminde ise daha esnek uygulama olduğunu söylerken, Casillas gibi bir dünya şampiyonu, Xabi Alonso ve Christiano Ronaldo gibi yaratıcı oyuncularla Mourinho'nun açık ve seçik yerleştirdiği disiplin, sistem ve düzenin başarılı olacağına inandığını, bugüne kadar da hiçbir oyuncudan Mourinho aleyhine tek bir laf duymadığını, tersine hepsinin mutlu olduğunu vurguluyor. Valdano, 'Real bugün Barcelona'nın birkaç puan gerisinde, Madrid kazanacak ve Barcelona hayalinden uyanacak; çünkü bugünkü Real kazanmak için oynayan bir üst düzey takım haline geliyor!' diyerek bitiriyor.
Peki ortalama 24 yaşındaki Real'de BJK ve FB gibi yaşlı, emekli ve pahalı transferler var mı?

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor

Rusya'da binlerce kişi sokaklara döküldü!