• $8,1741
  • €9,7505
  • 456.907
  • 1393.24
24 Haziran 2011 Cuma

İyi şeylerin kelebek ömrü

Seçimlerin en önemli sonuçlarından biri, katılım ve temsil oranlarındaki yüz güldürücü sonuçtu. Seçmenlerin yüzde 87'sinin sandığa gittiği 12 Haziran'da, halkın yüzde 95'inin iradesi, Parlamento'ya yansıdı.  Bu oranlar Türk demokrasi tarihinde bir ilkti.
Nitekim, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bile, bu sonuçtan duyduğu gururu gizlememişti. Gül, bu hafta başı konser izlemek üzere geldiği Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde, bizlere şu değerlendirmeyi yapmıştı:
'Katılım ve temsil. Demokrasinin en çok konuşulan bu iki ilkesi değil midir? Nereden nereye geldiğimizi bugün benimle mülakat yapan yabancı gazetecilere de anlattım. Bundan sonra yapılacak, herkesin farklı fikri, düşüncesi neyse oturup Meclis'te konuşmasıdır.'

BAHÇELİ'NİN TEPKİSİ
Bu ülkede iyi gelişmelerin ömrü, hep çok kısa oluyor...
'Yüksek katılım',  'yüksek temsil', 'uzlaşmaya çok yaklaştık' derken, iki ay aradan sonra bir YSK kararı daha memleketin ortasına bir tahrip kalıbı gibi düştü.
Herhalde, yazılı hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlılığın; her zaman adalet ve meşruiyet getirmediğine  bundan daha iyi bir örnek olamaz. (Kötü anlamda iyiden söz ediyorum elbet...)
Hukuka; 78 bin seçmenin oyunun çöpe gitmesi pahasına bağlılığın başka bir emsali var mı bilmiyorum. Ki, YSK Başkanı Ali Em, soruların bütün cevaplarının karar metninde olduğunu söylemişti. Yazık ki yanılıyor...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den bile, YSK'nın, seçmen iradesini ağır biçimde sakatlayan bu kararına, ağır eleştiri geldiyse, varın gerisini siz düşünün.
O Bahçeli ki, seçimin üzerinden tam 13 gün geçtikten sonra sessizliğini bu karar için bozdu.
Bahçeli'nin gösterdiği tepkinin özel bir anlamı daha var. Hatırlayalım; YSK'nın seçim öncesinde infial yaratan; infialle kalmayıp gösterilerde bir kişinin ölümüyle de sonuçlanan  ilk kararında da benzer bir durum ortaya çıkmıştı. Siyaseten BDP'yle asla yan yana gelemeyecek kesimler bile, YSK kararını, adalet, hakkaniyet ve adına eleştirmiş ve ilkesel düzeyde BDP'nin yanında olmuştu.
Dicle kararından hemen sonra, gerilim ve şiddet diliyle yapılan ilk açıklamalardan sonra, tonu biraz daha düşürülmüş ortak karar çıktı.

'SOMUT ADIM' VURGUSU
Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Şerafettin Elçi'nin dünkü açıklamasındaki bir ifade, normalleşme adına özel bir dikkati hak ediyor.
Elçi'nin açıklaması, nihai ve radikal bir karardan çok, 'pozisyon' anlamı taşıyor. 'Somut adım atılıncaya kadar tüm bağımsız milletvekillerinin Meclis'e gitmeme'  cümlesindeki 'somut adım atılıncaya kadar' ifadesi, hükümetin yetki ve manevra alanını işaret ediyor.
Dicle'nin durumunda niteliksel bir değişiklik yaratacak düzenleme için Meclis iradesine ihtiyaç var. Meclis iradesi için de yeni Parlamento'nun şeklen karar üretecek bir yapıya erişmesine...
YSK kararı, ağır siyasi sonuçlara yol açtı. Açacaklarından da başka. Bu sisli tabloda, krizi çözecek kişi ve makam sayısı da çok değil. Hatta sadece tek: Başbakan Tayyip Erdoğan. 
Bağımsızların açıklamasındaki 'somut adım'ın adresi de Başbakan'dan başka kimse değil.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü