• $7,3932
  • €9,0057
  • 440.569
  • 1542.45
23 Ekim 2011 Pazar

AB zirvesi öncesi İngiltere'nin görüşü!

Bu hafta sonu Brüksel'de AB sorunlarına çözüm bulmak için zirve toplantısı var. Bu toplantı öncesinde İngiltere'nin Merkez Bankası Başkanı Mervyn King ise zirvede ortaya atılacak genel görüşlerden farklı bir pozisyon alan bir açıklama yaptı. Konuşması ilginç...
Hatırlanırsa global dengesizlikler tartışmasında cari açık veren ABD, Çin'in tasarrufu bırakıp iç piyasasında harcamaya geçmesini ve cari denge fazlasını eritmesini, bunun dünyada dengelenmenin temel unsuru olduğunu, bunun için de Çin parasının değer kazanması ve cari açık veren ABD gibi ülkelerin parasının da değer kaybetmesi ve tasarruflarının artması gerektiğini vurgulamakta idi.
King'e göre Avrupa'da ise dengesizliklerin göbeğinde Almanya oturuyor. Almanya iç talebi kısarak ve büyümesini dış talep ve dış ticarete yani ihracata dayandırarak (ihracatının çoğu AB bölgesi ülkelerine) ticaret ortaklarının büyük oranda borç yükü altında kalmasına neden olmuştu.
Bu gidişle borç alanlar Almanya'dan aldıkları Mercedesler, BMW'ler, Miele çamaşır makinaları, makineler, iş tezgahları ve diğer  sanayi ekipmanları sahibi olacak ama Almanya da değeri hızla düşen borç senetleri sahibi olmuş olacak.
Halbuki Almanya'nın bugün yapması gereken farklı bir şey. Almanya iç talebini arttırarak ve ithalat yaparak açık veren ülkelerin gelir yaratmasına ve borçlarını bu gelirleri ile ödemesine fırsat vermek zorunda.
IMF tahminlerine göre Almanya, bu yıl GSMH oranı olarak yüzde 5 cari denge fazlası verirken Yunanisitan ve Portekiz bu yıl yüzde 8, İspanya yüzde 6, İtalya yüzde 3.5 ,ve Fransa yüzde 2.7 cari açık veriyor olacak. Almanya'nın cari denge fazlası gelecek yıllarda azalacak ama pek az, 2016 yılında  sadece yüzde 4 düzeyine inecek.
Almanya ikili oynuyor. Hem kendi ihracat avantajını sürdürmek istiyor hem de euro bölgesindeki sorunlu ticaret partnerlerinin borçlarını geri ödemelerini! Bu ikisi de bir arada, matematik olarak mümkün değil.
Euro icat edilmeden evvelki dönemde durum devalüasyonlarla çözülebilirdi. Cari açık ülkeleri (yani tasarruf açığı olan ülkeler) yeniden rekabetçi olacakları noktaya kadar milli paralarını devalüe ederlerdi. Ama tek para ortamının getirdiği devalüasyon yapamama kısıtı nedeni ile dengelenme ya enflasyon ya da verimlilik aracılığı ile yapılabilirdi.  Yani ancak Alman enflasyonu daha yüksek ve Alman verimliliği daha düşük hale gelirse dengelenme olabilir. Alman vatandaşları daha yüksek enflasyonu kabul etmeyecekelerine göre, AB'nin kenarındaki ülkeler yeniden rekabetçi olabilmek için deflasyon yaşamak zorundalar, kemer sıkacaklar. Tabii bir alternatif daha var. Almanya tasarruflarının bir kısmından vazgeçmek durumuna gelebilir. Ya Almanya doğrudan kendisinden borçlu ülkeler transfer yapacak, ya da bankalarından borçluların iflası yolu ile endirekt transfer gerçekleştirecek.

KALICI ÇÖZÜM ÇIKMAZ
TABİİ bugün borçlu olan ülkeler, kendi maliye politikalarını sıkılaştırarak ithalatı kısıp konumlarını değitirmeye başlayabilirlerdi. Ama bunu yapmadılar (Türkiye 2001'den beri ve bugün de bunu yapıyor). King'e göre bugünkü zirvede tartışılacak olan yamama kurtarma planlarının kalıcı çözüm getirmesi pek mümkün değil. Eğer Almanlar ticaret ortakları ülkelerden satın alma yapmazlarsa, onlara önemi boyutta para yani servet transferi yapmak zorundalar. Hem de çok uzunca  bir müddet!

<h3>Süper Lig'in 20. haftasında Fatih Karagümrük ve Beşiktaş karşı karşıya geldi. Maç Kara Kartal'ın

Beşiktaş-Karagümrük maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ocak 2021)