• $7,4162
  • €8,9846
  • 437.497
  • 1467
31 Ekim 2012 Çarşamba

Sever: Cumhurbaşkanımızın Yüksel'le görüşmesi talimat değil, dikkatli ve

Ahmet Sever: Cumhurbaşkanımızın Yüksel'le görüşmesi talimat değil, dikkatli ve esnek olun ricasıdır

Ulus'ta polis gazıyla kutlanan 'alternatif'  29 Ekim, Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Gül arasındaki üslup farkını, belirgin bir ayrışmaya dönüştürdü. 
İki liderin temel meselelere bakışındaki yaklaşım farkı, son iki gün iyiden iyiye  derinleşti.  
Resepsiyonda, 'Polis görevini yapmadı' diyerek, güvenlik güçlerinin halka yeterince sert davranmadığını ima eden Erdoğan; Gül'ün Ankara Valisi Alaattin Yüksel'i bir gün önce makamına çağırıp 'tırmandırmayın' telkininde bulunmasına çok içerlemiş.
Ama nasıl bir içerleme... Başbakan'ın, 'Böyle bir talimat verdiğine inanmıyorum. Bu ülkeyi çift başlı yönetmedik' deyip konuyu başkanlık sistemine getirip bağlaması, herkesi şaşırttı... (Bu arada görüş ayrılığı yaşanan konunun, bayram kutlamak isteyen vatandaşa hangi sertlikte polis gücü kullanılacağı (! ) olduğunu hatırlatayım.) 

BİRE BİR TANIĞIYIM
Oysa, Erdoğan'ın 'inanmıyorum' dediği ve bizim dün AKŞAM'da yer verdiğimiz haberin, bire bir, saniye saniye tanığıyım:
Cumhurbaşkanı Gül, resepsiyon gecesi sorularımızı cevapladıktan sonra, gözleri Hayrünnisa Hanım'ı aradı. Eşiyle birlikte yanımızdan ayrılarak öteki konuklarıyla ilgilenmek istedi. Tam yürürken Kanal D'nin Ankara temsilcisi Erhan Karadağ, 'Barikatın sizin talimatınızla kaldırıldığı söyleniyor doğru mu?' deyince, az ilerideki Basın Başdanışmanı Ahmet Sever'i işaret ederek, 'Ahmet Bey orada' dedi. O an Cumhurbaşkanı'ndan hiç beklemediğimiz bu yönlendirmenin, gösterdiği çabanın kamuoyunca  bilinmesini isteğine dayandığını az sonra anlayacaktık.
Nitekim Sever bizlere, Gül'ün Yüksel'i 29 Ekim'den bir gün önce makamına çağırdığını, bilgi aldığını, olayların tırmanmaması konusunda dikkatli olunmasını istediğini aktardı.

TALİMAT DEĞİL, DİKKATLİ OLUN İSTEĞİ
Biz de gece bürolarımıza dönüp bunları yazdık...
Haber, dün havaalanında Başbakan'a 'Cumhurbaşkanı'nın talimatı' şeklinde sorulunca, bildiğiniz tepkisel cevap geldi. Erdoğan'ın sözlerini duyar duymaz, Gül'ün Başdanışmanı Sever'i aradım. Bir süre sonra geri döndü. Telefon yağmuruna tutulmuş doğal olarak. Sever de Gül ile bu konuyu görüştüğünü belirterek, bir gün önceki açıklamasına çok benzer nitelikteki şu sözleri söyledi:
'Cumhurbaşkanımız, valiye talimat vermiş değil. Evet, pazar günü valiyi çağırdı. Bilgi aldı. Bayram kutlamalarına gölge düşmemesi için dikkatli davranılmasını istedi. Potansiyel bir kriz gördüğü için, esnek olunmasını istedi. Durum budur.'
Ve şu soru da meşru elbet: Bir Cumhurbaşkanının kriz potansiyeli gördüğü bir olayın tırmanmaması için validen talepte bulunmasında tuhaf olan ne var?

İŞTE FARKLAR
Normalde yok elbet... Ama eğer cumhurbaşkanlığı makamı için  iki yıl öncesinden 'halef-selef' tartışması başlamış; gerilim saklanamaz hale gelmişse, tek bir sözcük dahi ilişkiyi daha kırılgan hale getirebiliyor. Bırakın, Başbakan'ın dünkü çıkışını, resepsiyon gecesinden şu karşılaştırmalı notlar bile fikir vermiyor mu: 
Başbakan, 'polisler görevini yapmadı' diyor, Cumhurbaşkanı 'ürkütücü görüntüler' diyor.
Başbakan, 'provokatif eylem' diyor, Cumhurbaşkanı, 'herkes bayramı istediği kadar kutlar' diyor.
Başbakan, alayla gülerek 'kimsenin aç kaldığı yok yaa' diyor , Cumhurbaşkanı, 'bu acılar geçmişte de yaşandı tekrar etmemeli' diyor.
Başbakan 'bir sorun çıktığında müdahale edilir zaten' diyor, Cumhurbaşkanı 'bu konular çok kapsamlı derinlikli, gergef gibi işlenmesi gereken konular' diyor.
Başbakan,  Kılıçdaroğlu'nun 'güzel güne gölge düşürdüğünü' söylüyor,  Gül, 'siyaset tarzında değişikliğe ihtiyaç var' diyor.

YARIM KALAN CÜMLENİN ANLATTIĞI
Resmi tamamlayacak bir anekdot ile bitireyim:
Köşk'teki resepsiyon akşamı, Başbakan Erdoğan'a yöneltilen 'kilit' sorulardan biri Fatih Altaylı'dan geldi:
n Dekorasyonu beğeniyor musunuz? Değiştirecek misiniz?
Başbakan Erdoğan yüzünü kaplayan büyük bir gülümsemeyle duraksadı, 'Ben öyle masraflı... Böyle bir şeyi...' dedi önce. Ama hemen durumu toparlayarak, 'Cumhurbaşkanımız burada gayet güzel mimarlar seçmiş ve bu güzel eseri meydana getirmişler' diye sürdürdü. 
Başbakan'ın yarım bıraktığı o cümle ve üç noktalı tereddüt, gerçekte 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimini hedefleyen sorunun -tam cevabını değilse bile- duygusunu vermeye yetmişti.
Gül ile Erdoğan arasında, Türkiye'nin temel sorunları konusundaki yaklaşım farkını daha çok tartışacağız.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 'Holokost, Bosna, Ruanda, Kamboçya gibi trajedilerin tekerrür etmeme

Başkan Erdoğan'dan uluslararası topluma çağrı: Harekete geçin!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sivas'ta tıra arkadan çarpan ambulanstaki hemşire öldü, şoför yaralandı

Yıldırım çarpmasının vücutta bıraktığı ilginç izler