• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
10 Şubat 2012 Cuma

'İddialar yenilir yutulur gibi değil'

Beklendiği gibi oldu.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan, savcılığa ifade vermek üzere İstanbul'a gitmedi. 
Gitmediği gibi Ankara'da, Çankaya Köşkü'ne çıktı.
MİT'in itiraz dilekçesinin, Fidan-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül görüşmesi sırasında savcılığa ulaşması, sembolik bir anlam taşıyor. 
Fakat bu kadarla sınırlı değil elbet. Sembolik anlamın arkasında yürütme organının iradesi de var. İstanbul Bölge üzerinden giden, görevsizlik ve yetkisizlik başvurusu, bir gün öncesinden MİT ile hükümet istişarelerinde kararlaştırılmıştı.
Yani Fidan'ın İstanbul'a gitmeme kararının ardında Başbakan Erdoğan'ın bilgisi vardı.
Dolayısıyla, bu dilekçeyi, sadece usul hukuku prosedürünün bir gereği veya yasal bir hakkın kullanımı diye değerlendirmek, eksik kalır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan itiraz, ifade için iznine başvurulmayan, Başbakan Erdoğan'ın da itirazıdır.   
Kuşkusuz iktidar, bundan sekiz yıl önce CMK'yı değiştirirken; özel yetkili mahkeme maddesinin, günün birinde esaslı bir baş ağrısına dönüşeceğini öngöremezdi.
1983 tarihli MİT kanunu ile 2004 tarihli CMK'nın teknik görünümlü güç çarpışmasından, böylesi büyük hasar alacağını hesaplayamazdı.  
Şimdi değişiklik kapıda. MİT'in de talebiyle 'çok süratli' bir yasa değişikliği yolda. 
İki ihtimal var:
-Ya; Başbakan onayını zorunlu tutarak, MİT mensuplarını 'operatif çalışmalarda' koruyan MİT Kanunu'nun 26. Maddesi'ne, CMK'nın ilgili maddesine atıfta bulunan bir ek yapılacak.
-Ya da 1983 tarihli bu yasa maddesiyle hukuki manada çeliştiği düşünülen, CMK 250-3'te.
Üstelik bu değişikliğin, MİT'in görevsizlik itirazı prosedürü içinde gerçekleşecek süratte yapılması hedefleniyor. 
Üç gündür MİT karargahında toplantı üstüne toplantı yapılıyor.
İfade çağrısıyla başlayan rahatsızlık; MİT Müsteşarı'na sorulacağı iddia edilen, KCK yapılanması sorularının gündeme düşmesiyle, doruğa ulaştı.
Deniyor ki, 'İddialar yenilir yutulur gibi değil.'
Sadece MİT karargahıyla sınırlı kalmadığını bildiğimiz bu yakınma ifadesi, aslında çok şey anlatıyor.
Öte yandan, 'Bu sıkıntı, MİT ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasındaki gerilimin, iktidar savaşının sonucudur' tezi ise sanılanın aksine MİT'te genel kabul görmüyor.
Daha bir ay önce medyaya 'istihbarat havuzu'nun önemini anlatan Fidan'ın yönettiği MİT'te, bu konuyla ilgili kanaat daha ince bir ton içeriyor:
'Kurumsal bir sürtüşme kesinlikle yok. Ama Emniyet içinde bir grubun, rahatsız edici ve art niyetli çalışması var.'
Sözü edilen 'bu grubun savcıları da yönlendirdiği' hususunun da; bir yakınma konusu olarak çeşitli kademelerde dile getirildiğini biliyoruz. 
Bugün fırtınalı havada görünen en net fotoğraf; sorunun, özel yetkili mahkemeleri düzenleyen CMK'da kilitlendiği ve krizi çözmesi beklenen yasa değişikliğinin yolda olduğudur.

<p>Okurlarından gelen 'Kullanmış olduğunuz dil, çoğu kez 'ağdalı ve anlaşılması güç' noktasında gele

'Türkçenin inceliklerini kullanmazsak yok olup gidecek'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın Fotoğrafları (08-14 Ocak)

Balıkçıların buz tutan nehirdeki zorlu mücadelesi