• $8,1507
  • €9,7412
  • 454.245
  • 1375.91
02 Haziran 2011 Perşembe

Diyarbakır: Sahiden 12 Haziran milat olur mu?

TMO bahçesinden, beyaz kasketli yüzlerce insan boşaldı. Bir fabrika paydos edilmiş gibi akın akın İstasyon Meydanı'na yürümeye başladılar. Mitingi izlemek üzere köylerden taşınarak getirilmişlerdi.  Çoğu işsiz.
Sekiz yaşındaki cilt kanseri kızı, hastaneden geri döndürülen o yoksul kadın kararlıydı. Kıpkırmızı açık yaralarıyla sürekli ağlayan ve o anda tedavi altında olması gereken kızını Başbakan'a gösterecekti. Söz verildiği halde engelli arabasına kavuşamayan Mehmet Mazıdağı'ndan kalkıp gelmişti. 
Bayılanların müdahale çadırına sevki için açılan o şerit hiç boş kalmadı. Mitinge iki saat gecikmeyle başlayan Başbakan Tayyip Erdoğan, prompterdan akan cümleleri okurken, sık sık eğilip bir senfoni orkestrasının maestrosu gibi sağlık ekibini yönlendirdi. Gözleri kapalı, sedye üzerinde önümden geçen onlarca insanın hepsi kalın mantolu, hepsi başörtülü ve terlikliydi. Başbakan'ın ne söyleyeceğini merak edip alana koşan 10 bin Diyarbakırlı'nın hatırı sayılır kısmı kadınlardan oluşuyordu. 
Zihnimden geçenin cevabı az sonra geldi. Kürsünün hemen altında, sedye yolunun yanında, AK Parti Diyarbakır adaylarıyla iç içeydim... 11. sıra adayı bilgisayar mühendisi Eyüp Küçükçakmak, çok çarpıcı bir tespiti paylaştı: 'Kadınların çoğu Bağlar'dan geliyor. Evde müthiş bir şiddet. Ve çoğu da AK Parti seçmeni. Ama kocalarından gizli' Tarım Bakanı Mehdi Eker'i gören kadınlar yanlarına çağırıp mektup verdi.
Buyurun, Diyarbakır'da altı BDP, dört AKP, bir CHP formülüne bir de buradan bakın. 
Diyarbakır'da dün kepenkler açıktı. Evet iyi ki açıktı. Cadde boyu sohbet ettiğim birkaç esnaf, dükkanları açmak konusunda 'serbest bırakıldıklarını' fısıldadı.  'Kepenk kapatmaktan bıktıklarını, zaten kazançlarının düşük olduğunu, bir de nispeten kalabalık olan böyle zamanlarda kapatınca zor durumda kaldıklarını' paylaştılar içtenlikle.
Kepenklerin kapalı olduğu tek bir yer vardı: 'Evde şiddet gören ve gizli AK Parti seçmeni kadınların geldiği' Bağlar.
 Başbakan Tayyip Erdoğan, merakla beklenen 'Kürt meselesi'  konusunda somut, yeni bir adımı haber vermedi.  Meseleye değinmesi  'Biri patent sahibi,  diğeri azmettirici' sözüyle BDP ve CHP üzerinden oldu. 'Bizi bölmek isteyen BDP'dir' sözü,  seçmenlerinden büyük alkış aldı. 
Onca sert mesajına rağmen, '12 Haziran'ın milat olacağı' ifadesini, seçim sonrasında daha makul ve çözüme dönük bir işaret olarak yorumlandı. 
Hatırı sayılır kısmı dini motifler üzerine kurulu bir saat 15 dakikalık konuşmanın önemli mesajı ise 'Ne Kürt milliyetçisi ne de Türt milliyetçisiyim'di.
Başbakan'ı dinlerken, bir akşam önce çay içmek gittiğimiz Kervansaray'ın bahçesinde pırıl pırıl gençler geldi gözümün önüne. Mimarlık fakültesinden mezuniyetlerini kutluyordu. İş bulamayacaklarından endişeli ama mütebessimdiler. Geldiler yanımıza, 'Görün bizi. Bizi görün. Bizi kabul edin. Bizi kabul etsinler'  dediler.  12 Haziran sonrası her ne yapılacaksa, dün Diyarbakır'da art arda bayılan o yoksul kadınlar, iş ve kimlik kaygısını iç içe taşıyan o gençler, kepenk kapatmaktan yorulmuş esnaf hep hatıra gelmeli.

<p>Peki, kod 29 olarak bilinen fedih kodunun kaldırılması ne  anlam ifade ediyor? Çalışma hayatından

Kod 29'un kaldırılması ne anlam ifade ediyor?

Sahur sofranızda bunlar olsun!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Dibeybe'yi resmi törenle karşıladı.

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü