• $7,4208
  • €9,0172
  • 446.969
  • 1569.35
12 Ekim 2011 Çarşamba

Hakların önünü actıkca mahkemeler kapatıyor

Yargı konusunda 'yukarıdan' değişime ihtiyaç olduğunu belirten Bozdağ, ekledi: Yargıtay düşünceye özgürlükten yana tavır koysa hakim ve savcılar ona göre düzen alır
Niğde Üniversitesi'nin açılış töreninde  'Biz Atatürk'ün 24 Anayasası'nı temel alacağız' sözü dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, yeni anayasa süreci, yargı bağımsızlığı ve iddianamelerde özel yaşamın ihlali konularında önemli mesajlar verdi.
Türkiye'de yargı bağımsızlığı konusunun hep 'Adalet Bakanı neden orada oturuyor' zemininde tartışıldığını, bunun eksik olduğunu belirten Bozdağ 'O eleştiri doğru olabilir ama mahkemeler de Yargıtay'a karşı bağımsız değil' dedi.
Bunun 'terfi sisteminden' kaynaklandığını vurgulayan Bozdağ, 'Hakim direnirse terfi edemiyor. İyi yere gidemiyor. Oysa Yargıtay, düşünceye özgürlükten yana tavır koysa, hakim ve savcılar ona göre düzen alır' diyerek şunları söyledi: 
'Eğer Yargıtay Ceza Genel Kurulu, lanetlenen bir düşünceyi bile koruyan yorum yapsa, o zaman ilgili maddeyi uygulayan savcı, o gazeteciyi, o konferansı vereni 'sen niye böyle yazdın, böyle konuştun' diye ifadeye bile çağırmaz. Bugün insan haklarına aykırı ne varsa, hepsinin altında mahkemelerin imzası var.'
Yargı konusunda 'yukarıdan' değişime ihtiyacımız var. Yargıtay'ın özgürlükler konusunda Yüksek Mahkemelerin önünü açması lazım. Tavrını düşünce özgürlüğünden yana koymalı. Çünkü düşünce özgürlüğü tam da bu iş için vardır. Cezalandırma değil, himaye için. Gelişmiş demokrasilerde hükümetleri, parlamentoları hep mahkemeler zorlar. Bizde tam tersi. Hakların önünü açtıkça mahkemeler kapatıyor. Çünkü oluşmuş bir yapının değişime ayak uydurması kolay olmuyor. Zihniyetin demokratlaşması lazım. Terfilerin değiştirilmesine ihtiyaç var. Not sisteminin çok ciddi değişimden geçmesi gerekiyor. 

'24 ANAYASASI' DEDİM ÇÜNKÜ...
Savaş bitmiş, Cumhuriyet ilan edilmiş. Türkiye büyük bir değişim yaşıyor. Bütün olağanüstülüklere rağmen anayasayı parlamento değiştiriyor. Ama 61 ve 82'de millete rağmen gelmiş kişilerin anayasaları var. Vatandaşın özgür iradesini ortaya koymasını engellemek için bütün tedbirler alınmış. Eğer devam çizgisi olacaksa, bu aradakileri geçip 1921, 24 ve 2012 anayasası şeklinde irtibatlanması gerekir. Bugünkü siyaset başarabilirse rahat bir tartışma ortamı, müthiş bir temsil oranı var, katılım yollarının tamamı açık. AK Parti'nin 327 milletvekili var. Ama temsil eşit sayıda. Muhalefet daha kalabalık. Yani iktidar, 'ben dayatıyorum benim dediğim  olsun' anlayışı içinde değil.

ATATÜRK İTİRAZ EDERDİ

Atatürk'ün yaptığı son anayasa, 1924 anayasasıdır. Diğerleri Atatürk'ün değil, Atatürk adına yapılmış anayasalar.  Atatürk, darbecilerin kendi adına anayasa yaptığını duysa, kesinlikle itiraz ederdi. Atatürk, parlamentoya ne kadar kadar kıymet vermiş. Top sesleri buradan duyulacak mesafeye geldiğinde, herkes Meclis'in başka yere taşınmasını tartışırken, o savaşta Meclis'i ayakta tutuyor ve savaşı Meclis eliyle yönetiyor.

ÖZEL HAYAT TAPELERİ İÇİN FORMÜL TARTIŞILABİLİR
Özel hayat tapelerinin yayımlanması fevkalade yanlış. Davayla ilgisi olmayan masum pek çok kişi kamuoyunda yıpratılıyor. Ama mahkeme kişileri yıpratmak için yapmıyor. Diyelim ki savcı 'Bunların şahsıyla ilgisi yok, imha edelim' (Ki bunu polis yapamaz. Polis olduğu gibi koymak zorunda). O zaman ilgili kişiye 'O imha ettiğiniz kayıtlarda benim lehime konular vardı. Konuşma arasındaki cümleler yok' deme hakkı doğmaz mı? O nedenle mahkemeler benim bildiğim, bunları dava bitene kadar imha edemez. Onun için de iddianameye değil eklere bırakıyor. Eke konduğunda da basın, avukatlar, lehlerine olduğunu düşündüğü şeyleri kullanıyor.

