• $7,369
  • €8,971
  • 440.981
  • 1564.72
16 Aralık 2011 Cuma

Cumhurbaşkanı'nın etnik kimliği

Bir bu eksikti demeyin. Daha 'Beş mi yedi mi?' sorusu hararetle tartışılıyorken, 'Cumhurbaşkanı'nın etnik kimliği' bahsi nereden çıktı?
Bu dikkat çekici başlığı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kamuoyunun dikkatine sundu. 
Bahçeli, basın toplantısında önce Cumhurbaşkanı'nın görev süresi konusundaki düşüncelerini açıkladı.
'Eğer arkasında farklı bir siyasi niyet yoksa hiçbir siyasi partinin başta da cumhurbaşkanının itiraz etmeyeceği bir konu sürenin 5 yıl olmasıdır' diye net bir tutum sergiliyor MHP lideri. Bu tutumunu, 'Milletvekillerinden biz bir yılımızı kaybettik diye bir ses gelmediğine göre cumhurbaşkanından da 7 yıl için bir ses gelmemesi lazım' diye de berraklaştırıyor.
Sürpriz kısım, 'başkanlık sistemi ve halkoylamasıyla cumhurbaşkanı seçimi' sorusu üzerine geldi. Bahçeli, partisinin öteden beri başkanlık sistemini savunduğunu belirtip şu kaydı düştü:
 'Halkoylamasıyla seçim çok faydalıdır, denilse de Türkiye açısından fayda ve riskleri iyi görmek lazımdır. Birisi 'ben bu kimlikteyim ve oy talep ediyorum' dediğinde o şahsa mı o kimliğe mi verilmiş olur bunları da düşünmek lazım.'
Bahçeli'nin hemen yanında oturan Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila, açıklık getirmek üzere araya girip, 'Etnik kimlik mi?' diye sorunca, MHP lideri 'evet' anlamında başını salladı.
Bahçeli bu açıklıkta ifade etmiyor. Ancak belli ki, yeni anayasa sürecinde 'Kürt Cumhurbaşkanı adayı' ihtimaline geçit verebilecek bir hukuki egzersiz, MHP'nin 'kırmızı çizgilerine' dahil. 

ÖYLE BİR ŞEY DUYDUK Kİ
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'e teşekkür borçluyuz.
Cesedi 'gözleri oyulmuş, kulakları kesilmiş' halde bulunan, failleri hala meçhul, gencecik bir kızın babasının, 19 yıl sonra Meclis'te ses vermesini sağladığı için.
Aygün, Hıdır Öztürk'ü 'Artık korkacak bir şey yok' diye yüreklendirmese, Ankara'ya gelmesine ön ayak olmasa, Meclis koridorlarında eşlik etmese, ihtimal ki bu vahşet 'suskunluk sarmalında' kalmaya devam edecekti.
 'Dersim' açıklaması sebebiyle Aygün'ü iki sayfalık bir bildiriyle kınayan, 'gereği yapılsın' diyerek ihracını isteyen CHP'li milletvekilleri ne hissetti bilmiyorum.
Ama ben Hıdır Öztürk'ün, fotoğraftaki gözlerine bakmakta çok zorlandım.
Üç gündür Ayten Öztürk'ün fotoğrafı da gitmiyor gözümün önünden. Pembe-yeşil kareli elbisesiyle objektife gülen ve sonsuza kadar 'genç' kalacak Ayten Öztürk'ün.
Anlatmak başka bir şeymiş. Artık Ayten Öztürk'ün başına neler geldiğini biliyoruz.
Hıdır Öztürk, kelimeleri kanata kanata anlatabildiği içindir ki, CHP'nin bir buçuk yıl içinde bu konuda verdiği altı önergeyi de reddeden AK Parti, birkaç vekili düzeyinde bile olsa artık Faili Meçhuller Komisyonu'nun gereğinden söz edebiliyor.
Bu da bir şey...
Belki Ayten Öztürk'ün başına bunları getirenin kimler olduğunu da öğrenebiliriz. Fabrika çıkışında beyaz arabaya bindirip kaybeden, gözlerini oyan, kulaklarını kopartan 'insanlar'ı,  hala sağ iseler Hıdır Öztürk'ün büyük bir naiflikle 'hiç beklemezdim' dediği 'devlet' yetkilileri olup olmadığını belki bir gün öğreniriz.
 'Öyle şeyler gördüm ki, unutmam artık, unutma artık' dizeleri bir şairindi. Toplumsal vicdana şiiriyle çağrıda bulanan Turgut Uyar'ın.
Hıdır Öztürk'ten TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nda duyduklarımız ise şiirin hakikat hali.

<p>Irak hükümetine bağlı Bağdat Operasyonlar Komutanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre,

Bağdat'ta şiddetli patlama

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Josep Borell ile görüştü

Yol kenarında biriken kardan araba yaptı