• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
30 Ocak 2011 Pazar

Barcelona gibi mi diyorsunuz ?

Değerli spor haberci, yazar ve yorumcularımız yeni bir 'benchmark' oluşturdu. Ortalığa dökülen sözlerin en popüler ikisi 'Marka değeri' ve 'Barselona gibi!'. Kendini 'büyük' diye tanıtan kulüplerimizin delik, yani özvarlığı muhasebe oyunları çıkartıldığında eksi olan bilançoları ve her yıl ziyan üreten gelir gider tabloları varken kulüp gırtlağa kadar borca boğulmuşken, 'marka değeri' kelamının anlamı ne olabilir ki?

Yabancı kulüplerin 'Artık işe yaramaz!' diye boşladıkları emeklilik çağındaki veya uyumsuz damgası yemiş sporcularını dev transfer fiyatları ile toplayarak nasıl 'Barcelona gibi' olunabilir ki? Barcelona demek altyapı demek. Aşağıda Barcelona ile ilgili bazı bilgiler var. Ünlü futbol yazarı G.Marcotti, 'Bu Barcelona, kulüp futbolunun gelmiş geçmiş en iyi takımı mı?' adlı bir inceleme yapmış. Aşağıya bu incelemeden bazı gerçekleri alıyoruz. İnceleme geçen haftaki istatistikler üzerinden yapılmış.
Barcelona içeride oynadığı 20 lig maçından 18'ini kazanmış. Bu şekilde devam ederse 104 puan kazanacak. Bundan evvelki rekor geçen yıl Barcelona tarafından tesis edilmiş olan 99 puan.  122 gol atarak rekor kıracak, bir evvelki gol rekoru da 107 imiş, yine 38 maçlık ligde sadece 21 gol yemiş olacak. Bu da ikinci en az gol yeme rekoru olacak. Barcelona bugüne kadar da Şampiyonlar Ligi'ndeki grup maçlarında 4 galibiyet ve 2 beraberlik ile yenilgisiz gitmekte. 

Bu verilenler sayısal. Ancak Barcelona'nın esas üstün tarafı tüm takımlardan farklı olan futbol yaklaşımı. Futbolda iyi bir takım,  topa % 60-65  hakim olabilir. Ancak Barcelona La Liga'da ortalama yüzde 73 ve Şampiyonlar Ligi'nde de ortalama yüzde 72 topa hakimiyet sergiliyor. Tabii topa hakim olmak her şey değil. Örneğin geçen yıl Mourinho ile İnter topa yüzde 45 hakim olarak Şampiyonlar Ligi'ni kazanmış ve Barcelona'yı da yenilmişti.

Ancak Barcelona'nın futboldaki hedefi göz önüne alınırsa topa hakimiyet istatistiğinin anlamı olabilir. Barcelona'nın oynadığı geçmişte 'total futbol' veya şimdi İspanya'da 'Tiki Taka' adı ile tanınan futbolda açıklanan temel hedef topa hakim olmak. Temel felsefenin üç boyutu var. Birincisi  topa hakim olursak rakip hakim olamaz ve gol şansı çok azalır. İkincisi, top bizde olduğu sürece rakip psikolojik olarak hırpalanır. Üçüncüsü de üstün teknik ve çabukluk sahibi olan Barcelona oyuncularının meziyetlerine uygun yani  bize avantaj sağlayan bir futbol oynanmış olur. Kaldı ki Barcelona'nın altyapısından gelen oyuncular aslında kısa boylu ama çabuk, yaratıcı, çok yer değiştirebilen oyuncular. Topa hakim olma ve çok pas stratejisi onların altyapıda geliştirilen becerilerinin oyuna etkisini maksimize ediyor. Bir başka bakışla kullanılan sistem ve taktik oyunculara mükemmel uyuyor. Eğer Guardiola, Manchester United veya Milan'ı çalıştırsaydı ya sistemini değiştirirdi ya bir sürü yeni oyuncu getirirdi ya da takım uyum sağlayamazdı. Nitekim Mourinho, Real Madrid'de değişim getirirken sorun yaşıyor.

Ancak üçüncü yılını yaşayan Guardiola'nın takımının bazı sorunları var. Barcelona çok az oyuncu kullanmaya başladı. En çok kullanılan 11 oyuncuları La Liga'da zamanın yüzde 81 kadarı sahadalar. Bir önceki yıl bu oran yüzde 72.5 idi. Burada mahsur şu: Puyol veya  Pique gibi standart savunmacılar sakatlandığında veya dinlendiğinde Abidal veya Busquets savunmanın ortasına alınıyor ve Keita orta alana ekleniyor. Bir kişi yokken bu çözümler iyi gidibiliyor ama iki eksik olduğunda sorun çıkıyor. Emektar Milito da artık kullanılamıyor. Kaldı ki hücumda da benzer bir sorun var. Messi, Villa veya Pedrito olmadığı zaman ileriye genç Krkic alınıyor veya İniesta orta alandan forvete çekiliyor, ortaya Keita alınıyor. Bu arada takıma yeni gelip de kenarda oturanlar ise faydalanılamaz duruma geliyor. Örnek Arjantin Milli takım kaptanı Mascherano (35 milyon euro harcandı). 12 ayda sadece 3 maç oynadı.

Diğer taraftan Barcelona sisteminde bir yapısal sorun da var. En uzun oyuncuları David Villa bile kısa ve kapalı savunmaları sökmek için uzun bir oyuncu yok. Guardiola kısa ama kafa hakimiyeti olan Busquets veya Pıque'yi hücuma kaydırıp risk alıyor. Teknik ve çabuk oyuncuları oyunda tutup güçlü ve uzun oyuncuları kenara almak bazen çalışmadığı için bir önceki yıl Zlatan İbrahimovic transfer edilmişti ama bu aşı tutmadı ve İbrahimovic geri satıldı.

Barcelona futbolda klişe olan güçlü, atletik ve dengeli takım felsefesine hiç uymuyor, futbolda paradigma değişimi getiriyor. Yeni paradigma transfer değil, altyapıdan seçtiğin oyuncuyu yetiştirmek. Barcelona UEFA'ya kadro verdiğinde oyuncuların üçte ikisi altyapıdan, Tiki Taka anlayışı ile yetiştirilen, kısa, teknik, çabuk, pas becerisi olan golcü gençler. Türkiye ise acilci olduğu için transfer yapılarak Barcelona olunabileceğine inanmaya devam ediyor. Aynen bilanço delikleri ve zarar üreten mali yapısı  ile 'büyük ve markla değerli' takım olunabileceğine inandığı gibi. Kaldı ki Total Futbol (yeni versiyonu ile   Tiki Taka) Jack Reynolds adlı bir İngiliz tarafından 1915-25, 1928-40, ve 1945-47 tarihlerinde üç defa Ajax'ta teknik adam olarak çalışan kişi tarafından icat edilmişti. Biz 50 yıl sonra keşfediyoruz, anlamaya çalışıyoruz!

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İşte Galatasaray'ın gündemindeki golcü oyuncular

Ankara'nın simgelerinden Kuğulu Park buz tuttu