• $7,4665
  • €9,0376
  • 441.025
  • 1524.49
21 Eylül 2011 Çarşamba

'Can kaybına maruz kalmak'

ANKA ajansı, patlamada 2 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdiğinde saat 11.30'du. Yani patlamadan yaklaşık 25 dakika sonra.
Bu bilgiyi, üç saat boyunca doğrulayan çıkmadı. Yetkili ağızlardan arka arkaya gelen açıklamalar, sadece yaralılardan söz ediyordu. Derin nefes aldık. Öte yandan, bunun terör saldırısı değil de tüp patlaması olduğuna hepimiz inanmak istiyorduk.
Olayla ilgili ilk resmi açıklamayı Ankara Valisi Alaattin Yüksel yaptı. 5'i ağır 15 yaralı olduğu bilgisini verdi. 
Kısa bir süre sonra, öğle saatlerinde de Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay patlamada 'hayatını kaybeden olmadığını' ifade etti. Yüksel'in açıkladığı yaralı sayısını teyit etti.

GÜL, BERLİN'DEN ANKARA'YI TEKZİP ETTİ
Ancak kafaları karıştıran açıklama, Almanya'dan geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, hem bir terör saldırısından, hem de iki kişinin hayatını kaybettiğinden söz ediyordu. Gül'ün ta Berlin'den yaptığı bu açıklama hem Ankara Valisi'ni, hem de Başbakan Yardımcısı'nın açıklamalarını tekzip eder nitelikteydi. 
Bu çelişkili tablonun, olayın hemen ardından yayılan ve önce yanlış haber olduğu düşünülen ilk bilgilerden mi yoksa Vali Yüksel ile Bakan Atalay'ın açıklamalarından sonra gelişmiş bir durum olmasından mı kaynaklandığını merak ettik.
Doğaldır ki, Cumhurbaşkanı'nın yanıltılma ihtimali çok düşüktü.
Kafaların yeterince karışmadığı düşünülmüş olacak ki, en sonunda İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin çıktı ve 'üç vatandaşın can kaybına maruz kaldığını' açıkladı. O da hemen değil.  Gazetecilerden gelen üçüncü ya da dördüncü soruya cevaben.
Sonuç olarak, Ankara'daki patlamada, üç kişinin öldüğünü öğrenmemiz için üç buçuk saatin geçmesi gerekti.
Bu zaman diliminin, enformasyon akışı ve halkın bilgilenmesi açısından çok kötü yönetildiğini söylemek zorundayız. Dolayısıyla -eğer varsa- bir istihbarat zafiyeti kadar, açıklama zafiyeti olduğu da ortada. 
Bakan Şahin'in şu sözlerinden ne anlamak gerektiğini de çıkaramadım:
'Terör saldırısı olma ihtimali yüksek. Ancak görgü tanıklarının ifadesi var. Tüple dışarıya çıkan şahıs. O, zayıf bir olasılık gibi gözüküyor. Tüketilirse o zaman bir terör olayı olarak kendisini gösteriyor bu saldırı.'

BİR ELEŞTİRİ DE BİZE
Uğur Mumcu'yu bizden ayıran o bombalı suikasttan kısa süre sonra olay yerindeydim.  Soruşturmanın kaderini değiştirebilecek, kıymetli delillerin çalı süpürgesiyle temizlenişine şahit olmuştum. 
Benzer yanlış 18 yıl sonra dün Kumrular Sokak'ta da yapıldı. Bu kez meslektaşlarımızca. Olayı çözme sürecinde çok işe yarayabilecek kıymetli deliller, daha iyi görüntü kaygısıyla ayaklar altında ezildi. Güvenlik güçlerinin, olay yerini kuşak altına almalarını geciktirmesi, bu yanlışı büyüttü.

EKONOMİ İLE GERÇEKLİĞİN BAĞI
Patlamadan sadece birkaç saat sonra, kredi değerlendirme kuruluşu S&P'nin dün Türkiye'nin notunu yatırım yapılabilir seviyeye çıkarması ilginçti. Notumuz elbette artsın. Zaten sevinmesi gerekenler sevindi. Borsa yükseldi faiz düştü. S&P kararı bize, makro göstergeler ile reel durum arasındaki bağın ne hale geldiği konusunda yeterince fikir veriyor.

<p>Beşiktaş TEM Otoyolu FSM Köprüsü istikametinde sivil polis aracı yol ayrımında sabit bekleyen tra

Beşiktaş'ta polis araçları kaza yaptı! Yaralı polisler var...

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı

Haftanın yalanları