• $7,3794
  • €8,977
  • 442.359
  • 1548.04
20 Eylül 2011 Salı

Davutoğlu, Fatma Şahin'e söz verdi

Lafı eğip bükmüyor. Özeleştiriden kaçmıyor. Bir de  (argodan yardım alacağım) 'kasmıyor'!
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'i, bildik politikacı portresinden ayıran özellikler bunlar. Zaten dünyaya ve siyasete farklı pencerelerden bakan onca STK temsilcisiyle kurduğu ilişkinin dışarıdan görünümü bile, farklılığını ziyadesiyle yansıtıyor.
Şahin'in sorun çözme samimiyeti ve tevazu konusunda geniş uzlaşı var. Gelgelelim samimiyet, 'gerek şart' olsa da o ağır yükün, 'kadına ve çocuklara arkası gelmeyen şiddet' karşısında yetmiyor. Şahin'in önünde devasa bir 'zihniyet' sorunu ile ve 'imkanlar' faslı var ki, dünkü toplantının amacı da bu engelleri görünür kılmaktı zaten. 
Şahin 'Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarı Taslağı'na dair söyleyecek sözü olan 40'a yakın STK temsilcisini dinledi. (Davetli listesinin 'medya' kısmında yer almak, zenginleştirici bir deneyimdi.) 
Hatırı sayılır kısmı hukukçulardan oluşan STK temsilcileri, 29 maddelik taslağın eksiklerini ortaya koyup, ne yapılırsa daha etkin uygulanabileceğini örnekleriyle anlattı.  Daha açık bir dil, yaptırımların ertelenmemesi, önerilerinin altını çizdim (ben de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın 'Hakimlerin zaman mefhumu yok' sözünü hatırlatarak, etkin ve hızlı bir uygulama garantisinin ne olduğunu sordum.)

SÖZLEŞMENİN KANUNLAŞMASI ŞAHİN'İN ELİNİ GÜÇLENDİRECEK
Geçen mayısta, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nce İstanbul'da imzalanan 'Kadına Karşı ve Ev İçi Şiddetle Mücadele ve Bunun Önlenmesi Sözleşmesi'nin hızlı yasalaşması, öneriler arasında öne çıktı.   
Avrupalı 13 bakanın imzaladığı 'İstanbul Sözleşmesi' çok önemli.  Zira anlaşmaya imza koyan ülkelere, belli standartları sağlama zorunluluğu getiriyor: Şiddet gören kadınlar için sığınma evlerinin ve 24 saat hizmet veren çağrı merkezleri, koruma emirlerinin zaman geçirilmeden müracaat üzerine çıkarılması, şiddet gören kadın şikayetini geri çekse de savcıların soruşturmayı sürdürmesi gibi' yaşamsal önemde düzenlemeler.
Uluslararası anlaşmaların kanunun önünde olduğunu hatırlarsak (Türkiye'de çok az hatırlanıyor) hedeflenen yasa hayrına bir gelişme yani.
Şahin, önerileri dinleyip 'güzel haber'i verdi: 'Dışişleri Bakanımızla görüştüm. Bütçeden önce kanunlaşması için destek verecek.'
Yani Davutoğlu, 'İstanbul Sözleşmesi'ne dair kanun tasarısının, 17 Ekim'e kadar TBMM'ye sunulmak zorunda olan 2011 bütçesinden önce, 1 Ekim'den hemen sonra, öne çekilip yasalaşması için girişimde bulunacak. 
Öğle arasında konuştuğum Bakan Şahin de bunun 'ellerini çok güçlendireceğini' söyledi. Zira, Türkiye'de fazla hatırlanmak istenmese de uluslararası anlaşmalar kanunun önünde! Ne var ki, Şahin ile Davutoğlu'nun bu asgari hukuk normunu hatırlatan iradesinin, TBMM ve adalet sistemine de yayılması gerekiyor.
Şahin, TÜİK'in yeni Başkanı Birol Aydemir ile de 'verilerin güncellenmesi' konusunda bir araya gelmiş. 'Verileri bilmezsem neyi yöneteceğimiz nasıl bilirim?' diyen Şahin, kadın ve aileye dair istatistikler alanında yenilikçi bir çalışmanın ipucunu da verdi.

'ERKEK KAFASI LOGODA NEDEN BÜYÜK?'
STK temsilcilerinin birçoğu, içinde 'kadın' sözcüğü geçmeyen bakanlığın eksik kalacağını anlattı. Şahin, Kadının Statüsü Genel Müdürü Özlem Bozkurt Gevrek ile birlikte bütün önerileri dikkatle not aldı. KADER eski Başkanı Hülya Gülbahar, bütün katılımcıları güldürse de 'zihniyet' sorununun büyüklüğünü anlatan vurucu bir soru sordu. Şahin'in bakanlık logosundaki 'çatı'yı beğendiğini belirterek sorduğu soru şuydu:
'İçerideki figürlerde daha büyük bir formda çizilmiş kafa var. O erkek kafası mı? Eğer böyleyse, Sayın Bakan, neden bizi eşitlemiyorsunuz?'

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dünyanın en saçma yasakları! Bunları ilk kez duyacaksınız

Pompalı tüfekle polisten kaçan zanlının yakalanma anı güvenlik kamerasında