• $ 5,8109
  • € 6,4455
  • 274.22
  • 108088
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Demokrasimizin helezonik gelişimi…

Her şey sonu iyiye bağlanan bir film gibi gerçekleşseydi, Türkiye’nin Menderes ve Özal’dan sonra 3. demokratikleşme hamlesi olan AK Parti döneminde yaşananların farklı olması gerekirdi.

Böyle bir film çekseydik, AK Parti hükümet olur olmaz darbe çarkları çalışmazdı. Kılıçdaroğlu’nu görünce mumla aradığımız Sayın Deniz Baykal 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri krizinde Erdoğan’a “Sakın ha Cumhurbaşkanı adayı olma, olma, oldurmayız, oldurtmayın” demezdi.

Sayın Baykal, bilakis demokrasinin yanında durur, MHP lideri Bahçeli’nin bugün olduğu gibi o günlerde de gösterdiği basireti gösterirdi. Şöyle derdi mesela: “Kardeşim, meşru şekilde seçilmiş bir hükümet var. Meclis Anayasa’ya göre cumhurbaşkanını seçecek. 367 gibi vesayet icatlarına gerek yok. Eşi başörtülü olmuş, olmamış, bizi ilgilendirmez. Demokrasiye dönük her türlü müdahaleye karşıyız.”

Ama olmadı, yapılamadı. Çünkü müesses nizamın zihinlere ve duygulara yer etmiş alışkanlıkları çok köklüydü. AK Parti’nin, yani muhafazakar görüşlü vatandaşların siyasi temsilcisinin ülkeyi yönetmesi bir beka sorunu olarak görülüyordu. Baykal yerliydi, milliydi, yurtseverdi ama, ideolojik olarak farklı değildi.

Baykal CHP’yi halkın değerleri ile barışık, yerli/milli gerçek bir sosyal demokrat parti haline getirme çabası içine girseydi, tabii ki büyük bir hücumla karşılaşacak, önce ne yapmak istediği belki seçmenleri tarafından bile anlaşılamayacaktı. Ama emin olun, Baykal Türk demokrasi tarihinde Bahçeli gibi çok saygın bir yere sahip olacaktı. Bir hat açmış ve pek çok kumpası da bu hat sayesinde etkisizleştirmiş olabilecekti.

Bu hali bile kesmemiş olacak ki, FETÖ tarafından kendisine kaset ile kumpas kuruldu ve yerine Kılıçdaroğlu geldi. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun yaptıklarını Baykal asla yapmazdı. Bu yüzden gönderildi.

Sonrası malum…

Bir film çekseydim, bu işi pürüzsüz kotarırdım. Hiçbir şey istediğimiz gibi pürüzsüz yaşanmıyor. Çok partili hayata 1950’lerde geçtik. Menderes ülkeyi farklı bir düzleme taşıdı. Hatalar da yaptı. Ancak hak etmediği şekilde darbelerle karşılaştı, vahşice idam edildi. Merhum Özal aynı şekilde, Türkiye’ye çağ atlattı. O da hatasız değildi ama ülkeye ikinci demokratikleşme hamlesini yaşattı.

Aktüelin harala gürelesine kapılmadan, daha soğukkanlılıkla baktığımızda Türkiye demokrasisinin helezonik de olsa ileriye doğru ciddi bir gelişimi söz konusu. Kılıçdaroğlu’nu ise geçmişte yaşanan ve bugüne gelen hataların toplamının bir posası olarak görüyorum.

Buna da olumlu bakmak lazım. Kılıçdaroğlu bir barometre gibi bize çürümenin son halini gösteriyor. Böylelikle vatandaşın eline kötü koku yayan bu torbanın ağzını büzüp tarihin çöplüğüne atmak için de demokratik bir fırsat geçiyor.

<p>Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, Twitter´dan yaptığı paylaşımda, 'Dünyada sayılı ülkenin üzer

TUFAN ile Yapılan Atışta Namlu Çıkış Enerjisi Rekoru Kırıldı!

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Şimdiye kadar yaşanmış akılalmaz olaylar

Tekirdağ'da balıkçıların ağına iki köpek balığı takıldı