• $7,4159
  • €8,9888
  • 437.999
  • 1467
05 Eylül 2012 Çarşamba

Petraeus'un ziyareti

Suriye'de oluk oluk kan akar, gencecik çocuklarımız onar onar toprağa verilirken, devasa kargo uçağıyla yapılan okyanus aşırı seyahatin 'rutin' olarak takdimi, 'kötü bir şaka' olsun.
CIA Başkanı David Petreaus'un, altı ay arayla ülkemizi ikinci kez ziyaret edişi, birkaç eksende değerlendirilebilir.
Cumhurbaşkanı Gül faktörü: Gaziantep'teki kanlı terör saldırısından hemen sonra gittiği Kırgızistan gezisini, nükseden kulak rahatsızlığı dolayısıyla yarıda kesen Gül, dönüş yolunda (23 Ağustos) meslektaşlarımıza şu kritik mesajı vermişti:
ABD'nin terörle mücadele konusundaki desteğinin, beklentilerinin altında kaldığını, 'ABD'nin daha yapabileceği çok şey varken yapılmadığını'... 
Gül'ün bu sözleri -kapalı devre de olsa- aslında o gün yankı buldu. Obama'ya açık sitem niteliği taşıyan mesajın; istihbarat paylaşımının bir günlük bedelini (geçen yıl) 1 milyon dolar olarak açıklayan Amerikan Büyükelçisi Ricciardone'yi rahatsız ettiği, hatta rahatsız etmekle de kalmayıp 'çok kızdırdığı' diplomatik kulislerde konuşuldu.
Her fırsatta, 'Türk halkı bilmelidir ki, istihbarat paylaşımı çok iyi gidiyor' mesajları veren Büyükelçi'nin, Cumhurbaşkanı nezdinde ikna edici olamayışı, bunun yol açtığı kaygıyı  Washington'a iletmemesi düşünülemez. Dolayısıyla 'CIA Başkanı'nın ziyaretini Gül'ün sitemiyle birlikte, 'güven artırıcı' adım olarak okumak yanlış olmaz. 
Halep-Azaz Suriye konusunda Washington'un izlediği politika, yavaşlatılmış film çekiminden farksız. Her ne kadar Ricciardone, bu konudaki sorumuzu, 'Çok şüpheci bir yaklaşım' diye savuştursa da Amerikan yönetiminin 6 Kasım seçimlerinden önce, aktif bir adım atmayacağı, herkesin bildiği sır.
 Bununla birlikte, görüştüğüm üst düzey yetkili, Petraeus'un ziyaretini değerlendirirken, ABD'nin Halep ve Azaz'daki bombardımanlara kayıtsız kalamadığını; davet olmadan gerçekleşen bu ziyareti de Obama yönetiminin, 'durup düşünme haline ara' olarak gördüğü yorumunu yaptı.
Kimyasal silahlar ve El Kaide: ABD'nin Suriye'yle ilgili iki önceliği. İsmini vermemek kaydıyla konuştuğum yetkili, özellikle konvansiyonel silahlara göre daha 'kolay' kullanımı ve 'yıkıcı' etkileri dolayısıyla kimyasal silahların Türkiye'nin de hassasiyeti olduğunu vurguladı, şu notu paylaştı: 'Yakın zamanda sınırı geçen birkaç mültecide öyle ağır yanık izlerine rastladık ki, kimyasal silah olup olmadığı konusunda tıbbi rapor istedik. Olmadığı ortaya çıkınca rahatladık'.  Şam Yönetimi'nin varlığını saklamak bir yana 'gerekirse kullanırız' mesajları verdiği kimyasal silahlar, el yakan ajanda olmayı sürdürüyor. 
İran'dan giden silahlar: Görüşmelerde, son dönem sıkça konuşulan İran'dan Irak ve Suriye'ye giden silahlar konusu da ele alındı. Görüştüğüm yetkiliye Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada ortaya çıkan teknik takip görüşmelerindeki bilgiyi hatırlatarak, Öncüpınar Sınır Kapısı'nda bu yılın başında durdurulan dört TIR'daki askeri nitelikli füze yapımında kullanıldığı iddia olunan hammaddeler konusunu sordum. Yapılan çalışmada, malzemelerin BM'nin belirlediği normlara aykırı olmadığı ortaya çıkmış. 'Çift kullanım amaçlı' olduğu anlaşılınca, malzemeler İran'a geri gönderilmiş.
CIA-MİT buluşmasında, Gül'ün 'yetersiz' bulduğu terörle mücadele desteği alanında, farklı adımlar atılıp atılmadığı zamanla ortaya çıkacak. Ancak bizim meselemiz, ABD'nin desteğini artırmasında düğümlenmiyor zaten.

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rize'de gizlenen temaslılara karşı yeni önlemler uygulanmaya başlandı

Klozeti açınca dev yılanla göz göze geldi! İşte o korku dolu anlar...