• $7,4569
  • €9,0711
  • 444.407
  • 1560.94
04 Mayıs 2012 Cuma

Türkiye dış borçlanmadan vaz mı geçiyor?

Türkiye'nin kredi notu görünümünü pozitiften durağana çeviren S&P, Başbakan Erdoğan'dan cevabını aldı: 'Ben de seni tanımıyorum'
Erdoğan, reyting kuruluşlarına öfkelenen ilk siyasetçi değil.
1994 krizi arifesinde önce Moody's ile S&P, Türkiye'nin kredi notunu düşürünce, dönemin Başbakanı Tansu Çiller de çok kızmıştı. . 
Yakın zamanda da Amerikan Başkanı Obama, İtalya  Başbakanı Berlusconi, ülke notlarını düşüren reyting kuruluşlarına verip veriştirdiler. 
Ama ilk kez bir Başbakan, bir uluslararası reyting kuruluşuna  'artık seni tanımıyorum' demiş bulunuyor.
Peki bu tutum Türkiye'ye yarar mı sağlar? 
Sözgelimi, yarın da Moody's, öbür gün de Fitch ardı ardına benzer notları verirse, onlara da mı 'seni tanımıyorum' diyecek Başbakan?
Böyle derse, Türkiye 'rate edilmeyen ülkeler' listesine mi girer?
Derecelendirilmeyen bir ülke olmak, portföyünde Türk Hazinesi'nce ihraç edilmiş tahvilden de olsun isteyen Calfiornialı bir ev kadını için iyi bir şey midir? 
Ya da artık dış borçlanmadan vaz mı geçiliyor?
BU KADARI FAZLA DEĞER VERMEK
Hazine Müsteşarlığı'nda, görev tanımları gereği, reyting kuruluşlarıyla çalışmış, yıllarca masalarında reyting kuruluşlarından fakslanan 'downgrade' yazılarını görüp canı sıkılmış, 'upgrade' faksı gelince morali düzelmiş bürokratlarla konuştum. 
Reyting kuruluşlarının 'sütten çıkmış ak kaşık' olmadığını; ülke notu kararlarında sık sık sübjektif davranabildiklerini teslim ediyorlar. Hatta bu nedenlerle, siyasetçilerin reyting kuruluşlarına öfkelenmesini de anladıklarını söylüyorlar.
Ama  bu öfkeyi bu kadar katı ve radikal yansıtmanın, 'reyting kuruluşlarına hak ettiklerinden fazla değer vermek anlamına geldiğinin' altını çiziyorlar.
Beğenelim beğenmeyelim, reyting kuruluşlarının küresel ekonomik sistemin bir unsuru olduğunu ve sistemden çıkmak anlamına gelecek politikaların, ülkeye yarar sağlamayacağı konusunda hemfikirler.
NE BÖBÜRLENMEK NE YERİNMEK
Onların bu tespiti bana, aylar önce aynı konuda Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın sergilediği serinkanlı tutumu hatırlattı.
Kasım ayı sonunda Lübnan yolunda Babacan'a (Fitch'in Türkiye'nin notunu durağana çevirmesinin hemen ertesiydi) da bir grup arkadaşla bu soruyu sormuştuk. İşte cevabı:
'Bakın, dikkat ederseniz bugüne kadar not artışlarında hiç yorum yapmadık. Benden herhangi bir beyanat duymamışsınızdır. Not düşünce de arkasından bir şey söylemek doğru değil. Biz işimize devam ediyoruz. Bize dünya piyasaları zaten notumuzu vermiş.'
Yani 'ne artışla böbürlenmek, ne de düşüşle eksiklenmek' diye özetlenecek sağlıklı bir yaklaşım. Bu yaklaşımı, 10 yıldır 'geleneksel siyasetçi' tarzı sergilediğini hiç gömediğimiz Babacan'ın ihtiyatlı, teknokrat duruşunun doğal bir sonucu olarak değerlendirmek mümkün elbet.
Ama kritik konu, bu yaklaşımın bugün neden sürmediği ya da sürmesine fırsat verilmediği. Hükümet kanadı, 'durağan' nota kaynak oluşturan verilerin; eski, eksik ve yanlış olduğunu bildiriyor. Bu çerçevede; S&P'den gelecek izahat önem taşıyor.
Ne var ki işin uzmanları, reyting kuruluşları raporlarında, her zaman kayda girmeyen siyasi mülahazaların da etkili olduğunu not düşüyor.

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dev piton yılanının avı görenleri şaşırttı

Gediz Deltası'nın Yoılkı atları böyle görüntülendi