- Bunun önüne geçmenin hiç mi yolu yok?
O zaman buna savcılığın değil, mahkemenin karar vereceği bir mekanizma olması lazım. Çünkü savcı iddia makamı. Orada tarafların incelemesi, belki oybirliğiyle, ona bir formül bulunabilir belki.  Bunun için de delil karartma, kaybetme ithamını mahkeme ve savcıların üzerinden atacak bir mekanizma, bir formül belki tartışılıp çare olabilir. Özel hayatın gizliliğine, savcı, avukat, hakim, basın herkes elbirliğiyle riayet etmeli.

- Mutabık kaldığımız metni niye bozalım
Anayasanın içeriğine dönük somut değerlendirmeler, Uzlaşma Komisyonu'nun (UK) işini zorlaştırır. Biz kendi dersimizi çalışıyoruz. Ama bunu yapmamız bile 'bak dayatıyorlar' diye eleştiri konusu oldu. Süreç çok hassas. Bizim de o hassasiyeti göstermemiz gerekiyor. Değişiklik değil, yeni bir anayasa yapacağız. Eğer başındaki '82 Anayasası' ifadesini kaldırıp, '2012 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası' yazamazsak o zaman yeni anlayış olmaz. Bu çerçevede her konu tartışılabilir. Ama şimdiden söylemek doğru değil
ÖNCE ÇALIŞMA USULÜ BELİRLENECEK
UK metni üzerinden yürüyeceğiz. Üyelerin partiden bağımsız olacağını zannetmiyorum. Evet, UK'nin anayasal dayanağı yok. Ama bu rahatlık veriyor. Özgür ortamda daha iyi karar vermelerine yardımcı olacaktır. UK'lerin geçmişine baktığınızda usullerini kendisi belirler. Toplantı nisabı, çalışma usulü, STK'larla ilişki nasıl olacak?

Hangi formatta, kaç günde, öncelikler ne olacak?
Bütün bunlar UK'nin işin başında müzakere edip karar bağlaması gereken işlerdir. Usulde anlaştığınızda, esasta anlaşmak daha kolay olur. Bugüne dek Meclis'in kurduğu bütün komisyonlar önce usulde anlaşmıştır. Bunu dile getirenler yanlış yapıyor. Bugüne dek verdiğimiz sözü ihlal ettiğimiz vaki değildir. Komisyon'da mutabık kaldığımız metni niye bozalım? Böyle şey olur mu? Millete söz verdik. Tüm derdimiz, yeni anayasayı hayata geçirmek ve Türkiye'nin 21. yüzyıldaki yürüyüşünü, artık yeni anayasaya göre yapması. Onun için, büyük bir özveriyle sürece olumlu katkılar vermeye devam edeceğiz. Sürecin baltalanmasına dönük, kimseye fırsat sunmayacağız.
ÜSLUP FARKLI, SÖYLENEN AYNI
Temel ilkeler etrafında konuşmak doğru olur. Üsluplar farklı ama her parti aynı şeyleri söylüyor. Temel hak ve hürriyetlerde, şimdi de olmayan hak ve hürriyet yok. Ama metin, bunların nasıl dolanılacağının yolunu gösteriyor. Dünyanın demokratik olduğunu iddia eden hiçbir ülke anayasasında böyle şey olmaz. Onun için bizim yeni anayasa sürecindeki temel yaklaşım, sadece temel hak ve hürriyetleri vermekle kalmayıp bunları bizzat teminat altına alınacağına işaret eden, tahkim edilmiş bir yapı ortaya koymak. Bireyi, sivil toplumu devlete karşı güçlendirecek teminatlar koymanız lazım.
Yargıtay 1. Başkanvekili Osman Şirin, TCK hazırlanırken, soyut suçlara dair maddeler sırasında, 'Siz buraya ne yazarsanız yazın, kanun yüzde beştir. Uygulama yüzde 95'tir' dedi. Ki doğru söylüyor. O zaman bu yüzde 95'in zihniyetinin değişmesi lazım. Kanun değiştirmekle olmuyor.

İhtilaflı madde beşi geçmez
Bugün tüm partiler, temel hak ve hürriyetlerin daha teminatlı noktaya gelmesi ve yasama, yürütme, yargının bugünkünden daha iyi hale getirilmesi konusunda hemfikir. Yeni anayasa sıfırdan yazılacak. Bunlar içinde ihtilaflı olabilecek konular, bence beş maddeyi geçmez. Dolayısıyla uzlaşacağımız zemin çok güçlü. Bunun ardından kalan konularda uzlaşma noktasını bulmak daha kolaylaşacak. Kendi tabanları da uzlaşmaya daha zorlayacak. Kamuoyunun ortak aklı çıkacak ortaya. 

- Kürt siyasi hareketinin beklentisine ne diyorsunuz?
Anayasalara etnik temelli bakmamak lazım. Öyle bakarsak iş başka yere gider. 

- Ama bu beş ihtilaflı maddenin, tamamıyla çarpılacak ağırlığı yok mu?
O beş maddeye böyle bir anlam yüklenirse, diğerlerini anlamsız kılarız. Yanlış olur. Ben Komisyon'un pek çok maddede, daha iyisini yazmak için birbiriyle yarışacağını düşünüyorum.

<p>Son yıllarda, teknoloji ile ilgilenenlerin sıklıkla duyduğu kavramlar arasında büyük veri (big da

WhatsApp'la kayıp giden 'Prozodimiz'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bakan Kasapoğlu, Samsun'da kano durgunsu parkuru inşaatında inceleme yaptı

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor