• $7,3663
  • €8,9775
  • 442.763
  • 1551.57
19 Ağustos 2012 Pazar

PKK ile müzakere mi?

Siyaset dili öfkeden beslenince, kelimelerin anlam algısı da bozuluyor. Misal; 'müzakere' deyince akıllara artık sadece 'Oslo görüşmeleri' geliyor. 
Bu garip durumun nelere yol açabileceğini geçen hafta gördük. ABD Büyükelçisi Ricciardone, bir grup Ankara temsilcisini davet etti. Dışişleri Bakanı Clinton'un ziyaretini konu alan toplantı, Aygün'ün kaçırılışına rastladı. Brifingde notlarımızı, kulaklığa gelen simultane çeviriden aldık.
Büyükelçi, kaçırma eylemi için 'Tam müzakereler iyi gidiyor derken birileri eylem yapıyor, böylece müzakerelerde geriye gidilmiş oluyor' demişti.
İki gün sonra, toplantıda olmayan bazı gazetelerin 'Ricciardone PKK'yla müzakerelerin sürdüğünü itiraf etti' manşetini görünce hayretler içinde kaldım. Salondaki gazetecilerin hiçbiri bu bomba haberi fark etmemişti.(!) Ne olur ne olmaz diye teyp kaydını dinledim. Yetinmedim; elçilik basın danışmanı Berivan Oruçoğlu'ndan da rica ettim. Birbirini tutan kayıtlarda şöyle diyor büyükelçi:

"pkkilemuzakeremi.jpg"

'As to your question about the BDP and a political solution and negotiations, you know it's up to the parties in the conflict to decide how they're going to achieve a political resolution of this.

  It's awfully hard to have negotiations when just as a political way forward comes into sight, someone conducts a terrorist attack, someone conducts a kidnapping and seems to set back the possibility of any sort of negotiation.  We support the political parties of Turkey, all of them, Government and the opposition, in their calls for a political solution to this within Turkey's democracy.' 
Özetle, Riccardone'nin 'müzakere'den muradı, CHP'nin Kürt sorununun çözümü üzerine yaptığı çağrı ve bu önerinin grubu bulunan partiler arasında yani siyasi zeminde görüşülmesidir. Duyurulur.

Eker: AK Parti'ye tehditler rutinleşti
CHP'li Aygün kaçırılınca, AK Partili vekil ve bakanların gezilerine ara vereceği söylentileri çıktı. Dün sabah Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'i aradım. Havaalanında, Diyarbakır uçağını bekliyordu. '20 bayram oldu, aralıksız her bayram Diyarbakır'dayım' dedi.  'Nasıl moraliniz?' dedim. 'Şimdi onu konuşuyorduk. İnsan çok üzülüyor. İslam'da Ramazan haram aylardandır. Yani kan dökülmesinin haram olduğu aylar. Bayrama giriyoruz, içeride de dışarıda da maalesef, kan dökme sürüyor.'
Aygün olayı, PKK'nın AK Parti'ye saldırılarını da hatırlattı. Geçenlerde Diyarbakır İl Başkanı Halit Advan  açıkladı. Seçimden bu yana, parti örgütlerine yapılan bombalı-silahlı saldırı sayısı 56'ya ulaşmış. Gürpınar İlçe Başkanı Hayrullah Tanış 2 Temmuz'dan beri PKK'nın elinde. Advan açık açık PKK yüzünden 'bazı mahalle ve ilçelerde siyaset yapılamadığını' söylüyor. 
Bakan Eker de 'Bu saldırılar neredeyse rutinleşti. Ama çok daha ahlaksızca bir şey yapıyorlar. Kaçırdıkları partilileri serbest bırakma karşılığında ailelerden para istiyorlar. Resmi değil tabii ama bilgileri bize ulaşıyor.'
PKK'nın BDP dışındaki partilerin bölgedeki siyaset alanını daraltmayı hedefleyen eylemleri Ankara'daki iklimi sertleştiriyor. Partilerin bayramlaşma programlarına bakın: Hiçbir parti BDP ile bayramlaşmıyor.

Özel güvenlik 'kral' olmuş
Onları giderek şehrin daha çok noktasında görüyoruz. Bankalarda, AVM'lerde, konut sitelerinde vs. Bellerinde silahları, sertlikleri, müdahalerindeki rahatlıklarıyla resmi polisleri aratmayan özel güvenlikçiler, devletin de gözdesi. Maliye verilerine göre, bu yılın ilk altı ayında bütçeden özel güvenliğe harcanan tutar 221 milyon lira. Geçen yıla göre 75 milyon lira artış var. Meraklısına: Devlet özel güvenlik hizmetini şirketlerden ihaleyle alıyor. Şirket kurucularının çoğu da eski emniyetçi ve MİT'çiler.

<p>Amerika Birleşik Devletlerinde 46. Başkan Demokrat Lider Joe Biden oldu. </p><p>ABD'de yeni

ABD'de yeni dönem başladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Enerji timlerinin zorlu öesaisi

Yol kenarında biriken kardan araba yaptı