• $12,6116
  • €14,2369
  • 728.769
  • 1780.87
6 Ocak 2013 Pazar

İmralı ve bir haftadan kalanlar

Baş döndürücü bir haftaydı.    (-dı eki, sadece haftanın bittiğini anlatıyor.) Arkamızda, bilinen yöntemlerle yüz yıldır çözülemeyip oluk oluk kan akıtmış bir mesele; önümüzde ise konuşarak çözüm için girişilen tarihsel bir eşik duruyor.
Siyaseten ve habercilik bakımından iç içe geçmiş koşu sürerken; bir haftada öne çıkanlar: 
- İTİDAL, İHTİYAT VE İTİNA: İlk günlerde aşırı iyimserlik ile koyu kötümserlik arasında salınan 'duygu durum sarkacı', daha makul bir noktada. O noktanın adı ihtiyat. İhtiyatla birlikte son iki gündür, itinalı bir hava esiyor. Sadece 'yukarıdan aşağıya', dikey dikey değil, yatay olarak da kesimler, ilgililer birbirine itidal çağrısında bulunuyor. Partiler, gruplar, medya, sivil toplum. (İtidalden hazzetmeyen istisnalar yok mu. Tabii ki var. Galiba henüz kaideyi bozacak güçte değiller.)  
- PROVOKASYON: Sürecin, olası bir provokasyonla sabote edilip gölgelenme riski, geçmiş deneyimlerden süzülen bir ihtimal olarak tartışılıyor. Anladığım kadarıyla 'provokasyon' denirken, tek sözcükte iç içe geçen iki ayrı saldırı türü kastediliyor:
1. Silahlı saldırı,
2. Dijital saldırı. (İlki Silvan, diğeri de Oslo'da dağılan masa ile anılıyor, malum.) Gerçekleşmemesini dilediğim ihtimalin, bir bilgi unsuru olarak tartışma zeminine girmesi önemli. 'Biz dememiş miydik' diye ellerini ovuşturmak üzere 'fırsat' kollayanların sayısı hiç az değil; o yüzden. 
- DİL VE SÖZCÜKLER: İtidal çağrısıyla, dilde yeni hassasiyetler oluşuyor. (Aydın Bey'in mektubu değil kastım) Siyasette kullanılan dil. Özellikle netameli meselelerde seçilen kelimeler; yaklaşım ve pozisyonununuzu da anlatır ya... Mesela Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın 'enstrüman' kelimesi BDP'yi kızdırdı. Sırrı Sakık, 'Öcalan'a 'enstrüman' diyemezsiniz' diyor.
Yine AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'nin, 'müzakere değil görüşme' ifadesi de benzer. Hem şehit ailelelerinin hassasiyetlerini dikkate alıyor. Aynı anda da 'müzakere' kelimesinin hukuken sanki hükümet taviz veriyormuş izlenimi bırakabilecek etkisini bertaraf etmeyi amaçlıyor. Burada bir Başbakan Erdoğan etkisi seziliyor.  
- CHP'NİN ŞARTLI DESTEĞİ: CHP sürece kayıtsız kalamadı. Reddiyeci bir tutum içine girmesini bekleyenleri yanılttı; doğru bir zamanlamayla şartlı destek açıkladı. CHP desteğinde hükümet kurmayları (Hüseyin Çelik, Yalçın Akdoğan) ile BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'CHP katkıda bulunmalı' çağrısının da payı olmalı.
Kılıçdaroğlu'nun dünkü açıklaması iki yöne ışık tutuyor:   
- Temel aktörler, tarihi eşiklerde bitaraf kalamıyor.  
- Bünyesindeki güçlü ulusalcı damara rağmen gelen böyle bir destek. Görüş ayrılığının çatışmaya dönüşmediğini gösteriyor.   
- MİT'İN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ: Bugün MİT'in kuruluş yıldönümü. Bir yıl önce bugün 85. Kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında kapılarını medyaya açan MİT'te bir de brifing verilmişti. MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Çankaya Köşkü'ndeki 29 Ekim resepsiyonunda karşılaştığımızda, benzer bir brifingi düşünüp düşünmediklerin sormuştum. (Açlık grevleri henüz sürüyorken) O da böyle bir planları olduğunu söyleyip 6 Ocak'ı işaret etmişti. Brifing gerçekleşmedi. Sebebini artık biliyoruz. 
- ANAYASA: Anayasa konusunda 'Yıl sonuna kadar oldu oldu, olmadı biz yolumuza bakarız' diyen bir başbakan yerine bugünlerde TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in turlarını önemseyen bir başbakan var. Belli ki, sürecin ikinci etabını Anayasa ile çözme konusunda 'ipleri koparmamak', şu dönem Erdoğan için belirleyici.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar