• $7,4766
  • €9,0458
  • 441.67
  • 1556.77
04 Mayıs 2011 Çarşamba

Sayıştay'a çağrı: Belediye raporlarını açıklayın

İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne düzenlenen operasyon, kaçınılmaz biçimde o bildik tartışmayı alevlendirdi: 'Zamanlama manidar, bu hükümet işidir.' Oysa asıl sorunlu alan, bu algıyı ışık hızıyla inşa ettiren siyasi iklim. Bu kirletilmiş hava hepimizi zehirliyor; olayların özünü tartışmayı zorlaştırıyor.
İzmir'den gazeteci kökenli bir arkadaşım, baskına dayanak oluşturan, belediye şirketlerindeki ihale yolsuzluğu iddialarının, kentte uzun süredir konuşulduğunu söyleyip ekledi: 'Aylardır bugün-yarın diye bekleniyordu.'
Peki bu baskın, bir Sayıştay raporuna dayanılarak mı yapıldı? Soru önemli. Çünkü konuyla ilgili haberlerin çoğunda, bu bilgiye atıf var. Sayıştay'ın İzmir Büyükşehir Belediyesi raporunun, geçtiğimiz kasım ayında bazı gazetelerde geniş yer bulduğunu anımsatayım. Toplamda 40 milyon liraya yakın zarar iddiaları, arşivde duruyor. 
Ama rapor nerede, eriş erişebilirsen. Sağlıklı analiz için, çok önemli detaylar içerebilecek böyle bir rapor, kamuya açık değil.  Niyeyse, web sitesinde başka raporları yayımlayan Sayıştay, belediye denetim raporlarını kamuya açmıyor.
Niye? Neden şehri yönetenlerin, paraları nereye nasıl harcadığını öğrenemeyelim ki?
Sayıştay Başkanı Recai Akyel, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki sunumu sırasında (Kasım 2010), 16 büyükşehir belediyesinden tamamının, 2009 ve 2010 yılında denetlendiğini açıklamış ve eklemişti: 'Sayıştay denetiminden bir belediyenin hangi siyasi partiye tabi olduğu, ait olduğu konusunda herhangi bir kayıt bulunmamaktadır ve denetimimizde de herhangi bir özellik taşımamaktadır.''
Bu sözler bugün; ancak belediye denetim raporlarının kamuoyuna açıklanmasıyla değer bulur, emin olun. Çünkü şu soru, cevap bekliyor: İzmir operasyonundaki deliller, teknik takiple sağlanmış ve savcılık bu deliller üzerinden harekette geçmiş olsa dahi, eğer operasyonun dayandığı temel metin Sayıştay raporuysa, diğer büyükşehirlerdeki denetimlerin tamamının 'temiz' olduğunu mu anlamalıyız?

YENİ DÖNEM BU AY BAŞLIYOR
Ama tablo, büsbütün umutsuz değil. Zira, bundan beş ay önce, Sayıştay Kanunu tamamen değiştirildi. Yeni yasayla getirilen önemli düzenlemelerden biri de şu:  Bugüne kadar Sayıştay denetimi dışında kalan belediye şirketleri artık denetlenebilecek.  
Sayıştay çevrelerinden aldığım bilgiye göre, Genel Kurul'un bu ay içinde bir karar alıp program çıkararak, belediye şirketlerinde denetimleri başlatması bekleniyor.  Denetimler sonucu yazılacak raporların yayımlanıp yayımlanmaması da halen kurum içinde tartışılıyormuş.
Tartışmaya gerek yok: Ekmekten doğalgaza, marketten otobüse, metroya kadar, milyonların günlük hayatının her dakikasına nüfuz eden belediye şirketlerinin işlerini nasıl yaptığını öğrenebilmemiz,  demokrasinin bir gereğidir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 24, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ise 15 şirketi var. Bu yıla tamamı sığar mı şimdiden kestirmek zor. Ama hiç değilse artık bu şirketlerin Sayıştay'ca denetleneceğini biliyoruz.
 İş ki, bizden oy alarak hizmet sunanların, trilyonluk fonları da nasıl yönettiklerini tek 'tık'la görebilelim.  Aksi halde, zamanlama hep manidar olacak.

<p>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Kübranur Uslu, İBB Meclisi’nde CHP'nin

İBB Meclisi'nde CHP'yi susturan konuşma: Gerçekten bıktım, bıktık!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Batı Karadeniz'deki kar yağışı drone ile görüntülendi

Bakan Çavuşoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı ile görüştü