• $ 5,7715
  • € 6,3613
  • 271.229
  • 104828
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Cumhuriyet Hollanda Partisi CHP...

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve orada yaşayan soydaşlarımızın yaşadığı krizde yeni bir skandal ortaya çıktı. Rotterdam kenti Belediye Başkanı Ahmed Aboutaleb, o gece özel kuvvetler polisine ateş açma yetkisi verdiğini ifade etti.

Bakan Kaya’yı sınır dışı etmeye, makam aracından indirmeye çalışan, Türklerin üzerine polis ve köpekleri salan zihniyet, bununla da yetinmeyip, Bakan ve ekibi üzerine neredeyse ateş açacakmış; itiraf edilen korkunç gerçek bu!

“O gece olay yerine Türk Bakan’ın korumalarına karşı özel tim gönderdik. Korumaların ‘teslim ol’ uyarısına karşı gelip ellerini kemerlerine doğru götürmeleri durumunda özel time ateş etme emri verilmişti.”

Aboutaleb’in sözleri bu kadar net…

Bir kere “teslim olmak” da ne demek? Bu kişiler terörist mi? Bir kadın Bakan ve ekibi Türklerle toplantı yapmaya gitmiş, engellenmiş, konsolosluğa ulaşmaya çalışıyor. Arabasında beklemek zorunda kalıyor. Bu nasıl bir zihniyettir? Bu düşmanlık nereden geliyor?

Nitekim Belediye Başkanı’na “Bir Bakan gelmiş. Orada ne olabilirdi ki?” diye soruyorlar. Yanıt, skandalı daha da derinleştiriyor: “Bakan’ın yanında 12 geniş omuzlu adam vardı. Bunların silahlı olup olmadığını bilmiyorduk. Ateş edebilirlerdi.”

Yani neredeyse Aile Bakanı Kaya ve ekibini kurşun yağmuruna tutacaklarmış. İyi ki 12 Geniş Omuzlu Adam’dan birisi kazara elini kemerine götürmemiş. Allah korumuş…

Hollanda hükümeti ya yönettiği ülkeye hâkim değil ya da Türkiye’ye dönük tahammülsüzlük o kadar haddini aşmış ki, artık kontrol edilemiyor.

Gelelim Cumhuriyet Hollanda Partisi, CHP’ye…

CHP’liler önce yalandan olayı kınadıktan sonra Hollanda Başbakanı Rutte’den replik çalarak olayların AK Parti Hükümeti tarafından tezgâhlandığına dair sözler sarf etmeye başladı. Dışişleri Bakanımızı da hedef alarak, bu hadiselerin “evet” oyunu artırmak adına sinsice planlandığını söylüyor CHP’li vekiller.

Rotterdam Belediye Başkanı “ateş etmek üzere emir verdim” diyor, bizim CHP’li vekiller Hollanda’yı savunuyor.

Cumhuriyet Hollanda Partisi demem ondan.

Ama bununla da kalmıyorlar. Hükümetin Hollanda’ya karşı aldığı dört maddelik yaptırım kararlarını da az buluyorlar öte yandan…

Yani Kılıçdaroğlu’nun “Ben her yerde farklı konuşurum” dediği gibi, her olayda, her yerde farklı, birbiriyle tamamen tezat tavır almayı siyaset yapmak olarak görüyorlar.

Her şeye dönüşebiliyorlar ama bu milletin, bu ülkenin partisi olmayı bir türlü başaramadılar.

Türkiye asla kabul edilemeyecek bir muameleyle karşı karşıya kalmış. Burada milli ve yerli bir tavır almak her siyasi partiyi vatandaş nezdinde ancak daha da yüceltir. Ancak kendi devletini suçlu çıkaran bir zihniyet her krizde karşımıza dikiliyor.

Bir CHP’li vekil kendi Dışişleri Bakanı’nı Hollanda ağzıyla elinde hiçbir delil olmadan itham edebiliyor.

Gerekçesi de işte referandumda “evet” oylarının artmasını engellemek, bu olayın yarattığı bir rüzgâr varsa onu tersine çevirmek... Tepede de hükümete “daha sert daha sert” çağrısı yapılıyor ikiyüzlüce…

Türkiye bu tür siyasi yozluğu çoktan mahkûm etmiştir. Ama hâlâ bu yıkıcı tarzı yaşatmaya çalışıyorlar. Alabildikleri tek önlem, “her duruma, her yere göre şerbet vermek ve sürekli çark etmek” oldu.

Bir siyasi partinin belirli bir duruşu olur. Siyaset üstü meselelerde de ülke çıkarlarını müdafaa eder. Bu dünyanın çoğu ülkesinde böyledir.

Ama karşımızda Hollanda’ya kendi ülkesinden daha çok güvenen bir CHP var…

Bu yüzden millet de onlara hiç güvenmedi ve hiç de güvenmeyecek.

<p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Atak helikopterinin Faz-2 versiyonunun ilk

ATAK FAZ-2 Helikopteri İlk Uçuşunu Yaptı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Haydarpaşa garı restorasyonunda çatı bitti, saat çalışıyor

Washington'da Erdoğan alarmı!