• $7,3893
  • €8,9768
  • 442.989
  • 1545.2
01 Temmuz 2011 Cuma

Türkiye büyüyor, peki ya istikrar?

AKP'nin seçim sloganı neydi: 'İstikrar sürsün Türkiye büyüsün'
AKP seçimden yüzde 50 zaferiyle çıktı. Slogan üzerinden bakıldığında 'istikrar' sağlandı...
Bir şey daha oldu: Türkiye dün büyüdü. Hem de öyle böyle değil: İlk çeyrekte, yüzde 11 ile dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu.
Ama durumda bir tuhaflık var. Türkiye ekonomisi,  -üstelik bütün Avrupa alanı ekonomik krizle sarsılırken-, yüzde 11 büyüyor. Büyüyor ama tam bu sırada, aynı ülkede demokrasi, tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşıyor. Özgün bir durum.
Rekor büyümenin, demokrasi ve hukuk kriziyle eşanlı gerçekleşmesi, aslında bize önemli bir şey anlatıyor:  Yeni dünya düzeninde, hukuk standartlarıyla ekonomi verileri arasında doğrudan bir ilişki yok. Daha doğrusu, hukuk standartlarının ekonomi üzerindeki olumlu ya da olumsuz payı,  yatırım ve ticaret alanındaki kurallarla sınırlı görünüyor. 
Böyle olmasa, siyasetin yangın yerine döndüğü gün, Ankara'da dünyanın en büyük sağlık kompleksinin ihalesi yapılabilir miydi?

İSTİKRARSIZLIK DEMEK İÇİN ERKEN AMA
Yaşadığımız tabloyu, son bir haftaya bakarak 'istikrarsızlık' diye teşhis etmek haksızlık olabilir.
Çünkü yakın tarihten biliyoruz ki, istikrarsızlık krizin süreklilik kazandığı durumlarda ortaya çıkıyor.
Bunun olmaması, iktidar partisinin sloganın hayata geçmesi için, yaşadığımız tablonun mümkün olduğu kadar çabuk değişmesi gerekiyor.
 CHP'nin iki, MHP'nin bir, BDP'nin de beş olmak üzere, Parlamento'nun seçilmiş toplam sekiz milletvekili cezaevinde. Burada yargının tutukluluk halini sürdüren kararları, teknik kanun maddelerinden çok, kurumsal bir refleksin yansıması gibi görünüyor:  'Kim size milletvekili seçilenin tutukluluk hali biter dedi ki' diye özetlenebilecek bir yaklaşıma...
Üç gündür nasıl bir adım atacağı, ne diyeceği merakla beklenen Başbakan Tayyip Erdoğan'ın,  dün ağır kriz havası soluyan TBMM için  'Bal gibi çalışır' demesi, pragmatizmin ürettiği, konjonktürel bir meydan okuma hamlesidir.
Başbakan'ın yüksek tansiyonlu bu ifadesi, reel politikten çok, CHP'nin tutumunu 'dayatma' olarak hisseden bir algının tepkisidir.
Sekiz vekilin cezaevinde olduğu, tutukluluk süresinin yıllarla ifade edildiği, iki muhalefet partisinin vekillerinin yemin etmediği bir ortamdaki yasama faaliyeti dört yıl boyunca sürdürülebilir mi?
Böyle bir ortamda 2023 hedefleri gerçekleşebilir mi?
Bunun adı istikrar olur mu?
İktisatta bir kuraldan söz edilir: Attığınız her adım sizi yeni bir dengeye taşır. Hayatın her alanı için geçerli olabilecek bir kural bu aslında.
İyimser pencereden bakarak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetleri ile TBMM Başkanlık seçimi sonuçlarının bu ağır tabloyu, daha sağlıklı bir zemine taşımasını umuyoruz.

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Pompalı tüfekle polisten kaçan zanlının yakalanma anı güvenlik kamerasında

Yüksek Hızlı Tren testlerini yapan tren Sivas'a geldi