• $7,5422
  • €9,0323
  • 411.169
  • 1538.04
04 Ocak 2012 Çarşamba

BDP Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvuracak

Meclis'te dün tansiyon çok yüksekti.  AK Parti grubu, 22 Kasım'dan bu yana dün ilk kez toplandı. İktidar partisi,  Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 26 Kasım'da geçirdiği başarılı operasyondan bu yana, altı haftadır grup toplantısı yapamıyordu.
Başbakan, 'Nerede kalmıştık' dercesine, BDP'ye ağır ifadelerle yüklenmeyi sürdürdü. 35 köylünün F-16'larca bombalandığı Uludere faciasıyla ilgili BDP söylemlerini 'iblis', 'şeytan', 'Zerdüştlük', fırsatçılık gibi ifadelerle yerişi, gerek vekil, gerekse konuk sıralarında, coşku ve vecdle uzun uzun alkışlandı...
Dahası, Başbakan'ın, sert üslubunu aynen muhafaza ediyor oluşu, kara mizah tarzı esprileri de beraberinde getirdi: 'Başbakan, tam anlamıyla iyileşmiş!'
Bu hitap ve yorumlar, BDP kulisine tek şekilde yansıdı: Öfke. AK Parti Grubu biter bitmez başlayan BDP grubunda, Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan'ın konuşmasını 'utanç verici' olarak niteledi.
Uludere faciasında, kastın yokluğu, vahameti azaltmıyor. Hazindir; televizyonlar bu faciayı hala 'olay' diye anmakta kararlı görünüyor.
'Kaçakçının terörist zannedilmesi' ifadesi üzerinden, kamuoyu tuhaf bir meşruiyet iknasına zorlanıyor.
Yoksulu olduğumuz şey hangisi? Dil mi, vicdan mı?
Kaldı ki, sadece kastın yokluğu değil, ölen köylülerin ailelerine ödenecek tazminat da hafifletici bir sebep değil.  Bu işin vicdani yükü, 'inceleme ve soruşturma' hakkaniyetle yürütülüp sonuçlar kamuoyuna açıklanmadıkça hafiflemez. Bu anlamda, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın 'şeffaflık' ile 'öldüren değil yaşatan' anlayışı öne çıkarmasını, bir taahhüt olarak kabul ediyoruz.

ÇAY İSTEYENİ BEKLEYEN SORU
Facianın ağırlığını hafifletme aracı olarak kullanılan 'terörist zannedilen kaçakçı' ifadesinin şöyle bir hayrı var: Başka ciddi sorular üretmesi. 
Demirtaş, dün 'kaçakçılık'ın bilinen anlamda kaçakçılık değil, 'sınır ticareti' olduğunu söyledi. (İlginçtir, iki gün önce görüştüğüm Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker de aynı tabiri kullanmıştı.)  BDP Genel Başkanı, önemli bir ayrıntıyı da ekledi: 'Sınır ticareti gibi bir vergisi olmayabilir. Ama kaçağın vergisi de karakola veriliyor.'
Devletin kurumları cevabını mutlaka biliyordur. Soru şu: Geçimini 'kaçak'la sağlayan aileler, gelirin bir kısmını karakollara veriyor mu gerçekten?
Bense şu kadarını söyleyeyim, 'kaçakçılığın' bölgede günlük hayatın ne kadar doğal bir parçası olduğunun çok kısa bir süre önce bir Güneydoğu ilimizdeki Polisevi'nde tanığı oldum.
Polisevi kafeteryasında çay içmek istediğinizde, size şu soru soruluyor: 'Normal mi olsun kaçak mı?'
Hükümet kanadından Uludere faciasında inceleme ve soruşturmanın sürdüğüne dönük açıklamalar, BDP için yeterli değil. Demirtaş grup toplantısında 'uluslararası mekanizmaları devreye sokacaklarını' söyledi. Toplantıdan sonra ne yapacaklarını sordum. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvuracaklarını bu konuda dosya hazırladıklarını söyledi. 
Burada önemli ayrıntı şu: Türkiye, UCM'yi kuran ve 100'ün üzerinde ülkenin taraf olduğu Roma Statüsü'ne imza koymamış. Demirtaş, bunu bildiklerini belirterek, UCM'nin imza atmadığı halde Sudan Devlet Başkanı El Beşir hakkındaki 'insanlığa karşı suç' ve yakalama kararını emsal aldıklarını söyledi.
UCM'de bir Uludere dosyası, hukuki çerçeve açısından mümkün görünmüyor. Zaten bu yola gerek kalmadan 'şeffaf' devletin gereğini yapmasını bekliyoruz. On altı yaşındaki çocukların parçalanmış bedenleri adına.

<p>İnsanların, hayatı boyunca kilosunu sağlıklı bir düzeyde tutabilmesi kalbin de ilerleyen yaşlarda

Kalp hastaları dikkat! Fazla kilolar kalp sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi