• $7,52
  • €8,9983
  • 409.369
  • 1538.04
03 Nisan 2011 Pazar

Güven, itibar ve gelecek kaybı

İstediğiniz kadar kanun çıkarın, seminer düzenleyin, parlak kağıtlı broşürler çoğaltıp dağıtın, 'saydam ve hesap verebilir devlet' olmak, Türkiye için ham bir hayaldir. 
ÖSYM Başkanlığı'nın makam telefonu, telesekreterdeki metalik sesin 'aradığınız kişi yerinde değil' mesajına düşüyor.  Başkan Prof. Ali Demir'in cep telefonu çalıyor; cevap vermiyor. 

Milyonlara hitap eden ÖSYM'nin doğru düzgün bir basın birimi, basın sözcüsü yok.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ise danışmanı aracılığıyla, 'Biz artık bu tür olaylarda taraf olmak istemiyoruz. ÖSYM kendi ayaklarının üzerinde durabilmelidir' mesajını gönderiyor.

ÖSYM Başkanı Demir'in, pazartesi günü basın toplantısı yapacağını öğreniyoruz.  Bu tarih, sonra pazar diye değişiyor. Oysa ikna edicilikten çok uzak o yazılı açıklama yerine, ÖSYM Başkanı, basının karşısına dün çıkmalıydı. 

Dün çıkmalıydı çünkü: Daha KPSS skandalı açığa çıkmamışken, 1 milyon 700 bin gencin geleceğini ilgilendiren bu olayda, geçen her bir saatin 'zaman kazanma' spekülasyonlarına yol açacağı, şüpheleri büsbütün arttıracağı da mı öngörülemiyor?
Emin olun, başta bu haber için sabahlara kadar uğraşan bizim arkadaşlar olmak üzere, her gazeteci, bu skandalın, skandal olmadığı ortaya çıkarsa mahcup olmayı bin kere tercih eder.

Ama ÖSYM'nin yazılı açıklaması ikna etmek şöyle dursun, bizlerle dalga geçildiği duygusu yaşatıyor. Hele ki, metne kalın ve italik harflerle yerleştirilen 'Bu soru kitapçığı hiçbir adaya verilmemiştir' cümlesi.
Peki... Bu kesin taahhüdün doğru olduğunu varsayalım. Ve şifreye ihtiyaç duyurmayacak kadar iki basit soru soralım:

 'Bir master kopya neden şifreli olsun ki?',
'Şifreli kitapçığın kurumun internet sitesinde ne işi var, neden basına şifreli kitapçık dağıtıldı?' 

ÇÖKÜŞ VAR
Umalım ki, Başkan Demir, dün o yazılı açıklamaya 'yayımlansın' onayı verirken; istifa etmek zorunda kalan selefi Ünal Yarımağan'ın, KPSS sorularının çalındığı haberlerini önceleri nasıl reddettiğini de hatırlamış olsun.
Rastlantı kötü elbette. Pozisyonunu bir önceki skandala borçlu olan Prof. Demir,  altı ay vekaletle yürüttüğü ÖSYM Başkanlığı'na asaleten atandıktan sadece üç gün sonra bu yeni skandalla karşılaştı.
 'YGS'de şifreli soru kitapçığı' skandalı, ÖSYM'nin varlığında, devletin güven ve itibarı sorunudur.  Bu olay bize ÖSYM'de, üst düzey pozisyonları aşan, başkanların değişmesinden etkilenmeyen, kılcallarda organize olmuş bir ciddi 'çöküş' sorunu olduğunu düşündürüyor.
Olan da her sabah derslere  'Andımız'ı okuyarak giren çocuklarımıza oluyor.

<p>Bomba arama köpekleri 'Ban' ve 'Tim', Barış Pınarı bölgesindeki sivil halka yönelik büyük bir sal

Barış Pınarı bölgesinde 'Ban' ve 'Tim' büyük saldırıyı önledi

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi