• $7,4765
  • €9,0391
  • 441.735
  • 1556.77
02 Eylül 2012 Pazar

Yalnızlık fotoğrafı

Sitem duygu ifadesidir. Sevilen kişiye karşı hissedilen hayalkırıklığını yansıtır. Çıkar için kurulmuş tüzel kişilere ve uluslararası örgütlere karşı alınacak tutumun adı 'sitem' olamaz; olmamalı.
Hele karşınızdaki, soğuk savaş anlayışıyla kurgulanmış bir BM ve 67 yıl önce aldığı veto imtiyazlarını tepe tepe kullanan süper güçlerse; 'sitem' yalnızca güçsüzlük algısını pekiştirmeye yarar.
Bilirdik; bir kez daha gördük: Eğer o konjonktürdeki çıkarlarına uymuyorsa, insanlık vicdanına yaraşır kararlar almak; büyük silah üreticisi olan vetocu BM üyelerinin umurunda değildir.
Peki daha geçen ay BM'nin 'reforme edilmesi' gereğini vurgulayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bunları bilmez mi? Elbette bilir.
Ama BM salonundaki bu fotoğrafla sadece kendisinin değil; Türkiye'nin de yalnızlığının belgelenişine engel olamıyor.
Suriye krizinde 'sitem' dışında politika aracı kalmadıysa, bunun tek sorumlusu “hain ve işbirlikçi Baasçılar' olamaz.
Yalnızlık, eğer tercihse kıymetlidir; bedele dönüştüğünde değil.

BİRBİRİNDEN İÇ KARARTICI İKİ SEÇENEK
Bırakın 'tampon bölge' gibi riskli ve tartışmalı kararları; mülteciler için ortak komisyon çağrısına dahi omuz silken bir BM'den söz ediyoruz.
Ankara'nın getirdiği taleplerin tartışılması için gerekli 'hazirun' bile sağlanamıyor.
Nedeni şu: Açık edilmiyor ama ölüm korkusuyla göç eden onbinlerin sorununu çözmek 'finansman' gerektiriyor. Yani o fotoğraf bize şunu da söylüyor:
'Sınır senin sınırın, komşu senin komşun değil mi? Elimi cebime atmam'.
Bu durumda, 'Yüküm tek başına kaldıramayacağım kadar ağırlaşıyor?' diyen, sınırda çaresiz, aç-açıkta bekleşen mültecilere kamp yetiştirmekte zorlanan Türkiye'nin önünde seçenek var mı?
Yetkilisiyle konuşarak aktarıyorum ki, diplomasiyle çözüm umudu tükenmiş. Biri 'felaket senaryosu' olmak üzere iki alternatif tartışılıyor. İkisi de birbirinden iç karartıcı:
- Sınırda yığılan mültecilere ateş açılırsa, tampon bölge konusundaki isteksizlik sona erebilir.
- Kasım'daki seçimler atlatıldığında Amerika daha müdahil bir rol üstlenebilir.

"yalnizlikcigdem.jpg"

'APAYDIN'A GİDECEĞİMİZİ TV'DEN ÖĞRENDİM'
CHP'li vekillerin, AFAD'dan izin belgesini göstermelerine rağmen giremedikleri Apaydın Kampı’na TBMM İnsan Hakları Komisyonu girecek.
Peki komisyon üyeleri, milletvekilliğinden başka bir iş mi yapıyor? Hadi 'ihtisas komisyonudur' diye özel konumları kabul edilsin. Niye 10 gün sonra?
Hadi 'Meclis tatilde, insanlar hemen toplanamıyor' gerekçesi makul olsun; iddialar bunca ciddiyken iki günde toplanmak bu kadar mı zor?
Bu sorular benim. Ama konunun asıl tartışmalı boyutunu Komisyon Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu aktardı:
'Komisyonun başkanvekili olarak Apaydın'a gideceğimizi, tv'den öğrendim. Başkan (Ayhan Sefer Üstün) bizim fikrimizi almadı, Demek ki, Hükümet'ten bir görevlendirme oldu. Başka izahı yok.'
Parti kurmayları durumu Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Cape Town'daki Kılıçdaroğlu'na telefonla bildirdi. Genel Başkan'ın oluruyla, 26 kişilik İnsan Hakları Komisyonu'nun 6 üyesi Apaydın'a gitmeyecek.
Tanrıkulu'nun şu notu da önemli:
'Bu kampa ilişkin yaygın kanaat, orada askeri eğitim verildiğiydi. Eğer iddia gerçekse giden heyet bunu asla göremeyecek. 4 Eylül'e kadar izleri mi kalır? Bu tür yerlere davul zurna çalarak değil ani gidilir. Sema Pişkinsüt'ü hatırlayın. Karakola ani giderek işkence askısını bulmuştu.'

<p>Peki, piyasalar güne nasıl başladı? Kur ve altında nasıl bir  seyir var? Merkez Bankası’nın

Piyasalar güne nasıl başladı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayatınızı kolaylaştıracak pratik bilgiler

Kar yağışı Türkiye'nin dört bir yanında sürücülere zor anlar yaşattı