• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
26 Mayıs 2013 Pazar

İşkenceciyi temsili yargılamaya kovuşturma yok

Cezaevi Müdürü Esat Oktay Yıldıran bir gün bizim kadınlar koğuşuna girdi. Herkes ayağa kalktı, ben kalkmadım. Sırf içeri girdiğinde ayağa kalkmadım diye, sırf bu gerekçeyle, beni köpeği Co’nun kulübesine tıktırdı. Köpeğinin bile kalmak istemediği, pislik içinde, küçücük bir kulübeydi bu. Bir gün değil, iki gün değil, bir ay değil, iki ay değil, tam altı ay orada kaldım. Nefes almanın bile zor olduğu o kulübede bana her gün dayak attılar, her gün işkence yaptılar.” 
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, henüz 17 yaşında bir genç kızken, Diyarbakır Cezaevi’nde yaşadıklarını, Ahmet Hakan’a böyle anlatmıştı.
Kışanak’ın 30 yıldır taşıdığı acısını aktarmasına da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sözleri vesile olmuştu. 
Bundan beş ay önce Kanaltürk’te şunları söyledi Arınç:
“Meclis’teki bir kadın BDP’li vekile çok kızıyordum ama  Diyarbakır Cezaevi’nde yaşadıklarını öğrendikten sona vazgeçtim. 17 yaşında genç bir kız iken Diyarbakır Cezaevi’nde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki o kadar kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım.”
Her ne kadar Arınç, Başbakan Erdoğan’ın sert tepkisi üzerine düzeltme yoluna gitse de ilk sözlerinin yarattığı güçlü etki, dalga dalga yayıldı.
“Ben de dağa çıkardım” cümlesi, iki hafta sonra ilan edilecek Çözüm Süreci’nin erken habercisiydi. 
Esat Oktay Yıldıran, 1988’de uğradığı silahlı saldırıda öldü.
Ne var ki, arkasına 12 Eylül darbesini almış Yıldıran’ın “icraatı”, sadece kurbanlarına değil, ülkenin tamamına ağır fatura çıkardı. Bugün aklıselim sahibi herkes, PKK’nın “güçlenmesinin” ardında Diyarbakır Cezaevi’ndeki vahşetin payını teslim etmekte...
Vereceğim habere gelecek olursak.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı geçtiğimiz günlerde bir karar aldı.
Yıldıran’ı konu alan 2013/7409 no’lu bu karar, ilgilisine daha iki gün önce tebliğ edildi. 
Belki hatırlarsınız: AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı, geçen 12 Eylül’de, “temsili bir yargılama” yaptı. Parti yöneticilerinin oynadığı temsilde, boş bir sandalye üzerine Esat Oktay Yıldıran’ın ismi yazılarak, “sanık”  tarih önünde mahkum edildi.
Esat Oktay Yıldıran’ın oğlu Gültekin Selçuk Yıldıran, haberi okuyunca, dönemin il başkanı Halit Advan hakkında suç duyurusunda bulundu. Yıldıran savcılık başvurusunda, “Diyarbakır AKP İl Başkanlığı sözde bir mahkeme kurarak babam Esat Oktay Yıldıran’ın manevi kişiliğine, ailemle birlikte şahsıma hakaret edilmiştir” dedi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. Gerekçe olarak da  “yapılanın bir tiyatro oyunu olup hakaret kastının bulunmadığı, şüphelinin üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” yazıldı.
Bu karar kuşkusuz çok önemliÖ Ama eğer işkence 30 yıl öncesinde kalsaydı, anlamı çok daha farklı olurdu. 

İŞKENCE KURBANLARINA ADALET YOK
Türkiye’de işkence bütün utancıyla sürüyor. Uluslararası Af Örgütü’nün son raporu, başımızı yine öne eğiyor. Geçen hafta yayımlanan son raporda bakın
■ Türkiye’de işkence kurbanları için adalet yok.
■ Bazı yargılamalarda, işkenceyle alındığı öne sürülen ifadeler, mahkemelerce kabul ediliyor.
■ Mahkemeler, işkence ve kötü muamele olaylarında bağımsız tıp raporlarını reddediyor.
■ Türk hükümetinin “işkenceye sıfır tolerans” taahhüdünün samimi olarak değerlendirilebilmesi için, sorumluların, tam bağımsız bir soruşturmaya tabi tutulması, yargılanması ve cezalandırılması gerekiyor.
Bu raporun karşısında, kimse “işkenceye sıfır tolerans”  ya da “münferit vaka” şarkısını söylemesin. İnsanlık adına bugün ihtiyacımız olan şey, temsili değil, işkencecilerin bürokrasi labirentlerinde sarılıp sarmalanmadan gerçek anlamda yargılanmasıdır...

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi