• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
25 Ocak 2013 Cuma

Ayrımcılığın dehlizleri

2005 baharında, geniş katılımlı bir ekonomi toplantısını izlemek üzere Atina'ya gitmiştim. 
Haberler geçilip işler bitti. Soluğu müzik mağazalarının bulunduğu bir pasajda aldım. Tavandan yan yana sarkıtılmış pırıl pırıl buzukileri görünce, dükkandan içeri girdim. Ağacına, işçiliğine göre fiyatı değişen buzukileri sorduğum dükkan sahibi, nereden geldiğimi merak etmişti.
'Türkiye' dedim. 
Gayrıihtiyari ve hızla, şu iki sözcük döküldü ağzından: 'No problem!' 
Kalakaldım. Gözüme kestirdiğim buzukinin akordu sanki o an bozuldu.
Dükkan sahibini, seksen yıllık bilinçaltıyla baş başa bırakıp çıktım. 
O gün, bilinçaltı kıvrımlarına gizlenmiş ayrımcılığın; açık  ayrımcılıktan çok daha sorunlu ve sarsıcı olduğunu derinden hissetmiştim. Bir modernite hastalığı olarak tanımlanan gizli ayrımcılık; dış görünüm, deri rengi, boy bostan ziyade; kültürel ve kurumsal kodlar üzerine kuruluydu. Ve tam da bu nedenle, akademisyenler, hukukçular, siyasetçiler ve gazetecilerde karşılığını bulması, hazin evet; ama tuhaf değildi.

BULANIK HAT
Meclis'teki anadilde savunma tasarısı oturumu, bu sinsi hastalığı bir daha hatırlamamıza vesile oldu. Her ne kadar siyaset bilimci CHP İzmir Milletvekili Prof. Birgül Ayman Güler, 'Türk ulusuyla Kürt milliyeti eşit değil' sözünün ırkçılık içermediğini, bu alıntının parti programında yazdığını söylese de Pandora'nın kutusu açıldı bir kez. Prof. Süheyl Batum'un Prof. Güler'e destek vermesi tartışmayı daha da ilginç kılıyor.
Ne var ki, Güler'in cümlesinin yarattığı sarsıntı ve yol açtığı tepkilere bakıldığında, ulusalcılık ile ırkçılık algısı arasındaki hattın, bir hayli bulanık olduğu ortada.  
Öte yandan Güler'in bu sözleri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ulusalcılık kavramını tanımlamasından iki gün sonra sarf etmesi talihsiz bir rastlantı oldu. CHP lideri daha salı günü grup toplantısında 'Siz ulusalcı mısınız? Sosyal demokrat mısınız?' diye sorulduğunu belirterek, şu yorumu yapmıştı:
'Cehaletin bu kadarına ilk kez tanık oldum. Bizim altı okumuzdan biri milliyetçilik. Türkçesi de ulusalcılık. Biz elbette milliyetçi ulusalcıyız. Ulusalcılık kafatasçılık değildir. Bunu en güzel Mustafa Kemal Atatürk tanımlamıştır. Bu ülkede yaşayan kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, yaşam biçim ne olursa olsun herkesi kucaklıyoruz. Ulusalcılık budur.'
Prof. Güler'in sözlerinin, Kılıçdaroğlu'nun çizdiği çerçeveye ne kadar uyduğu, kucaklayıcı olup olmadığı kamuoyunun takdirinde.
Milliyetçilik ile ulusalcılığın aynı anlama gelip gelmediği ise bambaşka bir analizin konusu.
Ama dün sabah saatlerinden itibaren Güler'i ırkçılıkla itham etmek üzere açıklamalarda bulunan AK Parti kurmaylarına, Başbakan Erdoğan'ın, 12 Haziran 2011 seçimlerinden hemen önce, 'Ne Yahudiliğimiz, Ermeniliğimiz ne de affedersiniz Rumluğumuz kaldı' sözünü hatırlatmakta da hiçbir sakınca yok.
Keza, Kılıçdaroğlu'nun Suriye konusundaki tutumunun, yine hükümet kurmaylarınca, Alevi kimliğiyle ilişkilendirilmesi ayıbını da.
Gizli ayrımcılık, bu toprakların kadim bir hastalığı.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor