• $7,4412
  • €9,0204
  • 420.595
  • 1468.65
13 Ocak 2012 Cuma

Uludere'yi bekleyen asıl tehlike

'Medfun' ne demek biliyor muydunuz? 
Şırnak Valiliği açıklamasında geçiyordu; sözlüğe baktım.
'Defnedilmiş' anlamına geliyormuş.
Uludere'de faciasında ölenlerin sayısını 35 değil, -iki hafta sonra- 34 olarak bildiren metin şöyle:
'28.12.2011 tarihinde Uludere ilçemizde hayatını kaybeden vatandaşlarımızla ilgili olarak daha önce ayrı bir müteveffa vatandaşımıza ait olduğu değerlendirilen uzuvların, ailelerin adli makamlara beyanları doğrultusunda medfun iki vatandaşımıza ait olduğu anlaşılmıştır. Bu çerçevede nihai bilgiler sonucunda hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 34 olarak belirlenmiştir'
Bir kişiye ait olduğu sanılan organlar (ki, parçalanmış, yanmış gencecik bedenlerdir söz konusu olan)  iki kişininmiş yani...
Tıpkı Dersim gibi, tıpkı bugün Diyarbakır'da işkencede öldürülenlerin kafataslarının arandığı JİTEM'in günahları gibi, üzerinden bir asır geçse unutulmayacak Uludere faciasıyla ilgili kullanılan dile dikkat:
 '28 Aralık 2011 tarihinde Uludere ilçemizde hayatını kaybeden vatandaşlarımızla'
Sanki bir hava saldırısı yapılmamış, sanki savaş uçakları köylülerin üzerlerine bomba yağdırmamış, hayatlarını öylesine kaybetmişler gibi... Ne kadar steril ve kaçak bir dil kullanıldığını, tanım yapmaktan nasıl ihtimamla kaçınıldığını görebiliyor musunuz? 
Bu kadar açık bir trajedide bile yalın bir olay tanımı yapamıyor olmanın izahı tek: Bürokratik risk kaygısı.
Ve Uludere faciasının üstünden geçen iki haftalık performansa baktığınızda, bu 'kaygı'  anlaşılıyor da: 
- MİT 'İstihbaratı biz vermedik' dedi.
- Hükümet, ailelere tazminat ödeyeceğini açıkladı.
- Başbakan Erdoğan dört saatlik bir görüntüden söz etti. Arkası gelmedi.
- ABD Büyükelçisi çok üzgün olduklarını açıkladı.
- TSK inceleme başlattı.
- Bölgede görevli albaya görevden el çektirildi.
- Gülyazı ve Ortasu köylerine sınır kapısı yapılmasına karar verildi.
Başka? Bu kadar...
İstihbaratı MİT vermediyse kimin verdiği, Genelkurmay'ın istihbaratı nereden aldığı, istihbaratta eksiklik zafiyet olup olmadığı, zafiyetin nereden kaynaklandığı, 'istihbarat paylaşımı' kapsamında ABD'nin bu faciadaki sorumluluğu soruları, hala cevapsız.

'SON ÜZÜLME TARİHİ'
Aralarında 1997 doğumlu çocukların da bulunduğu bu facianın, sanki bir 'son üzülme tarihi' varmış gibi, sanki 50'şer 60'ar biner liralık tazminatla bu ayıp kapatılabilirmiş gibi sergilenen bu resmi tutum, en hafifinden vicdan eksikliğidir.
Fakat bu sorular henüz cevapsızken, bu sorularla çok bağlantılı kritik bir gelişme oldu. Daha önce Meclis'e getirilecekken kadük kalan, Devlet Sırrı Kanunu tasarısı Adalet Komisyonu'na geldi. Tasarının hemen Alt Komisyon'a havale edilmesi yanıltmasın.
Eğer bu tasarı yasalaşıncaya dek Uludere faciasında, kimin ne sorumluluğu olduğu aydınlanmazsa, bu beklentinin karşılık bulması yasa yürürlüğe girdiğinde iyice güçleşecek.  Başbakan başkanlığındaki dört bakanın uygun görmesi halinde, Uludere faciasının 75 yıl sürecek bir 'sır' karanlığına gömülmesinin kanuni yolu açılmış olacak.

<p>Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a 67'inci doğum günü için

Beyoğlu Belediye Başkanı Yıldız'dan Başkan Erdoğan'a doğum gününde özel klip

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı