• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
14 Mart 2012 Çarşamba

Sevindiğimiz yerde kalmayalım

'Ben içeri düştüğümden beri Güneş'in etrafında on kere döndü Dünya. 
Ona sorarsanız 'lafı bile edilemez, mikroskobik bir zaman', bana sorarsanız on senesi ömrümün.'
Bir yıl önce Ankara'da, Nedim Şener ile Ahmet Şık'ın tutuklanmasını, Nazım'ın yukarıdaki dizelerini hatırlatan bir kayıtsızlık; ama daha fenası, zoraki bastırıldığı belli kötücül bir sevinçle karşılayanlar vardı.  
'Meslektaşlarımızdan' siyasilere kadar 'kanaat önderi' konumundaki pek çok kişi; tutuklama kararıyla büyüyen şaşkınlık ve isyan duygusuna; gözlerini uzaklara dikip müthiş delillerin olduğunu söyleyerek cevap veriyordu.
Henüz yazımına bile başlanmamış iddianameyi çoktan okumuş ve hüküm kuracak yargıçlarla aynı mesaiyi paylaşıyormuş havasındaydılar. 
'Betona gömülü', günler, haftalar, aylar geçti.
O müthiş deliller bir türlü ortaya çıkmadı...
Şener ve Şık cezaevine girdikten hemen sonra, Üsküp yolunda izlediğimiz AB Bakanı Egemen Bağış. 'Bir savcının elinde güçlü deliller olmadan Cumhurbaşkanı'na bile cevap verircesine açıklamalar yapmasının mümkün olamayacağını' söylüyordu.
Bağış'a bunu söyleten de soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz'ün, alışılmadık biçimde yaptığı yazılı açıklamaydı.
Öz'ün açıklamasında, soruşturmanın, 'gazetecilik görevleri, yazdıkları, yazacakları yazılar ve kitaplarla ilgili olmayıp, soruşturmanın gizliliği nedeniyle açıklanması mümkün bulunmayan bir kısım delillerin değerlendirilmesi sonucu' olduğu belirtiliyordu.
Soruşturmanın gizliliği kalktığında, yani Şener ile Şık tam altı aydır cezaevindeyken açıklanan iddianamede, 'gazetecilik görevi', yazılanlar ve kitaplardan başka bir şey çıkmadı.
'O müthiş delillerin' kötücül sevinç sahiplerinin gönlünden geçenler olduğu, -buna ikna olamayanlar nezdinde- kesinleşti.
Fakat bu dönem zarfında kamuoyu; Başbakan Tayyip Erdoğan'dan 'kitabın bombadan tesirli' olabileceğini, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tutuklama kararlarıyla birlikte bu kitapların PR'ı anlamına geldiğini duydu. 
Nasıl onarılacak bu tahribat?

SEVİNİP ORADA KALALIM MI?

Şener ile Şık'ın çok geç gelen tahliyelerine sevinip orada kalamayız:
Tahliye gerekçesinde belirtilen,  'suç vasfının değişme ihtimali', bir yılı aşkın bir süredir delil durumunda bir değişiklik olmadığı hatırlanırsa ne anlam ifade ediyor?
Delil durumunda bir değişiklik yoksa bu kararın 375 gün sonra, 11. duruşmada çıkmasının hukuki izahı nedir?
Bu tahliyeler, devleti insanın önüne koyan Terörle Mücadele Kanunu'nun, adil yargılanma hakkını ihlal eden yasal ve zihniyetten kaynaklanan sorunların çözülmesi için bir işaret fişeği mi? 
Tahliyelerde, Şener ile Şık'ın durumunun, hükümet açısından uluslararası arenada yarattığı sıkıntının payı var mı?  
Dışarıdakiler, işte bu soruları tartışırken, içeridekilerin ömrü 'betona gömülü' eksilmeye devam ediyor.
Eline hiç silah almadığı, bir an olsun şiddeti savunmadığı halde; sadece düşünceleri ve yazdıkları nedeniyle 'terör suçlusu' sıfatıyla cezaevinde bulunan herkesin beklediği adaletin, bir an önce gerçekleşmesini diliyorum.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi