• $8,1332
  • €9,712
  • 455.887
  • 1378.37
09 Haziran 2011 Perşembe

Başkanlık sistemine anayasasız geçiş

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı yeni kabine yapısı; iki açıdan incelenmeli: 
1. İlanındaki zamanlama
2. İçerik.
Milli iradenin tecellisine dört gün kala duyurulan bu model, Başbakan'ın 'erken seçim zaferi' ve buna dayanak oluşturan yüksek özgüvenin yansımasıdır. Hatırlatalım ki, Başbakan dün bu modeli açıklarken 'Eğer seçimlerde tek başımıza iktidar olursak' ifadesini kullanmadı.  
İçerik bakımından yeni kabine yapısı, Erdoğan'ın saklamadığı hayali 'başkanlık sistemine' bir ön adımdır. Üstelik, yeni bir anayasa değişikliği yapmadan...
Bu öngörü, bakanlık sayısının arttırılıp azaltılması, birleştirmelere dayanmıyor. Benzer yola, yakın tarihimizde defalarca başvuruldu. Yeni kabine yapısında 'başkanlık sistemi' egzersizi gibi görünen yapısal farklılık, 'bakan yardımcılığı'nda düğümleniyor. Başbakan bunu, 'verimlilik' gerekçesine dayandırıyor. Önce Erdoğan'ın aktardığı veriler ışığında, çerçeveyi çizelim:
'20 icracı bakana aynı sayıda bakan yardımcısı. Bakan ile müsteşar arasında koordinasyonu sağlayacak. Milletvekili sıfatı olmayacak. Dışarıdan atanacak.  Öğrenim koşulu yok, deneyim asıl. Özel sektörden gelmesi tercih sebebi.'
Gerçi fikrini sormak üzere aradığım Anayasa Profesörü Ergun Özbudun, bakan yardımcılığının Türkiye'de 'bir ilk olmadığını', 1930'larda kısa süre denenip vazgeçildiğini aktardı. Buna karşın, 'Sizce başkanlık rejimine yumuşak bir geçiş mi?' soruma 'Daha çok teknik bir reorganizasyon gibi görünüyor' demekle yetindi.

KUZU: EVET, AMERİKAN SİSTEMİNİ ANDIRIYOR
Anayasa Komisyonu Başkanı AKP'li Burhan Kuzu'nun yanıtı daha netti:
 'Evet, Amerikan sistemini andırıyor. Orada da 12 icracı bakanlık ve hepsinin de yardımcısı var. Mantık ise şu: İdari görevleri sürdürecek bir bürokrat zaten var, müsteşar. Bu, bakana gerçek anlamda bir yardımcı tayinidir. Bir nevi yüksek danışman olarak görmeli. '
Başbakan'ın 'hocam' diye hitap ettiği, Kuzu, bu çalışmada yer almamış. O da televizyondan izlemiş. Hukuki açıdan görüşünü sordum.  Anayasanın 'Bakanlıkların kurulması ve bakanlar, bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatı kanunla düzenlenir' diyen 113. Maddesini anımsatıp 'Anayasal bir problem yok' dedi. Önemsediği bir ayrıntıyı daha paylaştı:
'Bakan yardımcısının siyasi sorumluluğu olmayacak. Bir kararnamenin altına imza atamayacak. Aslında Amerikan modelinde bakanların da siyasi sorumluluğu yoktur. Bizde var.'

ERDOĞAN 18 NİSAN 2010'DA NE DEDİ
'Başbakan yardımcılığı, başkanlık sistemine geçişin ön adımıdır' tezine itiraz edenler için bir alıntıyı paylaşayım. 18 Nisan 2010'da atv'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan, söz başkanlık sisteminden açılınca 'başkanlık sistemine geçişin bir alıştırmasıdır' deyip şunları söylüyor:
'Başkanlık sisteminde başkanı halk seçiyor, burada da diyoruz ki 'Cumhurbaşkanını halk seçsin'.  Bunun altında kongre ve hatta Bakanlar Kurulu, 25-26 tane bakan olmasına da gerek yok, onların da yeniden dizayn edilmesinde faydalar olacaktır. Belki o zaman sayı 14-15'e inecektir ama bakanın altında bakan yardımcıları olacaktır. Dolayısıyla sistem çok daha farklı, daha güçlü bir şekilde çalışma imkanını yakalayacaktır' Başbakan, ''Sizin kafanızda bir proje olduğu çok belli' hatırlatmasına ise şu yanıtı veriyor:
'Model var.'

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler